Savaşın Kazananı Olmaz…

Aradan bir ay geçmesine rağmen ABD destekli İsrail–İran savaşının seyri, İran lehine değişmiş görünüyor. Trump yönetiminin yaptığı “U dönüşleri”, İran’ın kolay lokma olmadığının en açık göstergesi. Üç günde rejimin değişeceği, demokrasi geleceği algısı çökmüş durumda. Savaştan önce muhaliflere özgürlük vadeden Washington’un geri adımı, İsrail’den gelen açıklamalarla birleşince, üstünlüğün İran tarafına geçtiği izlenimi güçleniyor.

ABD’nin askeri üstünlüğü algısı da ciddi şekilde sarsılmış durumda. İran’ın karşı hamle olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji piyasalarında büyük bir krize yol açtı. Bu gelişme, stratejik üstünlüğün İran lehine çevrildiğini gösteriyor.

Trump yönetiminin tehditleri eşliğinde barış görüşmeleri yapıldığı iddiası ise İran tarafından yalanlandı. Bu zikzaklı tutum, İran’a stratejik avantaj sağlıyor gibi görünse de, enerji ve gıda piyasalarında yaşanan kriz tüm dünyayı etkiliyor. Türkiye taraf olmadığını söylese de, komşuda cereyan eden savaş zaten kırılgan olan ekonomimizi daha da derinleştirdi.

Gerçek şu ki, taraf olunmasa bile savaşın kazananı yoktur. Soykırımcı politikalarıyla İsrail’in yayılmacı tutumu, dünyayı yeniden savaşlarla anılır hale getirdi. “Vadedilmiş topraklar” safsatasının ceremesini tüm dünya çekmemeli.

Savaşların kazananı olmaz. Kaybeden ise her zaman insanlık olur.

“Enerji krizleri, ekonomik sarsıntılar ve insani dramlar… Savaşın faturası herkese kesiliyor.”