UMUDUN KAHRAMANLARI

“Sağlık varlıktan yeğdir.”
“Sağlık olmayınca varlık neye yarar.”

Yüzyıllardır dilimizde dolaşan bu sözler, insan hayatının en yalın gerçeğini hatırlatır: En büyük zenginlik, tek bir sağlıklı nefestir.

Kanuni Sultan Süleyman bunu şu sözle ifade etmişti:
“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

O nefesi kaybetme korkusuyla hastane kapısından içeri girildiğinde, çoğu zaman karşılaşılan beyaz önlüklü bir umut olur. Hipokrat “Hastalık yoktur, hasta vardır.” dediğinde, tıbbın insani yönünü anlatıyordu. İbn-İ Sina’nın “söz, ilaç ve bıçak” üçlüsü ise yalnızca tedaviyi değil, insan ruhunu da kapsıyordu; bazen tek bir cümle bir hastanın yaşama arzusunu yeniden canlandırır.

Bugün hastane koridorlarında hayatın en kırılgan haliyle karşılaşabilirsiniz:
Bir odada kemoterapi gören bir kanser hastası…
Organ yetmezliğiyle mücadele eden bir insan…
Yoğun bakımda makinelere bağlı bir beden…
Kalp yetmezliğiyle nefes almakta zorlanan yaşlı bir adam…
Diyaliz makinesine bağlı bir böbrek hastası…
Bir çocuğun ateşli nöbetler içinde kıvranışı…

Ve tüm bunların başında, gece gündüz çalışan insanlar vardır; doktorlar, hemşireler, sağlık çalışanları.

Saatler süren ameliyatlar, haftalar süren tedaviler, kritik müdahaleler… Hekimler ve hemşireler çoğu zaman ayırmak istedikleri zamanı bulamaz, ancak her müdahaleleri bir hayatı, bir aileyi, bir umudu kurtarır.

Bazen bir kalbi yeniden çalıştırırlar, bazen bir akciğere nefes verirler, bazen de sadece hastanın elini tutup “buradayım, şifa olsun” derler. Hastanın iyileştiği an, kanserin temiz çıktığı haberini aldığı gün, yoğun bakımdan çıkan bir çocuk ya da yeniden yürüyen bir yaşlı… İşte o gün, her çaba ve yorgunluğun anlamı görünür olur.

Tıp yalnızca bilim değildir; sabırdır, vicdandır, mücadeledir. Tüm bu uğraşlar, “Önce zarar verme” ilkesiyle şekillenir ve çoğu zaman kendi hayatlarından, uykularından, ailelerinden fedakarlık ederek yapılır.

14 Mart, yalnızca bir meslek günü değildir. İnsan hayatı için verilen sessiz mücadelenin hatırlandığı, beyaz önlüklerin içindeki emek ve özverinin görünür olduğu gündür. Kahramanlar pelerin takmaz; beyaz önlük giyerler.

Bir doktorun bilgisi, bir hemşirenin emeği ve sağlık çalışanlarının fedakarlığı, hayat ile umutsuzluk arasındaki en güçlü köprüdür. İnsan bir hayatı kurtardığında sadece bir hayat değil, bir ailenin umudunu, bir çocuğun geleceğini ve bir toplumun yarınını da kurtarmış olur.

SONSÖZ

Hayat kurtarmak için emek veren tüm doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun; özellikle Bilkent Şehir Hastanesi’nden Genel Cerrah Prof. Dr. Ali Coşkun, Genel Cerrah Doç. Dr. Bülent Çomçalı, Plastik Cerrah Dr. Mehmet Sönmez ve Lösante Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Dr. Zafer Gökgöz’ün özverili çalışmaları için minnettarım.