Türkiye’den Kaçırılan Eserler 1, Bergama Zeus Sunağı

Gazetelerde kaçırılan eserlerin yurda dönüş haberleri okuyoruz. Mutlu oluyoruz. Dilerim bundan sonra hiçbiri kaçırılması, kaçırılanların da tümü dönsün. Bergama… O kadar çok eser kaçırılmış ki Berlin’de Bergama Müzesi var…

1764

Johann Joachim Winckelmann bir kitap yazar, İlkçağ Sanat Tarihi, kitap arkeoloji merakını uyandırır!

Kitaptan 100 yıl kadar sonra…

1870

Osmanlı’da kriz görünür haldedir artık.

Fatih, Kanuni ve Yavuz’un dönemleri çok geride kalmıştır.

Dış borçların hızla artmış, gelir–gider dengesinin bozulmuştur. 1875’te moratoryum (borçlarını ödeyemeyeceğini) ilan edecektir…

1875 Hersek İsyanı, 1876’da Bulgar Ayaklanması ve Avrupa kamuoyu, “Şark Meselesi” diyerek Osmanlı’nın iç işlerine daha fazla girmesi.

Derken hezimetle sonuçlanan 93 Harbi (1877–1878) …

1881 Düyûn-u Umûmiye (devletin ekonomik hafızası yabancı alacaklıların denetimine girmesi) gecikmeyecektir...

Bergama, 1870’lerde

Osmanlı, yolların yapımında bir Alman mühendis çalıştırmaktadır, Carl Humann.

Unutmadan, Osmanlı müzeciliğinin başında İrlandalı Edward Goold vardır.

Mühendis, Osmanlı’dan aldığı maaşın karşılığı olarak yol yapımıyla ne kadar uğramış emin olamadım ama civardaki tarihi eserlerle epey uğraştığına şüphe yok. Etrafta pek çok tarihi eser gördüğünü ülkesine bildirir.

Ülkesi, ülkemden bilimsel araştırma yapmak için izin ister. İzin verecek veya izin vermek için danışılacak makamda oturanı yazmıştım, benim değil onun ülkesinin yakınlarındandır. O sıralar...

Ülkemde tarihi kentlerdeki heykeller biraz dikkat çekse de tarihi eserler ‘taş’ olarak değerlendirilmektir. Yani koşullar İlkçağ Sanat Tarihi’ni okumayanlar için ilgiden ve farkındalıktan uzakken, okuyanlar içinse uygun ve iştah kabartıcıdır.

Mühendisin yanına arkeolog da gelir. İşçi bizden, başlanır çalışmaya. Çalışma dediysem bazen kazmaya bile gerek duyulmayacaktır. Anadolu’nun muhteşem tarihi topraklarının derinliklerine, 10-15 metrelere de inilecektir ama burada iş başkadır.

Zeus Sunağı önlerinde durmaktadır.

Sunak harikadır, bir de etrafında harika kabartmalar vardır.

Kabartmalar o kadar derindir ki adeta heykel gibidirler.

Kollar, bacaklar, kaslar, yüz ifadelerinde acı, öfke veya zafer, o nasıl bir duygu yoğunluğu, bu ne biçim dinamizm! Metrelerce, mimari sınırları aşan işler. Bergama’nın harika gün ışığında sahne adeta canlanmaktadır.

Zaman kaybetmeden!

Kazmaya da ‘Osmanlı bunca yıldır bunu nasıl kaçırmıştı?’ sorusuyla da zaman kaybetmeye gerek yoktur. Muhteşem eser dimdik ayaktadır, bir an önce yıkıp sandıklara koyma zamanıdır. Almanlarca titizlikle numaralandırılan parçalar, Türk işçilerce sandıklara sığacak kadar küçültülür. Anadolu’nun cefakâr hayvanları da sahile kadar taşıyacaktır, taşları. Sonrası Almanya’da yapboz!

Berlin’de yapıdan fırlarcasına çıkacakmış gibi duran 120 metrelik, 4000 yıllık anıtsal görsel anlatı şaheserinin metre metre yükselişi başlamıştır artık.

