Öğretmen, Yazar Hatice Sönmez Kaya: Kırşehir’de doğdu. Nevşehir Kız Öğretmen Okulunu yatılı olarak bitirdikten sonra, Eskişehir Anadolu Üniversitesinde Eğitim Ön Lisansını tamamladı.
Köy ve kasabalarda, kent merkezlerinde ve özel okullarda olmak üzere otuz sekiz yıl sınıf öğretmenliği yaptı.
Çağdaş Türk Dili, Ekin Sanat, İzmir Adabelen, Öğretmen Dünyası, Abece, Deliler Teknesi, Yaşam Sanat, Tmolos, Lacivert, Sincan İstasyonu, Yeni Gelen gibi edebiyat dergilerinde öykü ve yazıları yayımlandı.
Dil Derneği, Eğit-Der ve ÇYDD üyesidir.
ESERLERİ:
“Üşü” Nisan 2017, Kanguru Yayınları, “Gün Gülü” Eylül 2018, Telgrafhane Yayınları, “Babil’in Peri Masalları” Eylül 2018, Siyah Beyaz Yayınları (Ortak Kitap), “Dilsiz Ay” Ağustos 2019, Ürün Yayınları, “Susku (Roman)” 2021, İzan Yayıncılık tarafından yayımlandı.
Yazar Hatice Sönmez Kaya’nın okuduğum ilk kitabı SUSKU, bende olağanüstü izler bıraktı. Hem dili hem konusu hem de kurgusu ile elimden hiç bırakmadan okudum.
Roman, eşi Cemil’in ve kendisinin okuldan arkadaşları olan Murtaza’nın, ölüm haberini almaları ve akşamın hayli geç bir saatinde yola çıkmalarıyla başlıyor.
Elif (Sevcan), yolculuk boyunca iç dünyasında kendisiyle hesaplaşıyor. Zaman zaman Cemil farkına varıp, içinde bulundukları ortam ile Elif’in davranıştaki çelişkiyle ilgili sorular sorsa, rahatsızlığını hissettirse de Elif, iç sesiyle kendini ve geçmişini sorgulamaya devam eder.
Babasının, çocukluğundan başlayarak kardeşlerine ve annesine adaletsiz davranışı gerek aile içinde gerekse Elif’in özelinde onulmaz izler bırakır. Üç yaşına geldiğinde, daha önce aynı evde evlatlık olarak büyüyen bir kadının aracılığıyla evlatlık vermesi artık babasına olan sevgisini de güvenini de tam olarak bitirir. Bu olaylar Elif’in hayatını ve düşüncelerini derinden etkiler. Evlatlık verildiği Nurbanu daha otoriter ve baskıcıdır, Eşi Kemal ise Nurbanu’ya göre daha hoşgörülüdür. Elif, kendi evlerine göre giyim, yeme, içme konusunda daha refah içindedir ama kardeşlerine ve köyüne özlemi sürekli içini yakmaktadır. Hele ki ağabeysinin engelli olan bir bacağı hiç aklından çıkmaktadır.
Elif, evlatlık verildikten sonra, zorluklar içinde okur, öğretmen olur. Daha göreve başlamadan Cemil ile çocuk yaşta evlenir kısa bir süre sonra da annelik sorumluluğunu üstlenir. Kendi hayatını tam olarak kuramamışken hem eş hem anne olmanın zorlukları onu bir hayli yıpratır.
Elif’in kafasını meşgul eden ve cevap bulamadığı konuların başında; kadınlık, annelik ve toplumun kadına yüklediği roller gelmektedir.
Cemil’in, arkadaşlarıyla toplantılara gitmesi, örgütlülük içinde yer alması nedeniyle, ev işlerinin, çocukla ilgilenmenin yükünü de Elif’in üzerine bırakmaktadır.
Romana genel olarak bakıldığında: Elif’in ve Cemil’in ailesi, evlatlık gittiği evin düzeni ve çevrede olup bitenlerin yanında Türkiye’deki toplumsal olayların arka planını anlatmaktadır.
Elif, kendi yaşadığı ve çevresinde olup biten tüm olayların farkındadır. Kendisiyle baş başa kaldığında değerlendirmesini çocukluğundan evliliğine, evlendiği günden yaşadığı ana kadar sadece Cemil’in ve toplumun değil, kendisinin hatalarını da bilir, görür ve yargılar. Ama kendi hatalarından bir türlü dönemez. Çünkü ailesinden “Kadının rolünü” öyle görmüştür. Cemil ise; Bir taraftan kendisi gibi toplantılara, etkinliklere katılmaması nedeniyle Elif’i suçlar, diğer taraftan da Elif’in üzerine bıraktığı işleri hafifletmek için hiçbir çaba sarf etmez. Bu açısından bakıldığında, 12 Eylül öncesi devrimci hareket içindeki davranış biçimine de bir eleştiri sayılabilir.
Elif’in çocukluğundan yetişkinliğine kadar yaşadığı zorlukları, toplum içindeki kadının rolünü ve kendi benliğini bulma çabasını anlatan, içsel sorgulamalarla dolu psikolojik ve toplumsal yönüyle SUSKU mutlaka okunması gereken bir romandır. Birçok yerde gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim.
Romanda dikkat çeken diğer taraf ise: Uzun zamandır okuduğum kitaplarda tek tük hatta bazılarında hiç rastlamadığım; Anımsamak, Ayrımına varmak, Bağıt, Değin, Dinlence, Duyumsamak, Edilgen, Edinim, Esenleşmek, Gömütlük, Karşın, Olasılık, Sağaltmak, Sayrılık, Üzünç, Yetkin gibi kelimeler sıkça karşıma çıkmaktadır.
Sönmez Kaya, Fakir Baykurt’tan, Yaşar Kemal’den, Orhan Kemal’den, Yusuf Ziya Bahadınlı’dan, Hasan Kıyafet’ten ve daha pek çok Türk yazardan belleğine kazıdıklarını daha da rafine ederek romanına yansıtmıştır.
Tek kelimeyle mutlaka okunması gereken bir roman diyebilirim. Kalemine, yüreğine, bilincine ve birikimine sağlık öğretmenim.
Haftaya başka bir yazarımızla tanışmak üzere…