ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ…

Türkiye, insanların olduğu her yerde, insanlardan kaynaklanan, ağır veya hafif sorunlar yaşıyor. Aslında bu tanıyı, Dünya’nın her yeri için koyabiliriz.

Türkiye’deki insanların yaşadığı sorunların ağır ve hafifliğine sınır koymak çok kolay değil. Elbette bu sorunların başında olumsuz ekonomik koşullar geliyor. Aslında, ekonomik alanda taşınması, dayanılması çok zor olan sorunlar ve koşullar insana kesinlikle şiddet etkisi yapıyor. Acaba, insanın neden olduğu şiddet türlerinin temelinde ekonomik sıkıntılar, sorunlar, adaletsizlikler yatıyor olabilir mi sorusunun bana göre yanıtı “evet”tir.

Çünkü, ekonomik sorunların ağrılığı altında kalan insanın, iletişim konusunda huzurlu olabilmesi çok zor.

İletişim ise, aileden başlayarak toplumun her kesimi için yaşamsal önem taşır. Çünkü, huzurlu, mutlu ve güvende olan insan için şiddetsiz iletişim kurmak daha kolaydır. Öfkeden ve korkudan uzak, yüz yüze ve göz göze iletişim kurmayı, konuşmayı, paylaşmayı ve uzlaşmayı, tüm canlıların, ancak en başta insanın başarması gerekiyor,

Tüm canlıların konuşabildiğine, özel dillerinin bulunduğuna inanan bir insan olarak “Tüm canlılar” genellemesini yapıyorum.

Doğrudan, akıl, vicdan, sevgi, saygı ve dostluk kavramları ile ilişkisi olan bir sorunu bir kez daha paylaşmak istiyorum. Bir kez daha diyorum, çünkü bir emekli, ileri yaşlı ve bir gazeteci-yazar olarak bu konuyu daha önce de Sonsöz Gazetesinde ve Sonsöz İnternet Haber Sitesinde dile getirmiştim.

Bu sorunların bir örneği, ileri yaşlıları ve emeklileri doğrudan ilgilendirecek düzeyde kent içi ulaşımda yaşanıyor.

Önceki gün, Ankara’da, Çevre Sokakta, Gazeteciler Cemiyeti’ndeyiz. Usta gazeteci ve yazarlarla birlikte, önemli gördüğümüz konularda görüşlerimizi paylaşıyoruz. Şimdi emekli olmalarına karşın mesleklerini gönüllü olarak sürdüren arkadaşlarımızla sohbet edebilmeyi büyük bir talih olarak algılıyorum.

Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi, sporcu arkadaşım Güray Soysal ile arkadaşlarım Doğan Bulgun, Süreyya Oral, Yıldırım Beyazıt Lisesi’nden arkadaşım Gürbüz Tosun, bir masadayız.

Konu, Ankara’daki kent içi ulaşıma, özel halk otobüslerine geldiğinde, usta gazeteci Güray Soysal, benim de yaşadığım bir sorunla ilgili örnekler verdi. Özel halk otobüsü sürücülerinden bazılarının emeklileri durakta tek başlarına gördüklerinde durmamalarına ve ileri yaşlıları üzmelerine değindi. Böyle durumları kendisinin de çok kez yaşadığını belirtti.

Masadaki diğer gazeteci arkadaşlarım da bu örnekleri doğruladılar. Ben de, akşamın karanlığında, Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin önündeki durakta, özel bir halk otobüsünün durağa yavaşlayarak nasıl yaklaştığını, ancak beni görünce hızlanarak nasıl uzaklaştığını, böyle örnekleri farklı semtlerde çokça yaşadığımı anlattım. Akıl ve vicdandan yoksun bu tür davranışları farklı zaman ve semtlerde yaşadıklarımdan da örnekler verdim.

Emeklilere, ileri yaşlılara karşı, özel halk otobüsü sürücülerinin çoğunlukla soğuk kavrandıklarını, hatta duruşlarda ve kalkışlarda sert hareketler yaptıklarını da ekledim. Çünkü bunları gerçekten yaşadım.

Son olarak iki gün önce, yine özel halk otobüsünden inerken büyük bir tehlike atlattığıma değindim. Atakule’ye iki durak kala, arka kapıdan inmek için hareketlendim. Kapı açılınca, adeta yer uçtum. Çünkü, alt basamaktaki iki metal parça sanki yağlanmıştı. Kaygan zemin ayak basmama ve adım atmama izin vermedi. Otobüsteki diğer yolcuların çığlıklarını ve uyarılarını önemsemeyen özel halk otobüsü sürücüsü oturduğu sürücü koltuğundan kalkmadı, kaymama neden olan yere bakmadı ve çekip gitti.

Elbette, inen yolcular ve yoldan geçenler benimle ilgilendiler.

Ankara ve diğer illerdeki Büyükşehir belediye başkanlıklarına bu konuya özenle yaklaşmalarını, özel halk otobüsü işletmecileri, sürücüleri, bu alanın sendika, dernek, oda, şirket ve kooperatifleri ile iletişim içinde değerlendirme toplantıları, seminerler ve çalıştaylar düzenlemelerini, sürece emekliler başta olmak üzere her kesimin gönüllü kuruluşlarını, temsilcilerini katmalarını öneriyorum.

Elbette, burada dile getirmediğim, getiremediğim başka sorunlar ve konular da var.

Bu önerimle ilgili olarak atılacak her adım, her girişim, yarınlarda öngörülemeyecek bazı olumsuzlukların yaşanmasını önleyebilecek, özel halk otobüsleri sürücülerinin davranışlarını, akıl, vicdan, sevgi, saygı ve dostluk temelinde değiştirebilecek, toplumsal huzur ve güven için gerekli olan “iletişim ve demokrasi” anlayışına zenginlik katabilecektir.

Haydi, Belediye başkanlıkları, haydi özel halk otobüsleri ile ilgili kişi ve kuruluşlar, sevgi, dostluk, saygı ve güvenin yaşanacağı taşıtlar ve ortamlar için, birlikte, gönül gönüle, haydi…