Yükselen, Attalos hanedanı döneminin görkemli bir Hellenistik yapısıdır. Kendi görkemli içte ve dıştaki frizleri muhteşemdir. Dıştaki frizlerde Olimpos tanrılarıyla devler, efsanevi savaşları, içteyse Telefos (Bergama’nın Kuruluş) Söylencesi vardır. Antik dönemi konu alan Hollywood filmlerinin en ilham verici örneklerinden birinin bu frizler olabileceğini düşünmeden edemedim.

O müze x bu müze!

Helenistik devrin harikası 2300 yıl sonra, söküldüğü Bergama antik kentinden, 2390 km uzaklıktaki Bergama Müzesi’ndedir artık. ‘İnceleme amacıyla’ götürülen, geri verilmeyen diğer ‘taşlarla’ birlikte.

Müzede, antik kentten taşınanlarla yetinilmediğini de belirtmede yarar var. Dünyanın en büyük panoramik resmini yapan ressama (Yadegar Asisi) Antik kentin tüm güzelliğinin sergilendiği bir resim yaptırılmıştır. Ressam, Berlin’de oluşturduğu atölyede 40 figüranla çekimler yapmış ve resmini yapabilmek için 6 kez Bergama’ya gelmiş.

“Bölgeyi bizzat ziyaret edince insan kişisel bir izlenim ediniyor. Bunu başka şekilde elde edemezsiniz. Bölgeyi gezip görmek bu işin olmazsa olmazı.” diyor.

Resim, müzenin ayrıca alınacak biletle girilebilen bölümünde sergileniyor.

Panorama 1453 Tarih Müzesi – İstanbul, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi – Bursa, Panorama 1919 Samsun Dijital Gösterim Merkezi – Samsun, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Müzesi – Gaziantep, Malazgirt Panorama Müzesi – Bitlis / Ahlat, Kahramanmaraş Kurtuluş Panorama Müzesi – Kahramanmaraş ve Ankara’daki Türk Tarih Müzesi’nin kapalı alanındaki panoramik müzeler ülkemizde bu tür müzelerin/resimlerin yapılabildiğinin kanıtıdır. Bu uygulamaların antik kentlerimiz için de yapılmasının ne kadar güzel olacağını düşünmeden edemedim.

Buradaki ve oradaki Bergama müzelerinin bağlantılarını aşağıdaki kaynaklar bölümünde bulabilirsiniz. Kısa bir içerik karşılaştırması sonucunda bu toprakların değerlerine biraz daha önem vermemiz gerektiği sonucuna ulaşacağınızı düşünüyorum.

Bergama Müzesi veya diğer kentlerdeki müzelerimizi düşünerek bir karşılaştırma yapalım. Bu yazıda andığımız ve batımızdaki diğer bazı ünlü müzelerle bizdeki tüm müzelerin etik açıdan ciddi bir farkı vardır. Örneğin Bergama’daki müzede veya Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen tüm eserler bizim topraklarımızdan çıkarılmıştır.

Bergama antik kentine ait tüm eserler için, başarılı olmasını yürekten dilediğim ‘geri getirme girişimleri’ sürdüğünü yazarak, yazımızı tamamlayalım.

Kaynaklar

* Bergama'ya zaman yolculuğu- DW Türkçe, https://www.youtube.com/watch?v=XObdA2lesaM

* Berlin’deki Bergama Müzesi: https://www.smb.museum/en/museums-institutions/pergamonmuseum/home/

* Bergama’daki Bergama Müzesi: https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=BRG01&DistId=MRK

* Heinrich Schliemann, Troas’a yolculuk

* Bayram Bayrakdar, Irmak Karabulut, İzzet Ege, Murat Öcal ve Bülent Kucak, ‘Osmanlı Arşiv Belgeleri Işığında Bergama Zeus Sunağı’nın Berlin’e Götürülüşü Hakkında Bazı Düşünceler’, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi