SÖMÜRÜ NEDİR, NEYE SÖMÜRÜ DENİR?

Ne yazık ki çağımız çok etkin propaganda aygıtları ile gerçekliğin çarpıtıldığı, kitlenin algıları ile oynanarak tepkilerinin yönlendirildiği bir çağ.

Bu yönlendirmeler sonucunda kitle gerçeklerden kopuyor ve doğru kararlar alıp, doğru tercihlerde bulunamıyor.

Oysa demokrasiler ancak ve ancak halkın doğru bilgi sahibi olup doğru kararlar verebilmesi, doğru tercihlerde bulunabilmesi ile düzgünce işleyebilir. Yönlendirilmiş bilgiler ve oynanmış algılar ile belirlenen tercihler elbette ki halkın değil bir takım güçlerin işine yarayacaktır.

Ülkemiz üzerinde de uygulanan algı operasyonları bir çok durumda halkımızın yanlış bilgilenmesine ve en nihayetinde yanlış tercihlerde bulunarak zarar görmesine yol açmaktadır.

İşte tam da bu noktada kavramların çarpıtılması, anlam kaymasına uğratılması ve içinin boşaltılması en çok kullanılan yöntemdir.

Günümüzde en yaygın olarak içi boşaltılan, anlam kaymasına uğratılan ve çarpıtılan kavramlardan biri de “sömürü” kavramıdır.

Hemen hemen herkes bu kavramı karşısında olduğu kesimi yaftamak ve itibar kaybına uğratmak için rastgele kullanmaktadır.

Özellikle uluslararası ilişkilerde sömürü kavramı bol bol kullanılmakta ve özellikle de batı kampına mensup ülkeler sömürü ile sık sık itham edilmektedir.

Bakınız sömürü ister gerçek, ister tüzel kişiler ve hatta devletler arasında olsun rızaya dayanmayan ekonomik faaliyetler için kullanılmalıdır.

Eğer biri bir başkasının sahibi olduğu kaynak, mal ya da hizmete onun rızasını almadan el koyuyorsa bu her durumda sömürü olarak nitelenmelidir. Bu noktada herkes objektif olmalı ve kimse çifte standart uygulamamalıdır.

Bir çok halde olduğu gibi rıza meşruiyetin ana ve hatta tek kaynağıdır, rızaya dayanmayan her türlü ilişki gayrimeşrudur ve bu eğer bir ekonomik boyut taşıyorsa buna da sömürü denir.

Bugün itibariyle dünya aslında iki ana kampa bölünmüş bulunmaktadır, bunlar:

1- İhtiyaç duyduğu her mal ve hizmeti üretmeyi başarabilen toplumlar.

2- İhtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri üretmeyi başaramayan toplumlar.

Bazı toplumlar ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri daha büyük bir başarı ile üretebilirken diğerleri bunu neden başaramıyor?

Sonuçta insan insandır hepimiz Homosapiens sapiensiz, ortalamalarda insanların gücü ve zekası öyle çok büyük bir farklılık göstermez durum buyken bir kısım insan üretmeyi başarırken diğer bir kısım neden üretmeyi başaramıyor?

Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki üretimde farkı yaratan en temelde insanlar arasındaki bilgi farkıdır! Daha bilgili insanlardan oluşan toplumlar ihtiyaçlarını rahat rahat üretebilirken, bilgi sahibi olmayan insanlardan oluşan toplumlar ihtiyaçlarını üretmekte son derecede başarısız olur.

Bunu bireysel boyutta düşünürsek; örneğin iyi eğitim almış bir doktor çok daha kıymetli bir hizmet üretebilir, bu hizmeti karşılığında elde ettiği gelirle ihtiyaçlarını çok daha büyük bir başarı ile karşılayabilirken okuma yazması bile olmayan, ekmek parasını ancak hamallık yaparak çıkarabilen biri çok daha az gelir elde eder ve ihtiyaçlarını karşılamada çok daha fazla zorlanır değil mi?

İşte bu örneği toplumsal boyuta da rahatlıkla taşıyabiliriz...

Peki, kendi ihtiyaçlarını bile üretemeyen bir toplum ihtiyaç duyduğu her şeyi üretebilen bir toplum ile rızaya dayalı bir iktisadi ilişki kurup alış veriş yapıyorsa burada bir sömürü var mıdır?

Burada da elbette rıza faktörü anahtar bir rol oynamaktadır.

Sonuçta ticaret tarafların elinde birbirinin ihtiyacı olan bir mal ya da hizmet varsa mümkün olan bir ilişkidir. Bir taraf her şeyi üretebiliyor diğer taraf ise hiçbir şey üretemiyorsa buradan bri ticari ilişki doğmaz. Hele hele bir taraf istediği her şeyi zorla alabilecek kadar güçlü diğer taraf ise acizse ve güçlü olan taraf bu noktada bile zorla almayı değil de ticaret yapmayı tercih ediyorsa burada bir sömürünün varlığından bahsetmek mümkün olabilir mi?

Olamaz değil mi?

Eh bu durumda “batı bizi sömürüyor” ve “batı onları sömürüyor” iddiaları ne kadar gerçekçidir?

Dolayısıyla bırak başta toplumları kendi toplumunun bile ihtiyaçlarını üretmekten aciz toplumların “sömürülüyoruz” diye sızlanmasını pek de ciddiye almamak gerektiği kanısındayım