YOKLAMASI EKSİK: 1915


1915…
Bir şehir düşün; sokakları sessiz ama kalbi gürültülü.
Sıraları dolu ama yoklaması eksik bir okul…

Çanakkale Savaşı sadece cephede yaşanmadı o yıl.
Bazı savaşlar sınıflarda başladı.

İstanbul’un köklü bir lisesinde, henüz bıyığı terlememiş çocuklar…
Defterlerinin arasına hayallerini değil, vedalarını sıkıştırdılar.
Kalemlerini bıraktılar, ellerine tüfek aldılar.
Bir sınava girdiler… ama bu sınavda doğru cevap “geri dönmemekti.”

Tahtada yarım kalan cümleler vardı.
Sıralarda açılmamış kitaplar…
Ama en çok da kapıda bekleyen bir sessizlik.

Kimse yüksek sesle söylemedi belki ama herkes biliyordu.
Gidenler, dönmeyecekti.

Bir öğretmen düşün…
Yoklama defterini açıyor.
İsimleri tek tek okuyor…
Ve sınıf, cevap veremiyor.

Çünkü o gün, bir sınıf değil; bir millet ayağa kalkmıştı.
Ve o çocuklar… birer öğrenci değil artık, birer hatıraydı.

Bir annenin içi yanıyor o sırada.
“Daha dün başını okşadığım çocuk, bugün toprağa mı emanet?” diye soramıyor bile.
Çünkü cevap, çoktan yazılmış.
Vatan söz konusuysa, gerisi gerçekten susuyor.

Onlar ölümü bilmiyordu belki…
Ama vazgeçmemeyi biliyorlardı.
Korkuyorlardı belki…
Ama geri dönmemeyi seçtiler.

Bir sabah uyandılar ve çocuklukları bitti.
Aynı gün, bir millet yeniden doğdu.

Toprağa düşen her biri, bir isim değil artık…
Bir cümle oldu.
Bir duruş oldu.
Bir miras oldu.

Bugün o okulun koridorlarında yankılanan şey ayak sesleri değil…
Eksik kalan bir neslin suskunluğu.

Ve insan şunu anlıyor…
Bazı zaferler kazanılmaz sadece,
bazı zaferler… bir neslin geri dönmemesiyle yazılır.

Çünkü mesele geçmişi anmak değil…
O geçmişe yakışır bir gelecek kurabilmektir.

Peki…
Bir milletin kaderi yazılırken, kalemini bırakıp canını ortaya koyan o çocuklara bugün ne kadar layığız?

Onlar geri dönmemeyi göze alırken, biz bugün neyi göze alabiliyoruz?

SONSÖZ

Çanakkale’de kanlarıyla yazdığınız destan, bugün bizlere yol gösteriyor.

Her karış toprağınız, her düşen nefesiniz, bir milletin kaderini değiştirdi.

Sizler geri dönmemeyi göze aldınız; biz de sizin mirasınıza sahip çıkarak, vatanı ve bağımsızlığı korumayı asla unutmamalıyız.

Atatürk’ün izinde, cesaretiniz ve fedakarlığınız bizlere ışık oluyor; ruhunuz önümüzde her zaman bir pusula olacak.

Başta Atatürk olmak üzere, Çanakkale şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun; Allah’tan rahmet diliyoruz.