SADAKAT VE TESLİMİYETİN ADI: ‘KURBAN’

Kurban ibadeti yalnızca dinimiz İslam’a özgü bir ibadet olduğu düşünülse de, tarih boyunca birçok dinde ve kültürde insanlar, Allah’a (CC) yakınlaşmak, şükretmek veya arınmak amacıyla kurban kesmişlerdir. Yahudilikte Hz. Musa (AS) döneminden itibaren mabette hayvan kurban edildiği bilinirken, Hristiyanlıkta ise Hz. İsa’nın (AS) “insanlık için fedakârlığı” sembolik bir kurban olarak kabul edilmektedir. Eski toplumlarda da tanrılara adak ve kurban armağan etme ritüelleri yaygın şekilde tarih kitaplarında anlatılmaktadır.

Allah (CC) katında tek din olan dinimiz İslam’da ise kurban, sadece bir hayvan kesme işi değil; teslimiyetin, paylaşmanın ve takvanın göstergesidir.

Hz. İbrahim’in (AS) oğlu Hz. İsmail’i (AS) kurban etme hadisesi, Kur'an-ı Kerim’de anlatılır. Olay, Allah’a (CC) bağlılığın en büyük örneklerinden biri olarak Kur’an-ı Kerim’de kısaca şöyle geçer:

Hz. İbrahim (AS), Allah’tan salih bir evlat ister. Allah (CC) ona yumuşak huylu bir oğul müjdeler. Çocuk büyüyüp babasıyla birlikte yürüyüp çalışacak yaşa geldiğinde Hz. İbrahim (AS) rüyasında oğlunu kurban ettiğini görür. Peygamberlerin rüyası vahiy kabul edildiği için bunu Allah’ın(CC) emri olarak anlar ve oğluna durumu bildirir:

“Yavrucuğum! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün, ne dersin?”
O da şöyle dedi:
“Babacığım! Sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” (Sâffât Suresi 102.)

Bunun ardından baba ve oğul Allah’ın (CC) emrine teslim olur. Tam kurban gerçekleşeceği sırada Allah Teâlâ (CC) onları durdurur ve Hz. İsmail (AS) yerine büyük bir kurbanlık gönderir:

“Biz ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.” (Sâffât Suresi 107.)

Bu olay, İslam’da Kurban Bayramı’nın manevi temelini oluşturur. Burada asıl vurgulanan nokta; can vermek değil, Allah’a (CC) tam teslimiyet, sadakat ve kulluk bilincidir. Kur’an-ı Kerim’de ayrıca bu hadise için:

“Şüphesiz bu apaçık bir imtihandı.” (Sâffât Suresi 106.) buyrularak olayın büyük bir ilahi imtihan olduğu ifade edilir.

Yüce Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’de başka bir ayette şöyle buyurur:

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır.” (Hac Suresi'nin 37.)

Bu ayet, kurbanın özünün gösteriş değil; samimiyet, kulluk bilinci ve Allah’a (CC) yakınlaşma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’de kurban ibadetinin önemini şu hadisle ifade etmiştir:

“Âdemoğlu Kurban Bayramı günü Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlemiş değildir.” (Tirmizî)

Kurban aynı zamanda sosyal dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir. Kesilen kurbanın ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması; toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve merhamet duygularını güçlendirir. Bu yönüyle kurban, bireysel bir ibadet olmanın ötesinde toplumsal bir sorumluluktur.

Bugün modern dünyada insanları bencillikten uzaklaştıran, insanları dayanışmaya, paylaşmaya yönlendiren kurban ibadeti, toplumsal adaletin sağlanması ve sosyal bağların kuvvetlendirmesinin yanında, sadakat ve teslimiyetin göstergesi olan manevi bir mesaj taşımaktadır.