“Uyum Adına Kaybolmak”

İnsanlar çoğu zaman “kendin ol” cümlesini romantik bir tavsiye gibi dinler ama gerçek hayatta bunun bedelini ödemeye kimse gönüllü değildir.

Çünkü “kendin olmak” çoğu zaman alkış getirmez, onay toplamaz, hatta bazen açık bir dışlanma sebebidir. Bu yüzden toplumun büyük bir kısmı görünmez bir anlaşmaya razı olur: Gerçek benliğini geri çek, yerine kabul edilebilir bir versiyonunu koy.

Toplum ise bu anlaşmayı ödüllendirir. “Uyumlu” insan makbuldür. Sessiz olan, fazla sorgulamayan, sınırları zorlamayan…

Çünkü bu tip insanlar sistemi rahatsız etmez. Soru sormaz, düzeni sarsmaz, konfor alanını tehdit etmez. Böylece birey yavaş yavaş şunu öğrenir: Görülmek istiyorsan biraz eksilmelisin.

Bu noktadan sonra tehlike başlar. İnsan kendi düşüncelerini törpüler, duygularını filtreler, tepkilerini yumuşatır. Bir süre sonra sadece davranışları değil, kimliği de düzenlenmiş bir şeye dönüşür. Artık “ne düşündüğü” değil, “ne kadar kabul edilebilir olduğu” önemlidir.

Sessiz ve sorgulamayan insan ile “sorun çıkarmayan birey” arasında sanıldığı kadar fark yoktur; biri sadece bu rolü daha erken kabullenmiştir. Diğeri ise hâlâ buna “uyum” adı vermeyi tercih eder.

Nefret en azından gerçektir. Reddedilmek bile dürüst bir tepkidir. Ama sahte bir kabul, insanı yavaş yavaş içten içe çürütür. Kişi bir süre sonra şunu fark eder: Etrafında onu onaylayan insanlar vardır ama o “kendisi” olarak orada değildir.

Sevilen şey, onun inşa ettiği maskedir.

En acısı da şudur: Bu düzen çoğu zaman fark edilmez. İnsanlar buna “olgunlaşmak”, “topluma uyum sağlamak”, “hayatı öğrenmek” gibi isimler verir. Oysa çoğu zaman olan şey basittir: İnsan, kabul edilmek uğruna kendinden vazgeçmiştir.

Gerçek olmak cesaret ister, çünkü gerçek olmak her zaman onay getirmez. Bazı insanlar seni olduğun gibi gördüklerinde geri çekilir. Bazıları rahatsız olur. Bazıları da seni olduğu halinle kabul edemez. Ama tüm bunlar, sahte bir kalabalığın içinde yalnız kalmaktan daha dürüst bir yalnızlıktır.

Çünkü sahte kabul kalabalık yaratır ama aidiyet yaratmaz. İnsan çok kişi tarafından “kabul görür” ama çok az yerde “gerçekten var olur”.

Herkes tarafından onaylanmak mümkün değildir. Ama herkes tarafından onaylanmak uğruna kendini silmek, insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıktır.

“Gerçek kimliğin yüzünden nefret edilmek, olmadığın bir şey yüzünden sevilmekten iyidir.”
- André Gide