YÜRÜYEN ZAMAN: Haydar Ünal

Sevgili dostum, hemşerim Şair Haydar Ünal: Toplumcu gerçekçi şiirleriyle; nefes almamızı, olaylara imgesel duyguyla bakmamızı sağlayan bir şair.

Şiirlerinde aşkı, yalnızlığı, acıyı, göçü, ölümü ve toplumsal yaraları öne çıkarmaktadır. Yaşadığımız topraklarda bunca acı, sömürü, baskı ve yaşamın her alanında adaletsizlikler varken bir şair bunları görmezden gelebilir mi? elbette gelemez. Haydar Ünal’da bunu yapmaktadır.

Haydar Ünal’ın son okuduğum, Yürüyen Zaman kitabı, başyapıt diyebileceğimiz nitelikte. Sivas katliamı ve buna benzer pek çok acının insan ruhunda bıraktığı izleri, içe dönük ama toplumsal hafızayı da diri tutmak adına; içinden geldiği gibi, akıcı, melodik ve etkileyici bir dille anlatmaktadır.

Kitabın adı “Yürüyen Zaman” Antik Çağ Yunan filozofu Herakleitos'un, "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" sözünü çağrıştırmaktadır. Yani, duran değil, insanın içinden geçen, onu değiştiren, yaşlandıran, bazen de yaralayan bir zaman anlayışını anlatmaktadır.

Şair Ünal, şiir dilini gösterişli olmaktan çok, içten olmaya yönlendiriyor. Özellikle kısa ve yoğun dizelerle duygu kurması, halk şiirinin yalınlığıyla modern şiirin ritmini birleştiriyor. Şiirlerinde kullandığı; imge, eğretileme ve betimlemeler okuru “anlam çözmeye” zorlayan kapalı bir şiirden çok, duygunun içinde yürüyen bir şiirle yolculuğa çıkarıyor.

Ünal’ın şiirlerinde, dikkat çeken başka bir yön ise, zaman kavramının yalnızca kronolojik olarak değil, vicdani ve toplumsal belleğin bir unsur olarak ele alması. Bu nedenle şiirlerde sık sık: yitirilmiş insanlar, eskimiş şehirler, kırılmış umutlar yerini alıyor.

Ünal, kitabına da adını verdiği “Yürüyen Zaman” şiirinde; zamanın, sessiz ama sürekli ilerleyen bir varlık gibi olduğunu, insan onun içinde sadece yaşlanmadığını, aynı zamanda değiştiğini, eksildiğini ve hatıralarla ağırlaştığını ifade ediyor. Kısa bir bölümünü sizlerle paylaşmak isterim.

“… Aklımda yol boyu kervanlar

Gidenin boşluğu olur

Uzunca bir süre kalır her yerde

Taşıyıp durursun

Gizemli yalnızlıkları

Kırılgan tedirginliğin telaşı içinde

Gecikilmiş

Henüz bir yere varılmamış

İçi yara

Dışı uzak günlerin

Karanlık solgun ay

Ne İster ki

Gülün büyüttüğü

Sarmal kederden başka…”

Haydar Ünal’ın, kişiliğinde olduğu gibi şiir anlayışında da içten, samimi, gösterişsiz ve yalın söyleyiş hakimdir. Bu tutumu, büyük eğretileme yerine daha sade ama duygusal yoğunluğu yüksek dizeler tercih etmesini de beraberinde getirmektedir. Bu yüzden şiir okurda “yüksek sesli bir etki” değil, derin ve uzun süren bir iç yankı bırakıyor.

Haydar Ünal, şiirlerini; insanın zamana karşı yenilişini değil, zaman içinde ayakta kalmaya çalışan ruh hâlini anlatan, hüzünlü ve düşünsel yönü güçlü bir şiir olarak değerlendirebiliriz.

Şair Ünal’a edebiyat yolculuğunda başarılarının devamını dileyerek yazıma son veriyorum.

Biyografi: Haydar Ünal, 1965 Sulakyurt / Kırıkkale doğumlu. Uzun yıllar Damar Edebiyat dergisi yazı işleri müdürlüğü ve editörlüğünü yaptı. Edebiyatçılar Derneği’nin kurucu üyeliğini ve genel sekter yardımcılığını yaptı. Kıbatek’in kurucu üyeliğini ve saymanlığını yürüttü. Şiirleri ve yazıları Yaba Öykü, Gerçek Sanat, Agora, Karşı, Evrensel, Damar, Edebiyat ve Eleştiri, Varlık, Milliyet Sanat, Cumhuriyet Kitap, Turnalar, Deliler Teknesi, Sincan İstasyonu vb. dergi ve gazetelerde yer aldı. 1989’da Petrol-İş Sendikası Şiir Ödülünü, Gelseydin O Gün’le 2001’de Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şiir Ödülünü ve 2001’de Sunullah Arısoy Şiir Ödülünü aldı. Şiirlerinde aşk, ölüm, hüzün, yolculuk gibi temaları toplumsal gerçekçi anlayışla işleyerek bireysel acıları toplumsal sorunlarla bağlantılandırdı.

Yayımlanmış eserleri: Sığmadım (1991), Yüzümdeki Nehir (1994), Gelseydin O Gün (2002), Yürüyen Zaman (2025)