“OLMAYAN SEVGİLİYE YAZILMAMIŞ MEKTUPLAR” Mamak Güncesi

Uzun bir rahatsızlık döneminden sonra, okumaya başladım. Okumak hem gözlerimi yoruyor hem de boyun fıtıkları ve boyun düzleşmesinden kaynaklı yorucu oluyor ama kitaplar da beni çağırıyor, gözlerime bakıyor beni oku diye. Sık sık ara verip, egzersizler yaparak üstesinden gelmeye çalışıyorum.

Birkaç dostumun kitabını okuduktan sonra, sevgili dostum, şair, yazar Özgür Ovacık’ın KKM YAYINLARINDAN yayımlanan “Olmayan Sevgiliye Yazılmamış Mektuplar ve “Tabuta Sığmayan Sabır” kitaplarını okudum. İkisinden de kısaca söz edeceğim.

Altını ısrarla çizeceğim konu mutlaka okunmalı…

Kitabın adı “Olmayan Sevgiliye, Yazılmamış Mektuplar” olsa da bende hep olan sevgiliye yazılmış mektuplar etkisi bıraktı. Öylesine sahici diyaloglar var ki ‘olmayan’ diye bir şey aklınızdan hiç geçmiyor.

12 Eylül ile başlayan; acılar, işkenceler, ölümler ve daha ötesi insanlık dışı davranışlar, faşizmin tam da ete kemiğe bürünmüş haliydi. Hayatımıza; ekmek gibi, hava gibi, su gibi sirayet etmesiydi, saymakla bitmeyecek işkence yöntemlerinin.

Bugüne kadar 12 Eylül’ün çirkin yüzünü anlatan pek çok kitap okudum. Bir tarafta; işkenceler, tecritler, tabutluklar insanlıktan çıkarılmaya, kendilerinin emrinde köle yapmaya, emirlerine itaat ettirmeye çalışmalar, diğer tarafta ise; her acıya dayanan, her işkenceye direnen çelik yürekli inancına bağlı, bilincini yitirmeyen devrimciler.

Bilincini yitirmemeyi, karşısındaki faşist güruha; yaşama bağlılıklarını, yaşama sevinçlerini işkencecilerin gözüne soka soka; türküler, marşlar söyleyerek, âşık olarak, sevgiyi, seviyi yüreklerine bilinçlerine hınçla, sabırla kazıyarak bunları mektuplarında dile getirerek, yoldaşlarıyla aralarındaki dostluk bağlarını daha da pekiştirerek ispatlamışlardır.

Ne acıdır ki darbeciler de bunun farkındadırlar ama kimileri, verilen emri yerine getirirken kimileri de işkence yapmaktan zevk almaktadırlar. Çünkü emir büyük yerden emperyalistlerden yerli işbirlikçi uşaklarına gelmiştir, uygulanacaktır.

“Olmayan Sevgiliye Yazılmamış Mektuplar” bir taraftan bir mahkûmun cezaevindeki yaşamından kesitler anlatırken, diğer taraftan da işkencecilerin ne kadar zalim olduğunu deşifre etmektedir.

İşkencelerin en dayanılmaz anında bile, sevgiliyle göz göze gelmek, sevgiden/sevgiliden direnme gücü almaktır. Bu aslında bir bilinçtir, taktiktir, direnme azmidir.

“TABUTA SIĞMAYAN SABIR”

“Tabuta Sığmayan Sabır” kitabında ise: Yine, 12 Eylül sonrası zor koşullarda dağlara sığınmış, mücadele alanı açmaya çalışmış “Devrimci Yol” hareketinin mücadelesinden ve insanların yaşamından kesitler vermektedir. “Tabuta Sığmayan Sabır” o döneme ait çok şey anlatmakta. Bunu bir kenara koyduktan sonra şunun da altını çizmeliyim: Yıllar sonra bile kitabın kapağını gördüğünüzde ya da adı kulağınıza geldiğinde, özellikle kışın zor koşullarında yaşananlar tekrar hafızanızda canlanacak, sizi kitabı okuduğunuz ana taşıyacaktır. Tıpkı benim bu kitabı okurken “Jack London’ın Beyaz Diş” adlı romanına gittiğim gibi.

Her iki kitapta da Ovacık’ın: şair ustalığı kendini göstermektedir. Okurken çoğu zaman şiir okuyor gibi hissediyorsunuz. Birkaç satırı alt alta dizseniz; imge, betimleme, metafor ve anlatı ustalığıyla ortaya harika şiirler çıkacağından asla şüphem yok. Sevgili Özgür Ovacık’ın; şiir kitaplarının yanında sözünü ettiğim kitaplara ve konusuna ilgi duyan, dostların mutlaka okumasının gerekliliğini belirtmek isterim. Konulara ilgi duyulmasa bile “bence” edebi değeri için mutlaka okunması gereken kitaplar, elbette şiirleri de öyle…

Nice kitaplarda buluşmak üzere sevgili Ovacık…