İnsan ilişkilerinde yaşanan pek çok gerilimin arkasında çoğu zaman büyük olaylar değil, küçük yanlış anlamalar vardır.
Söylenen bir cümle, yazılan kısa mesaj ya da verilen tepki beklenmedik biçimde kırgınlık yaratabilir.
Çoğu zaman bu durum kötü niyetle değil, insanların bilgiyi algılama biçimiyle ilgilidir.
Psikolojik olarak bakıldığında iletişim yalnızca kelimelerden ibaret değildir.
İnsanlar karşısındakinin sözlerini duyarken kendi geçmiş deneyimlerini, duygularını ve beklentilerini de devreye sokar.
Bu nedenle aynı ifade kişiler tarafından farklı yorumlanabilmektedir.
Örneğin, arkadaşınızın size oldukça kısa bir mesaj gönderdiğini düşünün.
Mesajın içeriği nötr olabilir.
Ancak zihniniz farklı şekillerde yorumlamaya başlayabilir.
‘‘Bana mı kızdı?’’ ya da “Acaba bir sorun mu var?’’ gibi düşünceler hızla ortaya çıkabilir.
Karşı tarafın yalnızca meşgul olması gibi çok daha basit bir neden söz konusu olabilir.
İnsan zihni belirsiz durumlarda boşluk bırakmayı sevmez.
Eksik bilgileri tamamlamak için hızlı yorumlar üretir.
Fakat bu yorumlar her zaman gerçek durumu doğru yansıtmayabilir.
Zihnin hızlı çıkarım yapma eğilimi, iletişimde yanlış anlamların kolayca ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Bunun yanında insanlar kendi bakış açılarını merkez kabul etme eğilimindedir.
Bir kişi durumu nasıl yorumluyorsa, karşısındakinin de benzer şekilde düşünmesini bekleyebilir.
Her bireyin hayat deneyimi, hassasiyetleri ve düşünme biçimi farklıdır.
Bu farklılıklar aynı sözün iki kişi tarafından farklı anlamlarda algılanmasına neden olabilir.
Sağlıklı iletişimin önemli adımlarından biri, yorumlarımız ile somut gerçekleri birbirinden ayırabilmektir.
Bazen basit bir açıklama istemek bile birçok yanlış anlamayı ortadan kaldırabilir.
Çoğu zaman ilişkileri zorlaştıran şey söylenen sözler değil, o sözlere yüklediğimiz anlamlardır.
Sağlıklı günler dilerim.