Sağlıklı Çocuklar Sağlıklı Toplumu Oluşturur

Teknolojinin nimetlerinden yararlanırken, bilinçsiz kullanımın bilerek ya da bilmeyerek verdiği zararların çoğu zaman farkında olmuyoruz. Daha fazla işler çığırından çıkmadan duruma hâkim olup kontrolü sağlamamız gerekiyor.

Her şeyde olduğu gibi, “azı karar, çoğu zarar” sözünü dikkate almadığımızda pek çok soruna yol açabileceğimizi bilmeliyiz.

Nasıl mı? Kendi gözlemlerimle anlatmaya çalışayım:

Hayat telaşı içinde herkes bir koşuşturma hâlinde… Bu tempo yüzünden bazı inceliklerin farkına varamıyor, bazen de zamana yetişemiyoruz.

Yıllar önceki yaşamla bugünkü yaşam arasında büyük farklar var. Konfor alanımız genişledi; işlerimizi kolaylaştıran pek çok cihaz artık elimizin altında. Eskisi gibi sabahın köründe kalkıp gün boyu çamaşır yıkamıyor, dağlar gibi bulaşıkla uğraşmıyoruz. Çocuklarımızın ödevleri için kapı kapı dolaşmıyoruz. Sevdiklerimizi görmek istediğimizde, bir telefonla hem seslerini duyabiliyor hem de yüzlerini görebiliyoruz.

Evlerdeki bu cihazlar elimiz ayağımız olmuş durumda; elbette ki olmalı. Çünkü günümüz koşullarında insanlar çalışmaktan kendilerini dinlendirecek zaman bile bulamıyor. Geçimin zor olduğu bu dönemde eşler birlikte çalışıyor, hayata birlikte katkı sağlıyor ve zorlukları paylaşıyor. Ancak paylaşım tek taraflı olduğunda haksızlık ortaya çıkıyor. Hayatın yükü birlikte kaldırılmalı, ev içindeki sorumluluklar da birlikte paylaşılmalıdır. Çağın zorluklarına birlikte göğüs gerilecekse, her alanda dayanışma şarttır.

İşten aynı anda gelen eşlerin, yemek için yalnızca kadından beklenti içinde olması yerine “Haydi bugün bunu birlikte yapalım” demesi gerekir. Bunlar işin kolay ve çözülebilir taraflarıdır.

Asıl değinmek istediğim konu ise çok daha önemli:

Sevgili anne babalar, son zamanlarda çocuklarda anksiyete, asabiyet, isyan, dikkat bozukluğu gibi sorunların ciddi biçimde arttığını görüyoruz. Peki neden? Biraz düşünelim… Bunun büyük kısmı bizim yanlış tutumlarımızdan kaynaklanıyor. “Ağladı, sussun, beni rahat bıraksın” düşüncesiyle çocuklarımızın eline verdiğimiz tablet ve telefonlar, onları farkında olmadan dijital bağımlılığa sürüklüyor.

Oysa araştırmalar gösteriyor ki günde saatlerce tablet ve telefonla vakit geçiren çocuklarda anksiyete, dikkat dağınıklığı ve psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu sürenin en fazla yarım saat olması gerektiğini ve mutlaka ebeveyn kontrolünde tutulmasını öneriyor. Çocuk mutsuz olmasın diye verdiğimiz bu cihazlarla aslında ona zarar verdiğimizi fark etmeliyiz.

Bir oyuncak gibi hemen ağladıklarında ellerine tutuşturulmamalı, erkenden tanışmalarına fırsat verilmemelidir. İleri yaşlarda kontrolun zor olduğu bu bağımlılığın, bebeklik evresinden itibaren kontrolunu sağlamak ve eğitimlere başlamak anne baba için görev olmalıdır.

Teknolojiyi elbette kullanıyoruz; işlerimizi kolaylaştırıyor. Ancak aşırılığın bedelini de unutmamalıyız. Küçücük bedenlere verilen bu zarar, sağlıksız bir toplumun temelini atmak demektir. Bu konuda hassas davranmak bizim sorumluluğumuzdur.

Kolayımıza geldiği için ellerine tutuşturduğumuz tablet ve telefonlarla çocuklarımızın sağlığını ve geleceğini tehlikeye attığımızı unutmayalım. İyi bir insan yetiştirmek kolay değildir; bizler de konforumuzdan biraz fedakârlık ederek üzerimize düşeni yapmalıyız.

Anne baba olarak çocuklarımızla ilgilenmek, onların dolu dolu ve sağlıklı bir çocukluk geçirmelerini sağlamak en önemli görevimizdir. Bu, bırakılabilecek en büyük mirastır. Çocuklarımıza; oynadıkları, güldükleri, mutlu oldukları, hatırlayacakları güzel anılar bırakmalıyız. Mutlu bireyler, hayatın zorluklarıyla daha bilinçli mücadele eder ve sorumluluklarının farkında olur.

Sevgili büyükler, telefonlarımızı bir kenara bırakıp çocuklarımızla ilgilenelim. Onlarla oynayalım, gülelim, sohbet edelim. El ele, göz göze olalım. Mutluluklarını da mutsuzluklarını da yüzlerine bakarak anlayalım. Omuzlarına dokunalım, sevgimizi ve zamanımızı paylaşalım. Evin biraz dağınık olması önemli değil; önemli olan yaşanmışlıklar ve geride kalan izlerdir.

Sonunda, düzenli ama yaşanmamış bir ev mi; yoksa anılarla dolu bir hayat mı daha anlamlı, bir düşünelim.

Sağlıkla, sevgiyle kalın.