Bir çocuğun büyüme süreci yalnızca fiziksel değişimlerden ibaret değildir.
Asıl dönüşüm zihinsel ve duygusal dünyasında yaşanır.
Kelimeleri nasıl kullandığı, çevresiyle nasıl ilişki kurduğu, merakını nasıl beslediği bu sürecin temel taşlarıdır.
Doğal gelişim yolculuğuna güçlü bir etken eşlik etmekte.
Bu etken de erken ve yoğun ekran maruziyetidir.
Son dönem araştırmalar, uzun süre telefonla vakit geçiren çocuklarda dikkat, dil ve sosyal becerilerde belirgin yavaşlamalar olabileceğine işaret ediyor.
Buradaki mesele teknolojinin varlığı değil çocuğun günlük yaşamında üstlendiği baskın rol.
Ekran sessizce oyunun, sohbetin ve keşfin yerini alabiliyor.
Bir çocuk öğrenirken yalnızca duymaz.
Gözlemler, karşılık verir bazen de zorlanır.
Yüz ifadeleri, ses tonları ve karşılıklı etkileşim zihinsel gelişimin ayrılmaz parçalarıdır.
Telefon kullanımı çocuğu etkileşimin öznesi olmaktan çıkarıp izleyici konumuna sürüklüyor.
Zihin uyarılır fakat ilişki kurma ve bekleme gibi temel psikolojik beceriler yeterince gelişmez.
Bazı çocuklarda öne çıkan problem de gelişimin geriye doğru seyir izlemesidir.
Önceden kazanılmış bazı becerilerin zayıflaması çoğu zaman biyolojik bir sorun değil çevresel eksikliklerden kaynaklanır.
Bu noktada yetişkinlerin kendi tutumlarını dürüstçe sorgulaması gerekir.
Telefon çoğunlukla çocuğun ihtiyacını değil ebeveynlerin anlık rahatlama duygusunu karşılar.
Oyalama, susturma ve zaman kazanma işlevi gören ekran, çocuğun gelişimi açısından gelecekte ağır bir bedel doğurabilir.
Bu satırları okurken şunu bilmenizi isterim:
Teknolojiye karşı bir cephe alınması mümkün değildir.
Asıl mesele, ekranın hayatınızdaki yerini nasıl belirlediğinizdir.
Ruhsal gelişim çocuğun maruz kaldığı hızlı görüntülerle değil ilişki kurabildiği ve içinde yer aldığı gerçek anlarla mümkün olur.
Sağlıklı günler dilerim.