Türk ekonomisi saklı vadi gibi… Üretilen mal ve hizmetleri hangi sektör üretiyor. Devlet sektörü mü, yoksa özel sektör mü? Sektörler arasında ki ilişkiler ve mal girdileri nasıl sağlanıyor?
Devlet sektörünü ortadan kaldırma girişimlerinin boyutları hangi noktaya gelip dayandı? Türkiye’ye ithal edilen mallar ile ara mallar ithalatında harcanan paraların yıllık tutarı ile ihraç edilen malların yıllık getirisi arasındaki uçurum neden tehlikeli boyutlara ulaştı?
Türkiye’nin ihracatı neden ithalatını karşılamıyor?
O tarihte Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın para politikasının arkasında giderek, dalgalı kurun fırlamasıyla neden İŞKUR gibi bir kuruluş, işçilerin alın terinden kesilen “İşsizlik Fonu paralarıyla” el altında, neden piyasaya 165 milyon dolar sattı. İŞKUR’un görevi dolar alıp satmak mı?
O tarihte AKP tarafından güllük gülistanlık gösterilen ekonomiyi bu güne değin en iyi sorgulayan bir rapor CHP’den geldi. Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıklanan raporda AKP’nin 8-10 yıllık ekonomik açmazları sıralanırken, 80 yıllık Cumhuriyet dönemi ile de bir kıyaslama yapılıyor.
Türkiye’nin ekonomik açmazlarına işaret edilen rakamların bir kısmını geçen yazımızda sıralamıştık. CHP raporunun geriye kalan bölümünde dikkatlerimizi çeken satır başları şöyleydi:
“80 yılda 56,2 milyar lira olan şirketler kesiminin bankalara olan borcu son 8 yılda 425 milyar lira arttı.
İşsizlik sorunu daha da ağırlaştı, işsiz sayısı rekor kırdı.
Önceki 80 yılda 57 milyar dolar olan Türkiye’nin cari açığı son 8 yılda 256 milyar doları buldu. Çarklar sıcak parayla dönüyor.
Sıcak para son 8 yılda Türkiye’de yılda ortalama yüzde 20 dolar faizi, borsada ise dolar bazında yılda ortalama yüzde 27,5 kazandı.
80 yılda 246 milyar dolar olan dış ticaret açığı AKP döneminde 440 milyar dolar oldu.
Karşılıksız çekler 2009’da 2 milyona yaklaştı, karşılıksız çeklerin tutarı ise 18 milyar liraya çıktı.
Protesto edilen senetlerin tutarı 7 kat arttı.
Vatandaşların bankalara borcu 30 katına çıktı ve borcu gelirinin yüzde 41,2’sine ulaştı.
Bankalara tüketici kredisi borcu olanların sayısı 7 kat arttı.
Batık tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 70 kat arttı.
2.2 milyon kişi bankalara borcunu ödeyemez durumda. Yıllık icra sayısı 18 milyonu buldu. Ekmek fiyatı yüzde 110,9 oranında arttı.
Akaryakıt pompalarından vergi aktı, benzin fiyatı dolar bazında yüzde 150 zamlandı. Motorin fiyatı yüzde 150’ye yakın artış gösterdi.
Emeklilerin satın alma gücü eridi. Cezaevleri dolup taştı, 2002 yılında 59 bin 429 olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2010’da ise 122 bin 400 kişi oldu.”
Bu göstergeler CHP’li maliyeciler ve ekonomistler tarafından bilimsel verilere dayalı olarak devletin ekonomik ve mali verilerine dayandırılmak suretiyle açıklanmıştır. Bu verilere ilişkin ne ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ne Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “CHP’nin bu rakamları yalandır, yanlıştır!” gibi yalanlayıcı açıklamalarda bulunmadıkları gibi o tarihte Başbakan RTE’de yalanlamadığına göre; “Neden gerçekleri halktan saklıyorsunuz?” sorusunu sormak bizim de hakkımızdır.
Ama bu sorunlar 23 yıllık AKP döneminde halkı bitirdi.
AKP ikinci CHP birinci partiye yükseldi.