Kadına ve çocuğa yönelik her türlü şiddetten erişkin tüm insanlar utanmalı da, asıl utanması gerekenler; şiddeti uygulayan, tasarlayan, azmettiren veya suçluları koruyanlar başta olmak üzere erkekler. Gerçekten tüm erkeklerin utanacağı bir süreci yaşıyor Türkiye ve Dünya.
İsimlerini sıkça duyduğumuz, yüzlerini çok gördüğümüz bazı devlet başkanlarına, cumhurbaşkanlarına, başbakanlara, bazı siyasal partilerin genel başkanlarına, kadın veya erkek sözcülerine bakar mısınız, nasıl gülebiliyorlar, nasıl yatabiliyorlar, nasıl uyuyabiliyorlar, nasıl yemek yiyebiliyorlar, nasıl çay, kahve içebiliyorlar, çocuklarına, eşlerine, arkadaşlarına nasıl sarılabiliyorlar, attıkları veya atılan kurşunlarla, bombalarla çocuklar, anneler, babalar, hayvanlar öldürülürken, katledilirken, suyu, havası ve toprağı ile doğa kirletilirken, mahvedilirken, Dünya yerin üstündeki cehennem haline getirilirken, nasıl…
Çok uzun ve kitaplara sığdırılması bile çok zor olan cümlenin sonuna soru işareti koymak gereği duymadım, çünkü soru değil, akıl ve duygudan yoksunların acınası, utanılası, korkulası vahşetlerini anlatmaya çalışırken kullandığım “nasıl” kelimesi.
Haydi, diyelim ki nasıl kelimesini kullanırken tanımlamak istediğim insanlar, her yerde, her yetkili (!) makamda, her uzmanlık (!) alanında, gerçekten var. Hatta az sayıda olsalar da bu kişilikler kin ve nefretin etkisiyle çıldırmış gibi, çılgın gibi de davranabilirler. Buna çılgınlık üstü bir kişilik hali de denebilir. Böyle insanlar nasıl yetişti, nasıl yetiştirildi, dahası böyle insanları yetiştirenler de kimler tarafından, nerelerde, hangi yaşlarda ve nasıl yetiştirildi?
Daha çarpıcı bir soru ile sürdürüyorum yazımı.
Böylesine akıl ve duygudan yoksun insanları (!) alkışlayanları, yazı ve sözleri ile övenleri, tokalaşanları, kucaklayanları nasıl anlatmaya çalışmalıyım, nasıl eleştirmeliyim, nasıl yermeliyim, “Dost Dili” anlamına uygun olarak? Çok zor, hatta olanaksız gibi benim için. Hiç zorlanmadan yapabileceklerim de elbette var. Onların isimlerine, ülkelerine, inançlarına, siyasal görüşlerine ve ırklarına değinmemek.
İnanç, siyasal görüş ve ırkların önemi yok zaten. Hiçbir zaman da önemli olmamalı, bu anlamdaki farklılıklar. Çünkü, bu farklılıklar yaradılıştan gelen doğal zenginlikler. Ancak insanın tarihi, bu farklılıkları doğal zenginlik olarak algılayamayanların işledikleri kıyım düzeyindeki cinayetlerle dolu. Çok utanılası vahşetler.
Önemli olan şu. İnsan mı, insanlar mı, insan görünümlü, insan giyimli bir vahşi mi veya vahşiler mi?
İran topraklarında patlayan İsrail ve Amerika Birleşik Devletlerinin bombaları, Ukrayna, Rusya, Filistin, Suriye, Lübnan ve başka ülkelerde dökülen kan ve gözyaşları, insan, hayvan ve doğa haklarının çiğnenmesi, bugün için utanılması gerekenlerin arasına alınabilecek örnekler.
Bu örneklere çok uzak veya yakın geçmişte yaşanan savaşları ve işgalleri eklediğimizde, “Dünya, cehenneme doğru gidiyor” diyenlere “Haksız bir algı ve korku” yanıtını verebilir miyiz, elbette hayır.
İftira, yalan, hakaret, tehdit ve sahteciliğin yaygınlaştığı ülkelerde, iyilerin işleri zor, ancak olanaksız değil.
Evim Türkiye’yi, Dünya’yı ve hatta uzayı cehennem haline getirmek isteyenlere karşın, şiddet yangınına su dökmeye, kötülerin iyileşmelerine, sevgi, dostluk ve barış içinde yaşanmasına katkıda bulunmak isteyen kadın-erkek, isimsiz ve gönüllü kahramanlar da var, her ülkede, her farklı yaşam biçimlerinde.
Türkiye’de, kadın-erkek birlikteliğini ilke alarak, sevgi ve dostluk temelli hareket edenlere sadece bir örnek vermek istiyorum. 08 Mart 2015 tarihinde Ankara’da kurulan Şiddetsiz Toplum Derneği.
Şiddetsiz Toplum Derneği, Dünya Kadınlar Günü nedeniyle 8 Mart 2026 Pazar Günü, saat 12.08’de, Ankara’da, Sakarya Caddesinde, 8’li eylem gerçekleştirdi.
8 kadın ve 8 erkeğin katıldığı eyleme gönüllü kuruluşların temsilcileri de destek verdi.
8 cümlelik ortak açıklama 8 kadın ve 8 erkek üye tarafından paylaşılarak seslendirildi.
Kamuoyuna yapılan yazılı açıklama ve 8 dakikalık duruş sırasında erkekler, kadına yönelik şiddete karşı tepki ve utanma anlamında başlarını öne eğdiler, kadınlar ise başlarını dik tuttular.
“İnsanın Tarihi” için içerik ve anlam olarak benzersiz bir örnek olan 8’li bu eylem, yazılı ve görüntülü basında gerekli ilgiyi göremedi.
Gelecek yazımda, bu konuya değinmeyi düşünüyorum. Çünkü biliyorum ki, her yerde ve her zaman, kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde hareket edecekler ve yerin üstünü mutlaka gerçek cennet haline getirecekler.
Haydi melek kişilikli insanlar.Haydi…