ŞAM’I BİZ FETHETTİYSEK BU VERGİYİ KİM KOYDU?

Bu konuda durum netleşsin ve bir yanlışlık ya da yanlış anlama varsa giderilsin diye bir müddet bekledim, konu hakkında yazmadım ama artık yazmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.

Böyle düşünüyorum çünkü Suriye’de Golani yönetiminin 11 Ocak’ta aldığı gümrük vergilerinin uyumlaştırılması kararı sonrası Türkiye’den ithalata uygulanan vergilerin yüzde 300’ü aşan oranlarda artmasıyla başlayan sorun derinleşiyor. 

Bölge ihracatçıları ilgili bakanlıklara acil çözüm çağrısında bulunurken sınır kapılarında bekleyen kamyon ve TIR’ların sayısı 3 bini aştı.

Araç kuyruğunun 6 kilometreyi aştığını belirten Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, “Şu anda Suriye’ye ihracat yapılamıyor” dedi.

Limak Holding'in patronu Nihat Özdemir ise yeni gümrük vergisi düzenlemesiyle 50 dolara ihraç ettikleri çimentodan 27 dolar vergi alınacağını belirterek şu ifadeleri kullanmış: "Suriye’deki yeni yönetim Türkiye’den giden ürünlere yüzde 300’e varan gümrük vergisi uygulama kararı almış. Suriye’nin habere konu olan gümrük vergisi artışlarını uygulaması, 50 dolara ihraç ettiğimiz çimentodan 27 dolar vergi alınacağı anlamına geliyor. Bu, çok yüksek bir vergi. Türkiye’den giden çimentodan 20 dolar ayrıca vergi alınacak. Bu düzeyde bir verginin Türkiye’ye özel uygulanması anlaşılır gibi değil." Demiş…

Hatırlarsanız Milli İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın Esad Rejimi devrilir devrilmez bir Şam ziyareti yapmış ve HTŞ lideri Ebu Muhammed El Golani'nin kullandığı bir araca binerek şehir turu atmış ve gitmiş Emevi camiinde namaz kılmıştı.

Bu ve benzeri haberler sonucunda bir algı oluşmuş ve Esad kaçıp BAAS rejimi devrilince Türkiye’de bir kesim bayram yaparak zafer kazandık, Şam’ı fethettik zannına kapılmıştı.

Özellikle sosyal medya trollerin zafer kazandık propagandalarından geçilmiyordu.

Sonra Türkiye’den ithal edilen mallara uygulanan gümrük vergilerinin yüzde 300 arttırıldığı haberi geldi. 

Malum bir ülkeyi fethettiysen bırak o ülkeye vergi vermeyi o ülkeden vergi hatta haraç alır, hiç değilse mallarını o ülkede serbestçe satar para kazanırsın değil mi?

Burada ne olmuş Golani yönetimi Türkiye’den ithal edilen mallara fahiş bir gümrük vergisi koyarak Türkiye’nin ihracatını durma noktasına getirmiş, sizce de tuhaf değil mi?

Aslında bu yapılanı tuhaf olarak değerlendirmek son derecede yetersiz olur çünkü yapılan resmen terbiyesizlik ve vefasızlıktır.

Bakın Hulusi Akar’ın iddiası Türkiye’nin 9 milyon Suriyeliye baktığı besleyip doyurduğu yönündeydi değil mi?

Yahu senin on milyona yakın vatandaşına bakıp besleyen, karnını doyuran bir ülkeye böyle fahiş bir vergi koymak terbiyesizlik ve vefasızlık değil midir?

Ayrıca Arap Birliği ülkelerinin böyle fahiş bir gümrük vergisi uygulamasından muaf tutulması da Türkiye’ye karşı yapılan ve buram buram Arap Milliyetçiliği kokan bir fiil değil midir?

Yukarıda da belirtmiştim Türkiye’de bir kesim Beşar Esad devrilince Türkiye’nin önü açıldı biz kazandık zafer bizim diye konuşmaya başlamıştı ama zaman ilerledikçe kazın ayağının pek de öyle olmadığı açığa çıktı.

Bugün ortaya çıkan tabloya bakarsak Suriye’deki son yönetim değişikliği ile en karlı çıkan tarafın İsrail ve Kürtler olduğu görülmektedir.

İsrail kazandı dedik mi zaten ABD ve İngiltere’nin de kazandığı anlaşılmalıdır.

Kaybedenler ise ortada Esad, Rusya ve İran kaybettiler, hem de büyük kaybettiler.

Sanırım Esad sonunun Kaddafi ve Saddam’a benzemediğini görüp en azından kellesini ve bir miktar da olsa servetini kurtarabildiği için gene de şükrediyordur. Bu yüzden Esad’ı kaybedenler kulübünün en şanslı üyesi olarak nitelemek pek yanlış olmayacaktır.

İran’daki teokratik diktatörlüğünün egemenleri ise sıranın kendilerine gelmekte olduğunu anlamış tir tir titriyor, kara kara ne yapacaklarını düşünüyor olmalıdırlar.

Faşist diktatör Putin ise hırsından sağı solu tekmeliyor olmalıdır.

Beni öncelikle ilgilendiren ise elbette Türkiye’nin ne kazanıp ne kaybettiğidir.

Bu açıdan bakınca Türkiye’nin elinin boş kaldığını, beklentilerinin karşılık bulamadığını görmekteyiz.

Beklentiler:

Türkiye’de bulunan Suriyelilerin akın akın memleketlerine dönmesiydi; tık yok…

Kuzey Suriye’de bir terör devletinin kurulmasının engellenmesiydi; tık yok…

Suriye’ye yönelik yaptırımların kalkması ve Suriye’de yapılacak yatırımlar ve ticaretten aslan payını almaktı; bu karar ile bu noktada da şapa oturulduğu görülmektedir.