Boşuna çocukların, gençlerin kanlarına, annelerin, kadınların korkularına, acılarına ve gözyaşlarına neden olabilecek ortamların oluşmasına, fırsatların doğmasına, bilerek veya ön göremeyerek katkıda bulunmayınız.
Sevgi yok edilemez. O ise… Sevgi ise… Sevgi, “iyi” olmayanları bile yok etmeyecek. Onları yaşarken, bir yerde ve bir şekilde, kesinlikle “iyileştirecek. İnancıma göre, öldükten sonra onları sevgi “iyi”leştirebilir, başka canlılara bulaşmasın kötülük diye.
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi, 28 Mayıs 2023 tarihinde yapıldı. Bundan sonraki seçim ise, erken seçim kararı alınmazsa 2028 yılının Mayıs ayında. Ancak, Cumhuriyet Halk Partisi, erken seçim önerisi yapmaya başladı. İçinde şiddet olmayan her görüşe, öneriye ve girişime saygı duymak, gerçek demokrasinin ilk sıradaki gereği.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) iki aday adayı öne çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş. İki aday adayı da birbirlerine ve kendilerine oy verenlere saygılı bir şekilde, dostça hareket ettiler ve her kesime örnek oldular..
18 Mart 2025 tarihinde, İstanbul Üniversitesi, 28 kişinin diplomasının, “yokluk” ve “açık hata” gerekçesiyle iptal edildiğini duyurdu. Bu kişilerin arasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da vardı. Ekrem İmamoğlu’nun diploması, 35 yıl önce Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet’indeki Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümünden, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümüne yaptığı yatay geçiş “yasa dışı” bulunarak iptal edildi.
Bu konu, uzun sayılabilecek bir yargı sürecini bekliyor. Nitekim, Ekrem İmamoğlu bu süreci başlattı. Bakalım, kimler mahcup olacak? Çünkü, mahcubiyet, şiddetsiz ve toplumsal tepkilerin ürettiği hiç de iyi olmayan bir duygudur. Mahçubiyet ve utanma duygularının kimlerde yan yana gelip gelmeyeceği sürecin sonunda görülecek. Sürecin sonunda birilerinin mahçubiyet ve utanma ile karşı karşıya kalacağı kesin.
Sürece bakar mısınız?
19 Mart 2025 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’daki bazı ilçelerin CHP’li belediye başkanları, bazı yardımcıları ve bazı görevliler gözaltına alındı. Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çok sayıda insan 23 Mart 2025 tarihinde tutuklanarak cezaevlerine gönderildi. Bazıları “yolsuzluk”, bazıları “şiddete yardım” gerekçeleri ile. Süreci, süreçteki zanlıların isimlerini, gizli tanığın veya tanıkların söylediklerini ve iddianameyi bu yazıya sığdırmak olanaksız. Evet, alın size, sonuçta kimlerin “mahcubiyet duyması ve utanması” gerektiğini öğreneceğimiz uzunca bir hukuk, hak arama, umudu yitirmeme ve dayanma süreci daha. Ahh diyenler için de, ohh diyenler için de. Ağlayan anneler için de, anneleri ağlatanlar için de.
CHP, erken seçim istediği ve bu hedef doğrultusunda harekete geçtiği için seçime üç yıl varken, Cumhurbaşkanlığı adayını belirlemek gereği duydu ve 23 Mart 2025 tarihinde ön seçim yaptı. Ön seçim Parti üyesi olsun veya olmasın herkese açık tutuldu. Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanlığı seçiminin tarihi belli olmadığı gerekçesiyle ön seçime girmeme kararı verdi. CHP, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı için 14 milyon 850 bin kişinin oy kullandığını, bunların büyük çoğunluğunun parti üyesi olmadığını açıklandı. Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun aralarındaki ve partilerine yönelik uyum, siyasette çok az görülen çok değerli bir örnek olarak karşılandı. Ben de öyle gözlemledim.
Türkiye Cumhuriyeti ve belki de Dünya kitaplıkları, mahcup olması ve utanması gerekenlerin de yer aldığı yeni yapıtlar kazanmak üzere. Cesur kalemler, cesur yürekler asla yok edilemez. Neden acaba yok edilemezler? Sevgi ile beslendikleri için.
Yazımın başlığındaki gibi sevgi yok edilemez. Zaten yok edilemeyenler, sayıları ve etkileri azaltılamayanlar, şu görevde veya bu görevde fark etmez, sevgi ve umutla beslendikleri, melekleşmiş insanlar oldukları için azalmıyorlar, azalmayacaklar, yok olmuyorlar, yok edilemeyecekler.
Gelecek yazımda, şiddetsiz tepki gösteren gençlerle ilişkiler, toplanma, gösteri ve ifade özgürlüğü ile ilgili görüş ve önerilerimi dile getirmek istiyorum.
Şimdilik kısaca şöyle diyeyim.
Gençlere biber gazı, cop, tekme, yumruk, hırpalama, gözaltı, nezarete atmak, mahkemeye vermek, tutuklamak, hapis cezası ile değil sevgi, şefkat, hoşgörü gösterilerek, kendileri ve aileleriyle yüz yüze iletişim kurularak, konuşularak, bilgi verilerek, bilgi alınarak yaklaşılmalıdır.
Silahsız, şiddetsiz bir araya gelen insanların görüş ve önerilerine değer verilmeli, yasalara uygun ve tehlikeden uzak toplanmaları için iletişim kurulmalı, onların güvenlikleri sağlanmalı, taraflara yakışmayan cezalandırmalar durdurulmalıdır. Parti Genel Başkanları ve sözcüleri, hakaret, tehdit, iftira, yalan içeren, kin ve düşmanlığı tetikleyen konuşmalardan, şiddet dilinden vazgeçmelidir.
Haydi, melekleşmiş insanlar, her yerde ve her zaman, kadın-erkek birlikte, şiddetten uzak, dayanışma içinde, sevgi ve umutla, haydi…