Şair Tolga Köksal “…CAN PAHASI VE DAHASI…

Şair Tolga Köksal ile tanışmamızın üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen dostluğu, ağırbaşlılığı ve dünyaya “sol” pencereden bakması bizi birbirimize çabucak kaynaştırdı. Zaman zaman etkinliklerde bir araya gelmemiz birbirimizi daha da yakından tanımamızı sağladı.

Şair Köksal’ın, kitabıyla ve şiirleriyle ilgili düşüncelerini paylaşan Yanık Ahmet Şahinoğlu, Haydar Kaya (Garip Haydar) ve Aysel Çiçek benim de yakından tanıdığım dostlarım. Belli ki Şair Köksal’ı benden daha yakın tanıyorlar ki kitabına girmesi için düşüncelerini kaleme almışlar. Mustafa Oğuz Mucurluoğlu’da çok kıymetli düşüncelerini paylaşmışlar Köksal’ın şiirleri ve kendisi ile ilgili.

“Sanat, sanat için mi halk için mi yapılmalıdır” diye bir söz vardır ve zaman zaman değişik platformlarda duyarız bu sözü. Benim de taraf olduğum, “Sanat halk için yapılmalıdır” anlayışı, Tolga Köksal’ın şiirlerinde ve dünyaya bakışında etkin bir biçimde görülmektedir. Öyle ya yaşadığınız toplumun acılarını mutluluklarını görmezden gelirseniz, yaşanan haksızlıkları dile getirmezseniz özellikle de şair olarak, ezilen toplu/insanlar da sizi var saymaz.

Köksal, kitabının girişinde okuyucularını; “… Can Yoldaş’ı can pahası cenk eder/Tek başına yetmiş iki renk eder/Bir işçi yumruğun sıktığı zaman/İki Toma, üç de zırhlı tank eder” dizeleriyle karşılıyor. Bu söz, hem şiirlerinin içeriği ile hem de Köksal’ın dünyaya bakışıyla ilgili ipucu veriyor.

Ozan Aysel Çiçek, Köksal ve şiirleriyle ile ilgili düşüncelerini paylaşırken “Yüreğini yansıttığı, toplumsal sorunları gözettiği şiirlerini uzun zamandır takipte olduğum Tolga Köksal’ın ilk şiir kitabıyla buluşacağız. Halk şiiri geleneğimizi sürdürme çaba ve çalışmalarını çok kıymetli bulduğum; şiirlerinde geleneği sahiplenen ve yaşadığı çağın notlarını tutan tavrını gördüğüm genç şairimizin bu ilk kitabının heyecanına ortak olmaktan mutlu oldum,” diyor. Ozan Çiçek’in dilinden bunları duymak hem Köksal için hem de Köksal’ın kitabını okuyacaklar için kıymetli bir referans.

Şair Köksal’ın, hece vezni ile yazdığı şiirleriyle çıktığı yolda, her dizesi başka bir önemli noktaya parmak basıyor. Evet, “her şiir şairinin parmak izi gibidir” sözünü hak eden dizelerinden birkaç dörtlükle örnek vermek istiyorum.

“…Padişaha boyun eğmezdim ancak/Adeta elinde oldum oyuncak/Gözlerin kaçardı hep köşe bucak/Ellerinse beni baştan savardı…”

“Özgürlüğü sattım aşka/Kız kapına köle geldim/Dünüm başka bugün başka/Şimdi bak ne hale geldim…”

Köksal ne kadar aşkı dillendirse de pek çok şiirinde, asıl derdi, sınıfsaldır, toplumsaldır. Aforizmalarında da toplumsal ve duygusal konularda net mesaj vermektedir.

“Paranın verdiği rahatlamayı mutluluk zanneden ahmaklar, mutluluğun ne olduğunu hiçbir zaman anlamayacaklar”

Şiirlerinde genellikle umut olsa da “Eyleme beni” şiirinde olduğu gibi bazen isyan etmeyi, yanlışa kalem kırmayı da ihmal etmiyor.

“Lanet olsun bu dünyanın varına/Kondum göçtüm varamadım yarına/Can Yoldaş’ım hakikatin sırrına/Eriştim giderim eyleme beni”

Şair Tolga Köksal, Sivas katliamına da duyarsız kalmamış. “Karanlık” şiiriyle; daha nice eserlerde ve aydınlık günlerde yaşamak umudumla yazıma son vermek istiyorum.

“… Güneş olup doğacağım bunu bil/Yağmur olup yağacağım bunu bil/Bir gün seni boğacağım bunu bil/Ey benim ülkemi yıkan karanlık

İki dudak arasında aydınlar/Boğulmuştur deresinde aydınlar/Bu meclisin neresinde aydınlar/Vekili karanlık bakan karanlık

Bil ki dilim dilim doğranacaksın/Kendi yaptığından iğreneceksin/Pir Sultanlar ölmez öğreneceksin/Sivas’ta insanı yakan karanlık

Karanlıkta kaybolursan kazara/Kılavuzdur Can Yoldaş’ı tez ara/Yirmi üç’te koymuş idik mezara/Hortlayıp ortaya çıkan karanlık.”

Şair Tolga Köksal: 1987 yılında Kırşehir’de doğdu; ancak hayatının gerçek anlamda şekillendiği yer Ankara oldu. Lise eğitimini tamamladıktan sonra hayat onu doğrudan emek dünyasının içine çekti; fakat edebiyatla kurduğu bağ hiçbir zaman zayıflamadı.

Halk şiirinin damarını genç yaşta keşfetti. Çağımızın halk ozanlarıyla iletişim hâlinde olarak geleneğin yaşayan tarafıyla bağ kurdu. En çok etkilendiği isimlerden biri, toplumcu çizgisi ve duruşuyla Âşık İhsani oldu. Bu etki, zamanla onun kendi sesini bulmasına yardımcı oldu ve mahlas olarak “Can Yoldaş” adını kullanmaya başladı. Yayınlanan ilk şiir kitabı (… Can Pahası ve Dahası …) hem şair kimliğini görünür kıldı hem de yazın yolculuğunun daha derin bir hatta ilerleyeceğinin işaretini verdi.

Şiirin ardından sahne sanatlarına yöneldi. Çeşitli özel tiyatrolar için piyesler, kısa oyunlar ve skeç senaryoları yazdı; bazı YouTube kanallarında içerik üretenlere kısa skeçler yazarak çağın yeni anlatı mecralarına uyum sağladı. Bu süreçte Anadolu Halk Ozanları Derneği (AN-DER), Tüm Ozanlar ve Yorumcular Derneği (TOY-DER) ve Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) üyelikleriyle kültürel geleneğin içinde aktif bir yer edindi.

Edebiyatla geçen tüm bu üretim sürecinin yanında, hayatını market çalışanı olarak sürdürdü. Emek dünyasının içinden gelen biri olarak Birlik Sendikası’na üye oldu; çalışma hayatının gerçekliğini, sınıfsal bilinci ve dayanışma kültürünü bizzat yaşayarak öğrendi.

Toplumsal meselelerle kurduğu bağ, onu siyasetin de içine taşıdı. Türkiye Komünist Partisi’nden 28. Dönem milletvekili adayı olarak emek, adalet ve eşitlik mücadelesine kamusal bir boyut kazandırdı.

Bugün hâlâ Ankara’da yaşayan şair, bir yandan yeni romanını kaleme alıyor, bir yandan şiir, tiyatro ve senaryo alanlarında üretmeye devam ediyor.