Vehbi Koç ile Bir Röportajım

Bir gazeteci olarak yaşamımda tanıştığım ve başbaşa söyleşiler yaptığım çok ünlü isimler oldu. Süleyman Demirel ile Ankara’da ünlü Güniz Sokaktaki evinde yaptığım söyleşi, bir dönem Malatyalılara hitabeden bir gazeteci olarak, Malatyalı Başbakan ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile defalarca başbaşa görüşmelerim, henüz MHP adını almadan önce MÇP Genel Başkanı olan Alparslan Türkeş ile 1968’lerde Ülkücü Hareket’in ilk neferlerinden birisi olarak günlerce Adana ve Osmaniye’de miting meydanlarındaki koşuşturmalarımız, 1987 yılında MÇP Genel Sekreteri olan Osmaniyeli hemşerim Devlet Bahçeli ile Ankara’daki parti merkezinde başbaşa görüşmemiz, Başbakanlık Basın Müşaviri kadrosunda iken 1997 yılında Başbakan Erbakan ile kutsal topraklara Hac ziyaretimiz ve 1997 yılından 2002 yılına kadar Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Hüsamettin Özkan’ın basın müşaviri olarak, 1974’te Kıbrıs fatihi, 1999’da Abdullah Öcalan’ın Afrika’nın Kenya ülkesinden yakalanarak getirilmesi operasyonunda Başbakan olan ünlü politikacı Karaoğlan Bülent Ecevit ile nice anılarım oldu.

Cumhuriyetimizin ünlü politikacılarından Adanalı Kasım Gülek ile 1984’lerde Adana Baraj mahallesindeki iki katlı tarihi evinin bahçesinde kamelyanın altında Fransız kökenli eşi ile birlikte saatler süren söyleşimiz, Güneydoğu’nun ünlü politikacılarından Ahmet Türk ile 1985’lerde Mardin’de Kasrı Kanco Çiftliğinde unutamayacağım Mırra’lı ziyafet, TBMM’de Tuncelili unutulmaz politikacı Kamer Genç ile söyleşilerimiz...

Ünlü sinema ve ses sanatçılarından 1973 yılında İstanbul Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nda birlikte aynı sınıfta okuduğum ve mezun olduğum Tarık Akan, 1985 yılında ünlü Türk Sanat Müziği Sanatçısı Emel Sayın ile bir temizlik ürününün tanıtım kampanyası için Tan gazetesi adına üç gün süren Malatya’daki çalışmalarımız, konuk olduğumuz bir evde Emel Sayın’ın kahve falıma bakması, 1988’lerde Ankara’da Dedeman Oteli salonlarında düzenlenen Malatyalılar Gecesi’nde protokoldeki Başbakan Turgut Özal’ın resmini çekmekte iken sahnede şarkı söyleyen ünlü sanatç Gönül Yazar tarafından “Çekil şuradan be” denilerek sahne kenarına itilişim...

Son günlerde sosyal medyada Koç Holding’in 100. yıldönümü anma etkinlikleri kapsamındaki paylaşımları izlerken klibin son anlarında sahnede beliren ve izleyicileri selamlayan Vehbi Koç’u gördüğümde bir anda kendimi kırk yıl öncesinde buldum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından başlayarak sanayi, teknoolji, bankacılık ve ticaret alanlarında Türkiye’nin bir numaralı ismi olan Vehbi Koç ile 1983 yılında Adana’da başbaşa yaptığım söyleşiyi anımsadım.
Çalışmakta olduğum Adana’nın bölge gazetesi Ekspres’te, “Vehbi Koç Adana’ya gelmiş, git onunla röportaj yap” dediler, bulunduğu adresi elime tutuşdurdular. Adana’dan Mersin yönüne giden ana yol üzerindeki bir sanayi kuruluşunda Vehbi Koç ile buluştuk. Ülkenin en büyük sanayicisi, iş adamı Vehbi Koç ile başbaşa çaylarımızı yudumladık ve unutulmaz bir söyleşi gerçekleştirdik.

1902 doğumlu olan ve 1996 yılında yaşamını yitiren Vehbi Koç, son derece mütevazi, güler yüzlü, hoşsohbet bir insandı. İş yaşamındaki başarılarını anlatırken, cesaret, azim ve kararlılıktan söz ettikten sonra şöyle bir cümle daha kurmuştu:
“İş hayatında, sizinle çalışmakta olan birisi, işini beğenmeyip ayrılmışsa ve bir süre sonra geri dönmüşse onu asla geri işe almayın. Ben bu hususa çok dikkat ettim, iyi kadrolar kurdum, çalışanlarımla birlikte başardım ve çalışanlarımı da hiç mutsuz bırakmadım...”

O günlerde 80 yaşını aşmış ve sağlıklı bir yapıya sahip olan Vehbi Koç, sağlıklı yaşam konusunda da unutamadığım şöyle bir söz etmişti:

“Beslenmeme çok dikkat ederim, aşırı yemekten kaçınırım. Bir de her akşam bir kadeh Viski içerim...”

Beyaz eşya, otomotiv sanayi, bankacılık, ithalat ihracat alanlarında Türkiye’nin bir numaralı ismi olan Vehbi Koç, sürekli gündemdeydi ve onun başarılarını övenler kadar doğru ya da yanlış bir takım eleştirilerde bulunanlar da oluyordu; kimi Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda küçük bir bakkal olduğunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu tarihi binanın çatısına kiremit taşıyıp sattığını, Evangelist olduğunu ve dış güçler tarafından desteklendiğini öne sürenler bile vardı.

Hani, “Meyva veren ağaç taşlanır” derler ya, tam da öyle... Günümüzde halen kurduğu sanayi, teknoloji ve ticari kuruluşlar daha da büyüyerek varlıklarını sürdürüyor, ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar. O halde “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” demek istiyorum. İş dünyamızın unutulmaz ismi Vehbi Koç’u, saygı ve rahmetle anıyorum.