‘Yapay Zeka’ Döneminde, Gündem Yağmur Duası!

24 Nisan Cuma sabahı, tıklım tıklım dolu televizon haberlerini izliyoruz. Önceki gün kutlanan 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda kayda geçen haberler, okullardaki saldırılar, kadın ve çocuk cinayetleri, TBMM’de genel kurula geciken Ak Partili milletvekilleri ile MHP’li Meclis Başkanı Celal Adan’ın tartışmaları, günlerdir aç-susuz yürüyerek Ankara’ya gelen çıplak madencilerin polis barikatlarındaki mücadeleleri, ABD ve İsrail’in, Coğrafyamızda sürdürdüğü savaşlardan yansıyanlar... Derken çok ilginç bir habere takılıyorum; TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu) Bütçesine Yağmur Duası Fonu eklenmiş ve bu fona 3 milyon Türk Lirası da ödenek ayrılmış.

Haberin sunucuları, uzun yıllar önce gösterime giren ve yıllardır ilgiyle izlenen Kemal Sunal’ın “Üç Kağıtçı” filmini anımsatıyorlar. Almanya’dan Türkiye’deki köyüne dönen Kemal Sunal, köyünde din adamı görünümlü bir sarıklı sakallıya para ödeyerek yağmur duasına çıkan köylülere tepkiler gösteriyor; günlerce yapılan yağmur dualarına karşın yağmayan yağmur, Kemal Sunal’ın bacaklarındaki romatizmaların sızlamaya başlaması ve “Şimdi yağmur yağacak” iddiası ile devam ediyor ve gerçekten yağmur yağıyor, köylüler de Kemal Sunal’ın erişmiş olduğuna inanarak onun peşine takılıyorlar, onu belediye başkanı seçiyorlar...

Bu filmin yapımından 45 yıl sonra Türkiye’yi yöneten iktidarın, yeniden Yağmur Duası ile ilgilenmesi ve TÜBİTAK’ın bütçesine Yağmur Duası Fonu ekleyerek buraya 3 milyon TL bütçe ayırması, tamamen o filme benzetiliyor ve çok ilginç bulunuyor. Üstelik kurak geçirdiğimiz birkaç yılın arkasından en verimli yağışların yaşandığı ve toprağımızın büyük ölçüde suya doyduğu günümüzde nereden gerek duyulup akıllara geldiyse ‘Yağmur Duası’ bilimsel araştırmalar gündemine getiriliyor ve bir fon kurularak ödenek ayrılıyor.

TÜBİTAK, bundan yıllar önce düzenlenen bir ‘Bilimsel Araştırma Yarışması’nda da, “Tillo’nun Erenleri” konulu bir çalışmaya ödül vermiş, bu haber, bir süre gündemi meşgul etmişti. Siirt’in tarihi bir ilçesi olan Tillo, geçmişten günümüze tarikatları, türbeleri, medrese ve isim yapmış erenleri ile tanınıyor. TÜBİTAK’ın ödül verdiği çalışmanın, Tillo’nun Erenleri ile ilgili nasıl bir bilimsel bulguyu ortaya koyduğunu bilemiyoruz tabi ki!

Geçtiğimiz 30 Kasım 2025 Pazar günü sabahı ÜLKE tv’de ilginç bir habere takılmıştım; İstanbul’da Rami Kütüphanesi’nde İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ve İstanbul Medeniyet Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen “Sanattan Tevhide Dönüş Çalıştayı” başlıklı bir haber veriliyordu. Arada Kur’an okumaları ile devam eden haberde, “Sanatın ötelediği Tevhide dönüşü” amaçlayan bir hareketin başlatıldığı anlatılıyordu.

Sanat, genel anlamıyla, “İnsan yaratıcılığının ve hayal gücünün ifadesi” olarak anlaşılır, Bilim ve Teknoloji ile kol kola yürür ve birlikte gelişir. Tevhid ise “Allah’ın varlığına, birliğine, tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığına, eşi ve benzeri bulunmadığına, tek yaratıcı olduğuna inanmak” şeklinde tanımlanıyor.

İslam Dünyası’nda da, Osmanlı’da da bilim ve sanatla uğraşmak, resim ve heykel yapmak, Allah’a şirk koşmak sayılıyordu, yaşam alanlarında bulundurulması da tamamen günah ve yasaktı. İleri yaşlarda olan dindar kesimlerin çocukları hatırlayacaklardır, ev ve iş yerlerinde resim ya da heykel bulundurulmazdı. Zaten İslam Dünyası da Osmanlı İmparatorluğu da Tevhid üzere yaşadığı, bilim, sanat ve teknolojiyle tanışamadığı için çağa ayak uyduramadı, dağıldı gitti.

Sosyal medyada bir takım haberlere rastlıyoruz, bilim ve teknolojisini geliştiren bazı dış güçler, istedikleri ülkelere istedikleri şekilde yağmurlar yağdırabiliyorlar ya da yağacak yağmurları engelleyerek kuraklığa sürükleyebiliyorlarmış! Bu iddiaların gerçeklik payını bilemiyoruz tabi ki ama, 1997 yılında görevli olarak Başbakan Necmettin Erbakan’ın Hac ziyaretine katılmıştım, aşırı kurak çöl ikliminin hüküm sürdüğü ‘Kutsal Topraklar’da, Suudi Arabistan Krallığı’nın, Kızıldeniz’in aşırı tuzlu suyunu arıtarak Mekke ve Medine gibi şehirlere, tarım alanlarına dağıtan teknooljik sistemler kurdurduğunu öğrenmiştik.

Bilim ve teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, şimdi dünyamız, Yapay Zeka dönemine giriyor, bizler Tevhid’e, Nas’a, Yağmur Duaları’na yönlendiriliyoruz. Bu yönelişler, gerçekten kutsal inançlarımıza saygı ve bağlılığımızdan mı kaynaklanıyor, yoksa siyaset malzemesi olarak mı kullanılıyor, anlayamıyoruz!..

Dileriz ki, Allah’ın bizlere bahşettiği aklımızı kullanmaya, doğru olan yolda yürümeye başlayalım.