Siyasetin Sırtındaki Kambur ve Tasfiye Zorunluluğu

Siyaseti bir hizmet aracı değil de kişisel bir kale savunması olarak gören anlayış, eninde sonunda içinde bulunduğu yapıya en büyük zararı verir. Bugün ana muhalefet partisinin yaşadığı sancı tam olarak budur.

Koltuktan indirilmiş olmasına rağmen, arka kapı siyasetiyle ve kurultay davalarıyla partinin enerjisini sömüren bir figürün varlığı, artık bir demokrasi sorunu haline gelmiştir. On yılı aşkın süredir girdiği her seçimden mağlubiyetle ayrılan, halkın değişim talebini her defasında kendi koltuk hırsına kurban eden bu liderlik anlayışı, muhalefetin üzerine çökmüş bir kabus gibidir.

Görünen o ki, bu isim için siyasetin anlamı topluma umut olmak değil, kendi varlığını her ne pahasına olursa olsun sürdürmektir. Parti içi barışı dinamitleyen, mevcut yönetimi hukuk labirentlerinde boğmaya çalışan ve iktidarın değirmenine su taşıyan bu hamleler, basit bir "muhalefet etme" hakkı olarak görülemez. Kendi ikbali için partisinin kurumsal kimliğini sarsan, seçmenin sandığa olan güvenini kıran birinin, o partinin çatısı altında kalmaya devam etmesi siyaseten izah edilemez.

Bir kurumun geleceğini, o kurumun eski başkanından korumak zorunda kalması başlı başına bir trajedi ve yönetim zafiyetidir. Gerçek bir yenilenme, sadece isimlerin değişmesiyle değil, o yapıyı çürüten eski alışkanlıkların ve o alışkanlıkların taşıyıcısı olan figürlerin tasfiyesiyle mümkündür.

Muhalefetin önünü tıkayan, toplumsal enerjiyi soğuran ve her kritik virajda hatalı manevralarıyla seçmeni hayal kırıklığına uğratan bu zihniyetle araya net bir mesafe koyulmalıdır.

Partinin ismini ve imkanlarını, meşru yönetime karşı bir silah gibi kullanan bu ismin ihraç edilmesi, sadece bir iç mesele değil, muhalefetin haysiyetini kurtarma operasyonudur.

Siyaset, başarısızlığın ödüllendirildiği ya da zarar verenin korunup kollandığı bir alan olmamalıdır.

Türkiye'nin önünü açacak yeni bir siyasi dil için, bu yükten kurtulmak artık kaçınılmazdır.