1995 yılında belki de bu toprakların en önemli müzik birleşmelerinden biri gerçekleşti. Bu birleşmenin adını Telvin koydu ustalar. Telvin tasavvufta halden hale geçmek olarak adlandırılıyor. Erkan Oğur, İlkin Deniz ve Turgut Alp Bekoğlu’nun oluşturduğu bu trio hem ülkemizde hem de yurtdışında bizim müziğimizi gerçek manada halden hale geçirdiler seneler boyunca…
Anadolu müziğini gerçek manada batıyla harmanlayan bir müzik türü oluşturdular. Caz ve Blues müziklerini tekrar değerlendirmek bile diyebiliriz bu müziğe…
Telvin’in bizim için kıymetini ne yazık ki sadece belli bir zümre farkında. Bunun sebebi aslında tamamen sosyo-ekonomik sebepler. Bazı müzik türleri bu şekilde belli bir kesimin anlayabileceği bir alanda kalıyor. Aslında düşündüğümüz zaman bu kadar geniş açılı bir grubun her kesime hitap etmesi gerekirken bir dehlizde kalıyor. Kimilerimiz en tepeye koyup dinliyor, kimilerimiz ise bunlardan habersiz bir şekilde yaşıyoruz. Ama gerçekten her kesimin bam teline dokunabilecek sesler var Telvin’in içerisinde.
Telvin aslında gerçek bir kanatlanış gibi bu anlamda. Erkan Oğur’un kendi adıyla yaptığı projelerde de olduğu gibi bunda da tüm halkları toparlamak istercesine sağrısını uçsuz bucaksız bir hale getirmiş. Kendisine sorsanız o asla bunları kabul etmez. Müzik yapıyoruz işte der ve geçer… Çünkü o müziği kendi yaptığını düşünmeyecek sadece hislerin gerçek yolculuğunda parmakların bir şekilde aradığı yerleri bulduğunu söyleyecek gelişmişlikte bir insan. Telvin’in her üyesi gerçek hissiyatın peşinde. Keza dinleyenlerde öyle. Bu asrın gerçek manada sufileri gibiler kısacası.
Yolculuklar değerlidir. Bazen bir otobüs camında, bazen de tren rayları üzerinde fakat bu müzik işte o camların ve rayların olmadığı bir yerde gerçek bir yolculuk için var.
Onlara gerektiği değeri verelim. Gerçek haklarını almaları umuduyla…