SABIR, SADECE AZICIK DAHA SABIR

2019 yılında dünya gündemine giren ve ülke olarak 2020 Mart ayında gündemimizin asıl meselesi olan Koronavirüs uzaktan seyir halinde iken sanki artık yakamızı bırakıyor gibi hissediyoruz. Etrafımızda maskesiz insanlar, güvenlik duvarı yıkılmış toplu alanlar sanki virüs artık terk-i diyar eylemiş.

2019 yılında dünya gündemine giren ve ülke olarak 2020 Mart ayında gündemimizin asıl meselesi olan Koronavirüs uzaktan seyir halinde iken sanki artık yakamızı bırakıyor gibi hissediyoruz. Etrafımızda maskesiz insanlar, güvenlik duvarı yıkılmış toplu alanlar sanki virüs artık terk-i diyar eylemiş.

Bununla beraber bunun psikolojik geri dönüşü olarak zaten insanların zorunluluktan yaptırdığı aşıdan da vazgeçilmiş gibi duruyor. Peki bu durum pandeminin uzamasına sebep olur mu?

Tabi ki bunu yetkili ağızlardan duymak gerekir. Zaten şu durumda bile yakın zamanda bu işin tamamen biteceği söyleniyor fakat benim hissiyatım bu yönde değil.

Kolayca halledilebilen bir virüs olsaydı eğer zaten biz insanlar bu virüsü çoktan tarihe gömmüş hatrımızda bile yer almasına izin vermiyor olurduk. Bakış açımız ve yapımız tamamen bu yönde.

Ne yapılması gerekiyor sorusunu cevaplayacak asla yetkinliğe sahip değiliz sıradan vatandaşlar olarak ama, rehavete kapılmamaız gerektiğini söylemek için de tıp okumuş uzmanlaşmış olmaya gerek yok.

Rehavete kapılmamak adına lütfen evlerimize kapandığımız, eşimizden dostumuzdan ayrı kaldığımız, resmen güne hasret kaldığımız günleri hatırlayalım. Stres olmadan, acaba kelimesini sarf etmeden yaşayacağımız günlere geri dönmek için azıcık daha sabır aşılayalım benliğimize.

Sağlıklı, mutlu günler…