Ne Yapalım?

Devletin kurumlarına duyulan güven azaldıkça, vatandaşın kendini yalnız ve sahipsiz hissetmesi kaçınılmaz hâle geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) yönelik güven tartışmaları bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Benzer bir tabloyu adalet sisteminde de görüyoruz. Yapılan araştırmalar, adalete olan güvenin her geçen gün biraz daha eridiğini ortaya koyuyor.
Oysa vatandaş, bir sorunla karşılaştığında ilk olarak devleti ve onun kurumlarını düşünür. Güvenlikle ilgili bir mesele varsa emniyet güçlerine başvurur, yerel bir sorun yaşandığında belediyelerin kapısını çalar. Sistem böyle işler, ya da en azından öyle işlemesi beklenir.


Bizim yaşadığımız sorun da tam olarak bu noktada başladı. Görünürde küçük ama sonuçları itibarıyla ciddi bir mesele. Kış mevsimini tüm sertliğiyle hissettiğimiz şu günlerde, televizyon ekranlarında fırtına nedeniyle uçan çatılar, devrilen ağaçlar, savrulan araçlar izliyoruz. İşte bizim uykularımızı da kaçıran böylesi bir sorunlar yumağı.
Oturduğumuz apartmanın hemen önünde, yıllar önce dikilmiş bir çam ağacı bulunuyor. Zamanla büyüyüp binanın boyunu aşan bu ağaç, rüzgârlı havalarda adeta devrilecekmiş gibi sallanıyor. Üstelik dalları, elektrik iletim hatlarının arasından geçiyor. Olası bir devrilmenin yaratacağı tehlikeyi düşünmek bile insanın içini ürpertiyor.


Apartman yönetimi olarak, ağacın kesilmesine ve yerine daha bodur, güvenli ağaçlar dikilmesine karar verdik. Süreci usulüne uygun yürütmek için önce Orman Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe verdik. Yetkililer gelip inceleme yaptı, ağacın tehlike oluşturduğunu tespit etti ve kesim izni verdi. Ancak iş uygulamaya gelince, “Bu bizim görevimiz değil” denilerek belediyeye yönlendirildik.


Belediyenin cevabı da farklı olmadı. Ağaç bahçe sınırları içinde kaldığı için kesimin “kendi imkânlarımızla” yapılması gerektiği söylendi. Bunun üzerine vinç ve ekip ayarladık. Ancak ekip, elektrik hatları nedeniyle hattaki elektrik akımının geçici olarak kesilmesi gerektiğini belirtti.


Bu kez ENERJİSA’nın kapısını çaldık. Yetki TEDAŞ’ta denildi. TEDAŞ ise ancak belediyenin resmi talebiyle elektrik kesintisi yapabileceklerini ifade etti. Belediye ise bu talebi yapamayacağını söyledi.
İşte tam bu noktada sistem kilitlendi. Vatandaş olarak bir kurumdan diğerine yönlendirildik; adeta bir futbol topu gibi oradan oraya savrulduk. Sonuç mu? Tek bir somut adım atılamadı. Ağaç hâlâ yerinde duruyor, her rüzgârda biraz daha sallanıyor. Biz ise “devrilmesin” diye dua etmekten başka bir şey yapamıyoruz.


Bu kısa sürede fark ettik ki, bu yalnızca bizim sorunumuz değil. Benzer durumlarla karşılaşan pek çok vatandaş, aynı bürokratik çıkmazın içinde çözüm arıyor ama bulamıyor. Görünen o ki, olası bir felaket yaşanmadan bu tür sorunlar ciddiye alınmıyor.
Nitekim, yaşadığımız tüm büyük sorunların altında da böylesi küçük detayların birikmesi yatıyor. Görevini yeterince yapamayan bürokrasi ve bürokratlar, sorunların birikmesine ve daha sonra da içinden çıkılmayacak hal almasına neden oluyorlar. Buraya konu ettiğimiz sorunun çözüm yolu nedir Allah aşkına? Bu kadar zor mudur, böyle bir hizmet vermek ?


Özetle;
Yıl 2026… kaldırımlarda hâlâ koca direkler, havadan geçen elektrik hatları olduğu yerde duruyor. Bir ağacı güvenli şekilde kesmek konusunda bile yetki karmaşası yaşayan kurumlar söz konusu. Sorumluluktan kaçan, çözümü vatandaşa yükleyen bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.
Oysa bizler bu ülkenin vatandaşları olarak vergilerimizi düzenli ödüyoruz. Belediyelerden elektrik idarelerine kadar tüm kamu kurumları bu vergilerle ayakta duruyor. Ancak iş hizmet almaya geldiğinde muhatap bulmakta zorlanıyoruz.


Bu kurumlar, belli bir bedel karşılığında vatandaşına neden hizmet vermesin? Gerekli araçlara, personele ve hatta özel firmalarla iş birliği yapabilecek imkânlara sahip olduklarını biliyoruz. Kesilen ağaçların değerlendirilmesiyle hem ekonomiye katkı sağlanabilir hem de milli servet israf edilmez.
Ne var ki, bugün gelinen noktada, “Vatandaş olmasa işler ne güzel yürür” anlayışını andıran bir zihniyetle karşı karşıyayız. Asıl sorun da tam olarak burada başlıyor.