Teknoloji Devleri Devri

İkinci senaryomuzda teknoloji devlerinin ekonomik ve siyasi gücü önemli ölçüde artıyor, devlet ve devlet dışı aktörler arasındaki denge değişiyor. Teknoloji devleri kendi dijital ekonomik sistemlerine sahip ve dünyanın altyapısının önemli kısımlarını kontrol ediyorlar. Çin ve Çin teknolojisinin önemi artıyor. Şehirlerin ve bölgelerin gücü artıyor. Yapay zeka yüksek bir seviyeye ulaşarak iş ve iş yapma biçimlerinde devrim yaratıyor ve işgücü verimliliğini artırıyor. Küresel olarak servet eşitsizlikleri artıyor ve insanların önemli bir kısmı marjinalleşiyor.

Teknoloji devlerinin dünyasında, teknolojik gelişmeler hızlı ve şaşırtıcı oluyor. Gelişmeler, yapay zekayı ve yıkıcı teknolojileri kontrol eden ve ekonomik ve siyasi güçleri önemli olan teknoloji devleri tarafından yönlendirilmekte. Teknoloji devleri güçlerini hem devletler aracılığıyla hem de devletler arasında kullanmakta. Ortak küresel teknoloji standartlarına henüz ulaşılamamış ve farklı standartlar birbirleriyle rekabet etmekte. Teknoloji devlerinin, geleneksel para birimlerine ve bankacılık sistemlerine meydan okuyan kendi dijital ekonomik sistemleri mevcut. Dünyanın farklı bölgelerinde, devlet ve devlet dışı aktörler arasındaki denge değişmekte ve devlet dışı aktörlerin gücü de artmakta.

Yeni teknolojiler eşit olmayan bir şekilde yayılırken teknoloji devlerinin kontrolündeki yapay zekâ, yüksek bir seviyeye ulaşarak iş ve iş yapma biçimlerinde devrim yaratmakta. Algoritmalar ve yapay zekâ yardımıyla, işler genellikle teknoloji devlerine ait dijital platformlar aracılığıyla yürütülmekte; bu platformlar yapılan işi ve ödenen ücreti izleyip, takip edip ve değerlendirmekte. Teknoloji devleri uzay ekonomisini geliştirmekte ve uzay sektörü yenilikleri, yeşil ve dijital dönüşümün uygulanmasında merkezi bir rol oynuyor. Küresel rekabet, örneğin enerji dönüşümü ve kendi kendine yeterlilik çabalarıyla, bu dönüşümü hızlandırmakta. Enerji üretimi devrim geçirmiş ve uzay tabanlı güneş enerjisi ve büyük veri merkezlerine yakın küçük modüler nükleer santraller de dahil olmak üzere yeni nesil enerji üretimi kullanılmakta. Jeopolitik olarak tarafsız füzyon enerjisi de güvenli ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı haline geldiğini varsaymak da isabet olur. Teknoloji devleri, internet, enerji şebekeleri, lojistik ve sağlık hizmetleri gibi dünyanın altyapısının büyük bir bölümünü kontrol etmekte.

Haliyle uluslararası sistemde, özellikle Çin ve Çin teknolojisinin önemi giderek artmakta. Merkezi hükümetin desteği ve baskısıyla, Çinli teknoloji devleri, yeşil dönüşüm için gerekli ürünlerin küresel ticaretindeki pazar paylarını artırmakta. Yapay zekâ kullanımı, sanayi ve hizmetlerin otomasyonu, robotlaşma ve operasyonların dijitalleşmesi oldukça yaygın olup, bu da işgücü verimliliğini artırmakta ve Çin'in azalan nüfus artışının etkilerini etkin bir şekilde telafi etmektedir. Çin, fosil yakıtlardan vazgeçerken merkezi hükümet, dünyanın geri kalanının Çin'e olan ekonomik ve teknolojik bağımlılığını kullanarak ülkeyi güçlü bir şekilde yönetmektedir. Çin, Afrika'nın en büyük jeopolitik ve ekonomik ortağı haline gelmiş; özellikle Çin'in Afrika'daki önemli altyapı yatırımları ve Çinli şirketlerin teknoloji çözümleri, ekonomik bağımlılık yaratmış ve bağları da derinleştirmiştir.

Sonuçta dünya çok kutuplu bir hale gelmiş. Amerika Birleşik Devletleri de büyük ölçüde geri çekilmeyi uygun görüyor. Uluslararası alanda diğer ülkelerin ve bölgelerin etkisi ise artmakta. Amerika içten bölünmüş durumda ve kaynaklarını kendi iç ihtiyaçlarına odaklamaktadır. Güç giderek eyaletlere ve kentsel alanlara transfer olurken Kaliforniya gibi eyaletler Çin ile doğrudan ticaret anlaşmaları yapmaktadır. Rusya'da ise merkezi hükümetin bölgeler üzerindeki etkisinin zayıfladığı ve bölgelerin önde gelen liderlerin iktidarı ve kaynakları ele geçirerek merkezi hükümete meydan okudukları bu dönemde Rusya'da iç siyasi, etnik ve dini gerilimler artmakta.