OKUMAYI BIRAKTIK

İnsanlık olarak ilginç bir dönemde yaşıyoruz.

Cebimizde dünyanın bütün bilgisi var ama düşünmeye ayırdığımız zaman giderek azalıyor.

Yüzyıllar önce Platon,

"Öğrenerek"

, Aristo "Düşünerek"

, Nietzsche "Kendin kalarak"

, Camus

"Başkaldırarak"

, Sartre "Eyleme geçerek"

, İbn Rüşd "Vicdanlı olarak"

, Farabi ise "Kalbine kulak vererek" insanın özgürleşeceğini söylemiş.

Aradan yüzlerce yıl geçmiş.

Biz ise öğrenmek yerine başlık okuyor, düşünmek yerine yorum kopyalıyor, kendimiz olmak yerine başkalarının hayatlarını izliyoruz.

Herkes konuşuyor.

Kimse dinlemiyor.

Herkes biliyor.

Kimse öğrenmiyor.

Bazen düşünüyorum...

Dostoyevski bugün yaşasaydı yine yoksulluğu yazardı galiba.

Ama bu kez cebin değil, düşüncenin yoksulluğunu...

Çünkü artık birçok insanın telefonu akıllı ama merakı yorgun.

Hafızası dolu ama zihni boş.

Belki de özgürlük sandığımız kadar karmaşık değildir.

Bir kitabın birkaç sayfasını okumak...

Herkes aynı şeyi söylerken farklı düşünebilmek...

Vicdanını susturmamak...

Ve kalbinin sesini, telefonun bildirim seslerinden biraz daha fazla dinleyebilmek...

Kim bilir...

Belki de özgürlüğün kullanım kılavuzu hiç kaybolmadı.

Biz sadece okumayı bıraktık.