ORTADOĞU'DA KIRILGAN ATEŞKES

Gerilim had safhadayken Pakistan'ın arabuluculuğu, Türkiye ile Mısır'ın destekleri ve İran'ın Hürmüz Boğazını tam olarak açması kaydıyla Amerika iki haftalık ateşkesi ve müzakerelerde bulunmayı kabul etti...

Bu elbette kalıcı bir barış anlaşması değil, sadece kırılgan bir ateşkes ve ne yazık ki bölge her an çatışmaları yeniden başlatabilecek provakasyonlara gebe...

Son gelinen noktada ateşkese dair Beyaz Saray'ın resmi X hesabından 7 Nisan tarihinde yapılan paylaşımlar şöyle:

AMERİKA'NIN RESMİ AÇIKLAMASI

Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Mareşal Asim Munir ile yaptığım görüşmelere dayanarak ve bu görüşmelerde İran'a bu gece gönderilecek yıkıcı gücü durdurmamı talep etmeleri ve İran İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı'nın tamamen, derhal ve güvenli bir şekilde açılmasına rıza göstermesi şartıyla, İran'a yönelik bombalama ve saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ediyorum.

Bu, iki taraflı bir ateşkes olacaktır!

Bunu yapmamızın nedeni, tüm askeri hedeflere zaten ulaşmış ve hatta aşmış olmamız ve İran ile uzun vadeli barış ve Ortadoğu'da barış konusunda kesin bir anlaşmaya çok yaklaşmış olmamızdır.

İran'dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz. Geçmişteki çeşitli ihtilaf noktalarının neredeyse tamamı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında kararlaştırılmıştır, ancak iki haftalık bir süre anlaşmanın nihai hale getirilmesine ve tamamlanmasına olanak sağlayacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak ve aynı zamanda Ortadoğu ülkelerini temsilen, bu uzun vadeli sorunun çözüme yakın olmasından onur duyuyorum. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!

BAŞKAN DONALD J. TRUMP

İRAN'IN RESMİ AÇIKLAMASI:

İran İslam Cumhuriyeti adına, bölgedeki savaşı sona erdirmek için gösterdikleri yorulmak bilmeyen çabalarından dolayı sevgili kardeşlerim Pakistan Başbakanı Sayın Şerif ve Sayın Mareşal Münir'e şükran ve takdirlerimi sunuyorum.

Başbakan Şerif'in tweet'indeki kardeşçe talebine ve ABD'nin 15 maddelik önerisine dayalı müzakereler talebine ve ABD Başkanı'nın İran'ın 10 maddelik önerisinin genel çerçevesini müzakereler için temel olarak kabul ettiğine dair açıklamasına istinaden, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi adına şunları ilan ediyorum:

İran'a yönelik saldırılar durdurulursa, güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz savunma operasyonlarını durduracaktır.

İki hafta süreyle, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon sağlanarak ve teknik sınırlamalar dikkate alınarak Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş mümkün olacaktır.

Seyed Abbas Araghchi, Dışişleri Bakanı

İran İslam Cumhuriyeti

Peki bu ateşkes anlaşması kime ne kazandırdı, kime ne kaybettirdi?

Önce İran tarafına bakalım:

İran'da hiyerarşinin en üstünden en aşağısına kadar tüm İranlı liderler suikasta uğradı, İran rejiminin tüm askeri kampları, ordu, Devrim Muhafızları ve Basij tamamen ezildi. İran'ın hava kuvvetleri ve donanması yok edildi.

Tüm ana nükleer reaktörleri vuruldu, devre dışı bırakıldı.

Tüm iç ve dış istihbarat birimleri ortadan kaldırıldı ve sızıntının nasıl gerçekleştiğini bile bilinmiyor, çünkü birimlerin başkanları bile suikasta uğradı.

Rejimin füze ve İHA'ları büyük ölçüde yok edildi, 700 milyar ABD dolarından fazla kayıp yaşatıldı ve yaptırımlar devam ettirildi ve bütün bunlar sadece 40 günde gerçekleşti, İran'ın askeri gücünün kağıttan bir kaplan olduğu görüldü.

İşte tam da bu noktada İran çok daha yıkıcı bir saldırının durdurulması karşılığında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya razı oldu.

Amerika açısından bakarsak

“Anlaşmayacağız” diyen Hamaney’i öldürdüler; yerine direk masaya oturan Muhammed Bakır Kalibaf’ı getirdiler. ABD ve İsrail, İran Devrim Muhafızları’nın “öldüremezsiniz” dediği, kutsallaştırdığı ve “öldürülmesi halinde cihat fetvası verip dünyayı ateşe veririz” diye tehdit ettiği Hamaney’i öldürdü. Bununla da kalmayıp yüzlerce generali etkisiz hâle getirdi. İran'ın deniz ve hava kuvvetlerini yok etti. Ardından geriye kalanlara, anlaşma masasına oturmaları gerektiğini bildirdi.

Unutmayın: ABD ve İsrail savaşın başından beri “İran topraklarını işgal edeceğiz” demiyordu; “rejimi değiştireceğiz” diyordu. “Anlaşmayacağız” diyen Hamaney’i öldürdüler; yerine direk masaya oturan Muhammed Bakır Kalibaf'ı getirdiler...

Trump'ın son açıklaması da şöyle:

Amerika Birleşik Devletleri, çok verimli bir rejim değişikliği geçirdiğini belirlediğimiz İran ile yakından çalışacaktır!

Uranyum zenginleştirmesi olmayacak ve Amerika Birleşik Devletleri, İran ile birlikte, derine gömülmüş (B-2 bombardıman uçakları) nükleer "toz"un tamamını kazıp çıkaracaktır. Şu anda ve geçmişte de çok titiz bir uydu gözetimi altındaydı. Saldırı tarihinden beri hiçbir şeye dokunulmadı.

İran ile gümrük vergisi ve yaptırımların hafifletilmesi konusunda görüşmeler yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.

15 maddenin çoğu zaten kabul edildi. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Başkan DONALD J. TRUMP

Bahsekonu anlaşmanın maddelerine dair Ahmed Khalifa tarafından paylaşılan bilgi ise şöyle:

İran, Amerikan şartlarından 11'ine razı oldu ve kalan üçü önümüzdeki iki hafta boyunca müzakere edilmeye devam ediyor:

  1. Nükleer silah geliştirmeme veya sahip olmama konusunda kalıcı bir taahhüt.
  2. Zenginleştirilmiş uranyumun tamamını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na teslim etmesi.
  3. Nükleer tesislerinin her kısmına IAEA'ya tam erişim ve izleme izni vermesi.
  4. İran içinde uranyum zenginleştirmeyi tamamen ve kalıcı olarak durdurması.
  5. Füzelerinin hem menzilini hem de sayısını önemli ölçüde azaltması.
  6. Bölgedeki milis ve vekil gruplara tüm desteğini derhal kesmesi.
  7. Körfez'deki enerji tesislerine yönelik tüm saldırıları durdurması.
  8. Hürmüz Boğazı'nı derhal, koşulsuz ve gecikmesiz olarak yeniden açması.
  9. İran'a uygulanan tüm yaptırımları kaldırması.
  10. BM yaptırımlarını yeniden dayatma mekanizması olan snapback'i iptal etmesi.
  11. Buşehr nükleer santrali için Amerikan desteği, ancak yalnızca doğrudan ABD denetimi altında. !

Bu uzlaşı konuları doğruysa Amerika hemen hemen her istediğini almış ve rejimi değiştirmiş gibi görünüyor...