SUÇLULAR CEZASIZ MI KALACAK?

Terör eylemleri suçtur...

Terörizm zaman aşımına tabi olmayan, insanlığa karşı bir suçtur...

Terörizm ile mücadele kapsamında bazı  temel ilkeler vardır, bunlar:

Teröristler ile pazarlık edilemez.
Teröristler af edilemez.
Teröristler canlarını kurtarmak istiyorsa teslim olur, işlediği suçların meri ceza kanunundaki karşılığına bağlı olarak cezalarını çeker.
Canını kurtarmak için teslim olmayan teröristler ise her nerede ise bulunur ve imha edilir.

Terörizm ile mücadele kapsamında bu temel ilkeler çiğnenirse, milletin devlete ve hukuka güveni kalmaz. 

Daha da kötüsü mevcut ya da ileride kurulacak terör örgütleri yeterince dayanırsak bizde kazanıp, istediklerimizi alabiliriz diye düşünmeye başlar ve en nihayetinde bu noktada gösterilecek en küçük bir zaaf bile terörizme alan açar.

Nasıl bir banka soyguncusu silahını bırakıp işlediği suçtan arınarak, af hak edemezse bir teröristte ben silah bıraktım af hakkım var diyemez.

Diğer yandan terör yalnızca devlete karşı işlenen bir suç da değildir!

Esasında terör insanlığa, halka ve vatandaşlara karşı işlenen bir suçtur.

Bu gün silah bıraktı diye PKK’lı teröristler cezalarını çekmek yerine af edilirse bunca şehidin ana babası, çoluk çocuğu, eşi nişanlısı korkunç bir hayal kırıklığına ve çok büyük bir öfke duygusuna kapılacaktır.

Demedi demeyin “devletim görev verdi” diye koşa koşa gittiği terör ile mücadelede kolunu bacağını feda edip, sakat kalan onca gazinin laneti de üzerinize olacaktır.

Eren Bülbül ve Aybüke öğretmen gibi nicesinin yattıkları yerde kemikleri sızlayacaktır.

Gelelim bu siyasi operasyonunun arka planındaki gerçeklere:

Malum olaylar dizisi Bahçelinin tokalaşması ve ardından grup konuşmasındaki çağrısı ile başladı.

En nihayetinde Öcalan’ın mektubunun okunması ile bu günkü halini alan saçılım sürecinin ana gayesi Amerika’nın elini rahatlatmak ve Kuzey Suriye’de bir Kürt Devletçiğinin kurulmasının önünü açmaktır.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Brian Hughes: "Bu önemli bir gelişme ve bunun Türk müttefiklerimizi ABD'nin kuzeydoğu Suriye'deki IŞİD karşıtı ortakları konusunda rahatlatmasına yardımcı olacağını umuyoruz." Diyerek bu niyetlerini açıkça ifade etmiş bulunmaktadır.

Bakınız bölücü Kürt hareketi Kürtlerin bulunduğu dört devletten toprak koparmayı ve bu devletlerin egemenliklerini ortadan kaldırmayı hedefler. Bu devletler Türkiye, İran, Irak ve Suriyedir.

Irak’da zaten bir Kürdistan kurulmuş bulunmaktadır ve buranın bağımsızlık kazanması ise an meselesidir. 

Suriye iç savaşı ile beraber Suriyenin Kuzey Doğusuna PKK destekli SDG hükümran olmuş ve bunlar İŞİD ile mücadele kapsamında ABD’nin müttefikleri haline gelmiş bulunmaktadır.

Türkiye bu güne kadar bunların PKK’nin devamı olduğunu iddia ederek terörizm üzerinden bu oluşumun hükümranlığına karşı çıkmaktaydı. 

Şimdi PKK kendini feshederse Türkiye’nin bu iddiası tamamı ile boşa çıkacak ve Türkiye’nin burada kurulacak bir devlete itiraz etme gücü ortadan kalkacak, buradaki hareket çok daha kolay meşruiyet kazanabilecektir.

Diğer yandan İsrail ve Amerika’nın İran’a müdahalesi de gün saymaktadır. 

İran’a yapılacak bir müdahale aynı zamanda bir iç savaşın tetiklenmesine de yol açacaktır. Bu noktada İran Kürtlerine de önemli bir rol biçildiği anlaşılıyor.

Bölücü Kürt siyasetinin sahipleri bölgede aynı anda hem Arap, hem Fars ve hem de Türkler ile çatışmanın bunlardan toprak almanın mümkün ve mantıklı olmadığını düşündüğü için anlaşıldığı kadarıyla yeni stratejileri Türkler ile yapılacak bir barış etrafında inşa edilmektedir.

İç siyasette anayasa değişikliği ve erken seçim gibi hesaplar içine dalmış olan muktedirler ise bir taş ile birkaç kuş vurmayı hedeflemektedirler. Bu çerçevede hem Amerika’nın istediği yapılacak, dış güçlerin bölgesel stratejilerine taş konulmayacak ve hem de iç siyasette iktidarın devamı ile ilgili anayasal ve yasal engeller temizlenecek.

Saçılım sürecini bir de bu göz ile okuyun derim...