Kaygı çoğu zaman tek başına “zihinsel bir durum” gibi düşünülür, oysa bütün bedenin katıldığı bir deneyimdir. Sınav dönemi yaklaşırken öğrencilerde sıkça görülen mide ağrıları, baş dönmeleri, nefes darlığı ya da kalp çarpıntısı aslında “bedenin kendini ifade biçimi”dir. Beyin kaygıyı hissettiğinde, vücut bu duyguyu fiziksel bir alarm sistemiyle dile getirir. Aynı bir yemek yediğinizde ve bunun size iyi gelmediğini karın ağrısı ile hissettiğinizde olduğu gibi…
Beyinden Bedene Uzanan Zincir
Kaygı başladığında beynin amigdala bölgesi “tehlike var” sinyali gönderir. Bu sinyal sinir sistemi aracılığıyla vücuda yayılır ve kısa sürede “savaş ya da kaç tepkisi” devreye girer.
Bu esnada adrenalin salgısı artar, kalp hızlanır, kaslar gerilir, nefes alışverişi hızlanır. Bu zincirleme tepki, öğrencinin sınav salonundayken yaşadığı “kalbim küt küt atıyor”, “ellerim terliyor”, “midem düğüm düğüm gibi” ifadelerinin biyolojik temelidir.
Kaygının En Sık Görülen Fiziksel Belirtileri
Kaygının bedendeki yansımaları kişiden kişiye değişir. Ancak sınav kaygısı yaşayan öğrencilerde en sık gözlenen belirtiler şunlardır:
- Kalp çarpıntısı ve göğüs sıkışması: Adrenalin artışı kalbi daha hızlı atmaya ve kan pompalamaya zorlar.
- Mide bulantısı ve karın ağrısı: Beyin ve bağırsaklar arasındaki bağ nedeniyle stres mideyi doğrudan etkiler.
- Kas gerginliği ve baş ağrısı: Sürekli tetikte kalma hali kasları kasılı tutar. Ve burum baş ağrısı olarak da ü usa yansır.
- Terleme ve titreme: Vücut ısısı artar, sinir sistemi aşırı uyarılır.
- Ağız kuruluğu ve nefes darlığı: Stres altında nefes yüzeyselleşir, oksijen akışı azalır.
- Uykusuzluk ve yorgunluk: Kortizol dengesinin bozulması, uyku döngüsünü olumsuz etkiler.
Bu belirtiler “hasta olmanın” değil, kaygının bedensel dışavurumunun işaretleridir.
Bedenini Tanıyan, Kaygısını Yönetir
Kaygı anında bedenin verdiği sinyalleri fark etmek, onu yönetmenin ilk adımıdır. Öğrenci kalp atışını ya da nefesini kontrol edemediğinde paniğe kapılır; ancak bunların doğal tepkiler olduğunu bilirse bedeniyle işbirliği kurar.
Derin nefes almak, kısa yürüyüşler yapmak, kas gevşetme egzersizleri uygulamak, vücudun alarm sistemini yavaş yavaş sakinleştirir.
Velilere ve Öğretmenlere Düşen Rol
Kaygının bedensel belirtilerini “abartı” ya da “numara” olarak görmek, öğrenciyi daha da zorlar. Oysa bu belirtiler gerçektir.
Çocuğunuz sınav sabahı “mide ağrım var” dediğinde, belki de gerçekten fiziksel bir rahatsızlığı değil, yoğun bir kaygıyı yaşıyor olabilir.
Empatiyle yaklaşmak, “seni anlıyorum” diyebilmek ve birlikte rahatlama tekniklerini denemek, öğrencinin stresinin bedensel yansımalarını hafifletir.
Son Söz
Kaygı zihinden başlar ama bedende yankılanır. Bu yankıyı duymayı, tanımayı ve sakinleştirmeyi öğrenmek, kaygının en güçlü panzehiridir.
“Değerli okuyucularım, yazılarım ile ilgili görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşmanızı çok isterim. Geri bildirimlerinizi info@sakiripek.com adresine gönderebilirsiniz. Teşekkürler!”