Güzel’in ilk romanı Gaip Zemheri (2020) yılında Favori Yayıncılık tarafından yayımlandı. İkinci romanı Hazel (2022), Gündüz Düşleri öykü (2024) ve Soğuk Ateş (2025) Barış Kitap’tan yayımlandı.
Güzel’in, kalemi, okuyanını engin denizde sörf yapar gibi uçsuz bucaksın deryalara taşır. Kitabının sayfaları arasında adeta kayar gidersiniz. Gerek konuları gerekse dili sıkmaz, aksine sizi sayfaları çevirirken, heyecanla, merakla aceleci davranmaya zorlar.
12 Eylül darbesi sonrası kaçak yaşamak zorunda kalan bir gencin yaşamını konu alan Gaip Zemheri, ilk romanı olmasına karşın gerek dili gerek kurgusu gerekse kaldığı köyde Dede ile olan diyaloglarında size farklı bir kapı aralar. Okuyanı sıkmadan Alevi/Bektaşi felsefesini de bir ölçüde tanımanızı sağlar. İkinci romanı Hazel’de, Zaim Güzel’in yazın alanında bir basamak daha yukarı çıktığını fark edersiniz. Roman, babasını aramakta olan Hazel’in çarpıcı hikâyesini anlatmaktadır.
Hazel’den sonra yayımlanan Öykü kitabı: “Gündüz Yıldızı/Asi Hikâyeler” her birinde farklı hayatların işlendiği konularda, gerçek yaşamdan alıntılar da vardır.
Soğuk Ateş, yazarın 2025 yılında yayımlanan son romanıdır. Yine bir solukta okuyacağınız, 12 Eylül zindanlarında cezaevlerindeki işkenceleri, işkencelerden de öte bir işkencecinin emekli olduktan sonraki ruh halini ve kendi içinde yaşadığı çelişkileri ve hazin sonunu anlatmaktadır.
Yazar Zaim Güzel, Soğuk Ateş’i; onlarca kitap okuyarak, gazeteleri araştırarak, işkence gören yoldaşlarının anlattıklarından yola çıkarak uzun ve derin bir çalışmanın sonucu olarak o günlerin korkunç karanlığını, okuyucusunun dikkatine sunmuştur.
Soğuk Ateş’in” arka kapağında şöyle yazmaktadır: “Soğuk Ateş, okuyucuyu acının en ağır haline tanıklık etmeye çağırırken, aynı zamanda insan kalmanın ne denli zor ve kıymetli olduğunu da anlatır. Bir hücrenin daracık duvarları arasına sıkıştırılmış yaşamların, sessizce kanayan yaraların ve konuşulamayanların okuru olacaksınız. İşkence yalnızca bir yöntem değil, insanlık onuruna açılmış bir yaradır. Bu kitap, o yaranın kanayan yüzünü anlatıyor; Suskunlukta büyüyen çığlıkları, umutsuzlukta saklanan direnci ve karanlığın içinden doğan ışığı…”
Kapitalizmin ortaya çıkması ve sınıfların oluşmasıyla; insan olmanın ve insan kalmanın zor ve kıymetli olduğu sistemleri de beraberinde getirmiştir.
Yazar Zaim Güzel’in yayımlanmış dört kitabını okuduğunuzda, konularının yakın tarih olduğunu görürsünüz. Yakın tarih bilindiği gibi; 1789 Fransız İhtilali ile başlayan ve günümüzü de içine alan dönemi kapsamaktadır. Güzel’in kitapları da 12 Eylül ve sonrasını içermektedir.
Yazar Güzel, öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül dönemini yaşamış birisi olarak yaşadığı döneme dair yaşadıklarını ve gözlemleri yazmayı hak eden bir yazardır. Hak etmekten öte yaşadığı dönemi gelecek kuşaklara aktarmak, geçmişi günümüze aktaran tarihçiler, yazarlar gibi bir anlamda Güzel’in sorumluluğudur da.
12 Mart’ı takip eden günlerde, Sansaryan Han’da; Behice Boran, Enver Gökçe, Mihri Belli, Ruhi Su Sabahattin Ali, Sadun Aren gibi pek çok devrimciye, sanatçıya politikacıya, yapılan işkenceleri gazeteler, kitaplar ve çeşitli kaynaklar aktarmasaydı haberimiz olacak mıydı?
Yine, Ziverbey Köşkü’nde pek çok aydın, yazar, sanatçı, politikacı gibi İlhan Selçuk yaşadıklarını aktarmasaydı, tarihte yerini alacak mıydı?
O zor günlerde, Tercüman gazetesi İlhan Selçuk’un savunmasını yayınlamıştı. Selçuk savunmasının satır başlarındaki harflerden “akrostiş” oluşturarak “işkence altındayım” diye işkence yapıldığı bilgisini dışarıya sızdırmıştı. Tercüman Gazetesi, farkına varmadan İlhan Selçuk’un işkence altında olduğunu, kendi okuyucularına ve kamuoyuna haber olarak vermişti.
Böyle bir başarı, İlhan Selçuk’un gerek kişi gerek gazeteci olarak ne denli zeki ve başarılı olduğunun da kanıtıdır.
12 Eylül darbesiyle birlikte, Türkiye tarihinde doruk noktasına çıkan işkenceler pek çok yazar tarafından ifşa edilmiş, kamuoyuna mâl edilmiştir.
Yazar, Güzel’in çabasını bu yolda bir “kilometre taşı” olarak düşünmekteyim.
Yolun açık, kalemin gür olsun dostum. Daha nice eserlerini okumamız umudum ve dileğimle.
Değerli okurlarım, haftaya bir başka yazarımızla buluşmak üzere, hoşça kalın.