Yasakların cenneti Beyoğlu'nun gizemli kodları

Bir şeylerden bahsederken kendinden bahsedenlerden pek haz etmem ama kendim sıkça yaparım. Aleme veririm talkımı kendim yutarım salkımı. Az sonra anlatacaklarım da bunlardan  bir tanesi. Son İstanbul beyefendileri Ercüment
Ekrem Talû ve maç spikerliği gurusu Muvakkar Ekrem Talu soyundan gelme doğuştan gazeteci torun Umur Talu okumalara doyamadığım 'Edebi ve Edepsiz BEYOĞLU Bohem Bir Rehber' kitabının arka yüz yazısında beni neyin çok iyi
yakaladığını anlatmış; Şehrini hiç bırakmayan Umur Talu her sokağa kendinden bir parça yerleştirerek Cadde-i Kebir'i arşınlıyor.

Zaman zaman başkaları da eşlik ediyorlar ona yazarlar, şairler, bazen yalnızca
kitaplar, en çok kitaplar, filmler. Ama bu bir anı kitabı da değil. Bir semtin zamanlar boyunca dönüşümünün, değişiminin, insanlara ayak uydurma serüveninin öyküsü. Büyük bir Beyoğlu Kitaplığı. Edebiyatın, edepsizliğin, avare gezenlerin kokusunu
taşıyan zarif bir kaos. Kitabın sayfaları arasında Eftalkos'ta Sait Faik'e rastlayacaksınız. Park Otel'de Yahya Kemal olacak. Nazım Hikmet ilk şiirini yazacak. Cemal Süreya bir şiir daha okuyacak. Yusuf Atılgan yürürken Aylak Adam'a rastlayacak.

Bihter ile Zavallı Necdet aynı yerden alışveriş yaparken belki aralarda bir yerlerde eğlence peşindedir Behlül...Satırların arasında belki defalarca geldiğiniz belki de hiç görmediğiniz Beyoğlu'nun çapkın, yılgın, ayyaş, serseri, entellektüel, zıpkın,
hayalperest ve bohem yüzleri sizinle arşınlayacak caddeyi. Kadıköy Maarif Koleji yatılı öğrencisi olarak okuduğum yıllarda ucundan kenarından dokunduğum Beyoğlu'nda hep Paris'in mesela Montparnasse’ın entellektüel havasını, mesala Pigalle’in edepsiz tarzını soludum. Jean Paul Sartre ve Simone De Beauvoir
Café de Flore’un bizimkiler Markiz’in müdavimiydiler. Çarşamba öğleden sonraları
vapura atladığımız gibi Karaköy, Yüksek Kaldırım üzerinden ver elini Beyoğlu yapardık.

Çocukluktan ergenliğe geçmekte olan delikanlının bu güzergahtaki duraklarını siz
tahmin edersiniz. Yasakların cennetiydi Beyoğlu.

Alkazar vb. sinemalarda bilgi ve görgü arttırıcı parçalar atarlardı filmlerin arasına. Devrimci ve protestocu ruhumuzu da Atatürk’ün Bursa Nutkunu dağıtarak
perçinlerdik. Meraklısını içine alan özel bir kokusu vardır Beyoğlu’nun. Lise sonrası tam bahtımın rüzgarına kapılıp İstanbul'u ve Beyoğlu'nu yaşayacakken... Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesini kazanmış olmak ve basketbol uğraşını sürdürüp geleneksel formatta kalmanın cazibesi beni ahtapotun kolları Beyoğlu'ndan çekip aldı.

O gündür bugündür İstanbul'a dönmüş olmama rağmen Beyoğlu uzaktan sevmenin tadını yaşarım.