Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, zengin florası, arı ırk ve ekotip zenginliği ile güçlü üretim kültürü sayesinde dünyanın önemli bal üreticisi ülkeleri arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye'nin, 97 bin 253 ton bal üretimiyle dünyada ikinci, yaklaşık 8,7 milyon arı varlığıyla üçüncü sırada yer alan güçlü bir arıcılık ülkesi olduğuna dikkati çeken Demir, farklı bölgelerde üretilen çam, kestane, geven, yayla ve çiçek ballarının ulusal ve uluslararası pazarlarda önemli potansiyele sahip olduğunu kaydetti.
Demir, Türkiye'nin sahip olduğu zengin bal çeşitliliğinin önemli rekabet avantajı sunduğunu ifade ederek, her balın, üretildiği coğrafyanın iklimini, florasını ve geleneksel üretim kültürünü yansıttığını anlattı.
Bu çeşitliliğin, Türkiye'yi dünya arıcılığı açısından ayrıcalıklı konuma taşıdığına işaret eden Demir, yöresel ve karakteristik özelliklere sahip balların daha geniş pazarlara ulaştırılmasının hem sektörün gelişimine hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
'41 bal coğrafi işaret tescili aldı'
Demir, Türkiye'nin zengin bal çeşitliliğinin uluslararası platformlarda daha fazla tanıtılması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Coğrafi işaretli ballarımızın dünya pazarlarında hak ettiği değeri bulması için üretici örgütleri, kamu kurumları ve sektör paydaşları olarak ortak çalışmalar yürütmeliyiz. Bu ürünler, ülkemizin doğal zenginliğinin ve arıcılık kültürünün en önemli temsilcileridir. Türkiye'de ikisi uluslararası olmak üzere 41 bal, coğrafi işaret tescili aldı. Bu ürünler hem üreticiyi koruyor hem de tüketiciye güven veriyor.'
Demir, coğrafi işaret almanın önem taşıdığını ancak tescil sürecinin tek başına yeterli olmadığını bildirerek, 'Coğrafi işaretin alınması kadar tescil sonrasında ürünün denetiminin yapılması, üretim kriterlerinin korunması, etkin tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi ve pazarlama süreçlerinin güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Ancak bu sayede coğrafi işaretli ürünlerimiz gerçek değerine ulaşabilir ve üreticimize sürdürülebilir katma değer sağlayabilir.' değerlendirmesinde bulundu.
'Bal ve arı ürünlerinin yaklaşık yüzde 80'i ormanlardan elde ediliyor'
Biyoçeşitliliğin korunması ve artırılmasında arının ve arıcının rolünün büyük olduğuna dikkati çeken Demir, arıların, bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak ekosistemlerin devamlılığına katkı sunduğunu, arıcıların da bu doğal döngünün sürdürülebilirliğinde önemli görev üstlendiğini anlattı.
Demir, 'Ülkemizde kestane, ıhlamur, akasya, çam ve sedir gibi orman ağaçları ile ormanlık alanlardaki otsu ve çalı türleri dikkate alındığında, bal ve diğer arı ürünleri üretiminin yaklaşık yüzde 80'i orman ve orman sayılan alanlardan elde ediliyor.' diye konuştu.
'Ormanlar arıcılık için stratejik öneme sahip'
Ormanların arıcılık sektörü açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Demir, şöyle devam etti:
'Orman Genel Müdürlüğünce 2010'dan itibaren kurulmaya başlanan bal ormanları hem arıcılık hem de ormancılık açısından önemli bir kazanım. Bugün ülkemizde 103 bin 858 hektar ormanlık alanda yaklaşık 1 milyon 101 bin koloni kapasiteli 918 bal ormanı bulunuyor. Bu alanlar, arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülmesine önemli katkılar sağlamaktadır.'
Bal ormanlarının yalnızca üretime katkı sağlamadığını, aynı zamanda orman ekosistemlerinin korunması, odun dışı orman ürünlerinin değerlendirilmesi, kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve bölge ekonomilerinin güçlendirilmesi açısından da önemli katkılar sunduğunu bildiren Demir, gelecek dönemde ballı ve polenli bitki türlerinden oluşan bal ormanlarının sayısının artırılması gerektiğini kaydetti.




