VALİLER İL BAŞKANI MI? (2)

Bugün ülke genelinde 81 vali 800 civarında kaymakam bulunuyor. Bir o kadar da vali yardımcıları var. Bu valilerin, vali yardımcılarının ve kaymakamların tamamının AKP iktidar yandaşı olduğunu ve iktidarın hukuk tanımaz emirlerini uyguladıklarını söylemek olanaksızdır. Ama bu kişilerin yüzde 80’i AKP militanı gibi çalışıyor.

Ama içlerinde giderek sayıları artan ve vali olduğunu unutan AKP militanı valilerin sayısı giderek arttı. Bu valiler, devlet memuru olduklarını unutuyorlar. Kendilerini öyle kaptırıyorlar ki mikrofonu bir toplantıda ellerine geçirir geçirmez çok eskide Elazığ Valisi Muammer Erol gibi konuşuyor.

O tarihte Elazığ Genç İşadamları Derneği’nin düzenlediği ‘Afrika Ülkeleri Tanıtım ve Afrika Ülkeleri ile Ticaret’ toplantısında konuşan Vali Muammer Erol, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı yere göğe sığdıramıyordu. Vali coştukça coşuyor.

Elazığ’da Akgün Oteli sıcak Valinin keyfi yerinde…

Esnaflar dükkânını kira ödeyemediği için boşatmış…

İşçiler Başkent Ankara’nın göbeğine “işsizlik ve açlık çadırı” kurmuş… Vali Muammer Erol’un umurunda mı? Yağ çekmenin, yağlamanın cezası var mı?

O tarihte sorulmasına bile cesaret edilmeyen konuların bugün ortaya çıkarıldığına işaret ediyor ve sözü Başbakan Erdoğan’a getiren Vali Erol şunları söylüyor: 

-Milletimizin sağduyusu dedi ki, ‘Ben kavga gürültü istemiyorum, ben adam gibi idare edilmek istiyorum. Gidip de Amerika devlet başkanının karşısında bir milyon için hazır duran bir başbakan istemiyorum. Ben, ‘one minute’ diyen bir başbakan istiyorum. Bütün bunların başında istikrar var, sağduyu var.‘ O gündür AKP, “ahreti verip, iktidarı satın” almıştı. O tarihte Vali olan Muammer Erol, Cumhuriyetin valisi olduğunu unutuyor. Osmanlı ve Fethullah Gülen hayranlığını konuşmasının satır aralarına sıkıştırarak sözlerini şöyle tamamlıyordu:

-Dünyanın, bu milletin Osmanlı döneminde yaşadığı ve yaşattığı güzelliklere bir kez daha yaşamaya ihtiyacı var. Biz imansız, ihlâssız övündüğümüz değerler olmazsa, bir zenginlikle hiçbir yere gidemeyiz. Hiçbir şey de elde edemeyiz. Elde edilse bugün o Afrikalardaki, İngilizler, Fransızlar elde ederlerdi. Karşı durulmaz güçler de oralara gitti. Tahakkümlerini kurdular, okullarını yaptılar, ama bugün sizin o 10 tane öğretmenin kazandığı gönülü hiç biri kazanamadı. 

O öğretmen arkadaşlarımız niye gittiler? Zengin olmaya mı gittiler? Para kazanmaya mı gittiler? Hayır. Sadece, ‘Rızai ilahiye sebep olacak bir amelimiz olabilir mi?’ diye gittiler. (Fethullah Gülen’in okullarına işaret ediyor!) 

Ticaret de böyle bir şey için yapılabilirse kazanılabilir. Sadece bu dünyada kazandırmak için yapılan ticaretin, sahibine hayrı olduğunu görmedim. Çünkü bir süre sonra kişiyi ilkesizleştirir, canavarlaştırır, sömürgeci olur, zalim, kapitalist, emperyalist olur. Ama bizim neslimiz, bizim geçmişimiz, herhangi bir zulüm tablosuyla kirlenmedi, güzellik götürmekle şereflendi. Bundan sonra da inşallah bizler de o şekilde şerefleneceğiz.

Müftü bey toplantıda yok. Ben de ortalığı boş buldum, biraz yeşil gidiyoruz. Övülen ticaret ve yerilen ticaret nedir? Yerilen ticaret, hani lanet olsun denilen, ahreti verip dünyayı satın aldılar denilen ticaret, övülen de bunun tersidir. Kalıcı olana itibar etmek lazımdır. Sonsuz olanı bu dünyada kazanabilmemiz mümkün. O halde gelin karlı bir ticaret yapalım. İnsanlara hayır ve fayda götürme maksatlı yapalım, kendi kasanınıza girecek, 3-5 kuruşa aldanmayın.

Bu kafa ile devlet kadrolarını ellerine geçirenler Türkiye’yi yönetiyor. 

Gelinen nokta teokratizmin işaretlerini veriyordu. Bu günde siyasi iktidarın il başkanı gibi davranan bu vali ve öteki kadrolaşmalar imamistan devletine 23 yıldır devam ediyor. Yalan mı?