TRANSFERLER ÇÖZÜM MÜ?

Öncelikle şunu söyleyeyim bu gün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı yani Milli Egemenlik Hak ve Özgürlüklerinin tesis edilmesi, Milli İradenin hakim kılınması için 19 Mayıs 1919’da çıkılan o kutlu yolculuğun yıl dönümüdür...

Milli Egemenlik Hak ve Özgürlüklerinin kazanılması, milli iradenin hakim kılınması ve bu topraklarda binlerce yıldır süren monarşik düzenin yıkılması Türk Milleti için tarihindeki en büyük ve en önemli kazanımdır.

Şimdilerde ise Türk Milletinin savaşılarak kazanılmış egemenlik haklarını yok sayan ve Milli İradeyi sakatlayan transfer adı verilen bazı süreçler yaşanıyor.

Her kim yaparsa yapsın seçilmiş kişilerin transferi seçmenin sandıkta oy kullanması ile tecelli eden milli iradeyi sakatlayan bir iştir!

Hele hele seçilmiş siyasileri muhalefetten iktidara zıplatan transferler tabiri caizse seçmeni adam yerine koymayan, onun iradesine zerrece saygı duymayan, izahı olmayacak ve çokça dedikodu üretecek son derecede şaibeli bir harekettir...

Bakınız bir futbol kulübü transfer yaptığı zaman elbette bu yöntem bir çözüm olabilir ama aynı durum siyasi partiler için de geçerli değildir.

Bir siyasi parti için yapıldığında gerçekten de fayda sağlanabilecek tek transfer seçmen transferidir, milletvekili ya da belediye başkanı transferleri asla ciddi bir fayda sağlamaz.

Üstelik bu transferleri haklı çıkaracak geçerli bir neden yoksa ve kamuoyunda bu transferlerin tehdit ya da teşvik ile yapıldığı algısı oluşursa beklenen faydadan çok daha fazla bir zarar vermesi de muhtemeldir.

Tamam meclis aritmetiğinde bir sorun var da sandalye desteği gerekiyorsa milletvekili transfer etmek siyasi etiğe çok uymasa da geçici olarak bazı sorunları çözebilir. Örneğin hükümet kurma, kanun çıkarma, güven oyu alma ya da anayasa değiştirme gibi noktalarda yaşanan sıkıntıları giderebilir.

Milletvekili transferinde yukarıda saydığım gibi faydalar sağlanabilse de belediye başkanı transferinin hiç kimseye bir faydası yoktur.

Bir belediye başkanı seçildiği partisini bırakıp neden başka bir partiye partisine geçer?

Özellikle de muhalefetten seçilen bir belediye başkanının iktidar partisine geçmek için nasıl haklı bir motivasyonu olabilir?

Türkiye gerçeğinde siyasi ve ideolojik olarak baktığınızda muhalefet ve iktidar arasında savunulan ilkeler ve değerler açısından çok ciddi bir uçurum olduğu görülmektedir.

Bir siyasiyi bu büyük uçurumu atlamaya sevk eden etken ne olabilir?

Buradan tüm okurlarıma soruyorum bir siyasi bu uçurumu neden atlar, bir teşvik ya da tehdit olmadan böyle bir tercihi nasıl sergiler?

Bu konuda makul bir cevabı olan okurlarım mozbulbul@yahoo adresime yazarak beni de bilgilendirebilirse gerçekten de çok ama çok mutlu olurum...

Bu konuda benim düşüncem şöyle: Bu büyük uçurumu atlayan bir siyasi ya teşvik edilmiştir ya da tehdit, yoksa böyle bir değişim hayatın olağan akışına uyan ve normal olarak karşılanabilecek bir davranış değildir.

Son dönemlerde Tuğrul Türkeş’den Hulki Cevizoğlu’na, Teğmen Çelebi’den Burcu Köksal’a, Aydın Çerçioğlu’ndan Metin Özarslana kadar partiler arası transferde adı geçen çok sayıda isim var...

Peki, aklıma gelen gelmeyen bu kadar çok isim arasında transfer olması ile ilgili halkı ikna edebilecek, makul bir açıklama getirebilen tek bir isim çıktı mı?

Tamam, AKP o ya da bu şekilde ikna odaları kuruyor, bu isimleri transfer ediyor da bunun AKP’ye bir faydası, CHP ve diğer muhalefet partilerinin seçmen nezdindeki itibarına bir zararı oluyor mu?

Anket verilerine göre CHP hala Türkiye’nin birinci partisi değil mi?

Açıklanan anket verilerine göre AKP hala oy kaybediyor, CHP ve diğer muhalefet partileri ise ya oy kazanıyor ya da mevcut oyunu korumuyor mu?

Göründüğü kadarı ile bu transferlerin seçmen nezdinde iktidara ciddi bir faydası ve muhalefete de ciddi bir zararı olmuyor...

Peki, o halde neden bu transferler yapılıyor?

Kim bu transferlerden ne murad ediyor?

Cevabı olan beri gelsin...