NAHÇIVAN MESELESİ

Nahçıvan için Atatürk’e atfedilen çok önemli bir ifade vardır:

“Nahçıvan Türk kapısıdır.”

Mustafa Kemal Atatürk bu sözü, bölgenin Türkiye için Kafkasya’ya ve Türk dünyasına açılan stratejik kapı olduğunu anlatmak için kullanmıştır.

Atatürk için Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti meselesi, sadece bir sınır sorunu değil; Türkiye'nin Kafkasya ile bağlantısı ve Türk dünyasıyla stratejik ilişki açısından çok önemli jeopolitik bir konuydu. Bu mesele 1920–1921 döneminde yoğun bir diplomatik çaba sonucunda Moskova ve Kars anlaşmaları ile çözüme kavuşturulmuştur.

Nahçıvan konusunu neden gündeme getirdiğimi açıklayayım: Malum İran Nahçıvan’a saldırdı herkes bunu Azarbeycan’a karşı düzenlenmiş bir saldırı olarak değerlendirdi fakat Nahçıvan’a düzenlenen bir saldırı sadece Azerbaycan’a değil aynı zamanda Türkiye’ye de düzenlenmiş bir saldırıdır!

Türkiye’ye de düzenlenmiş bir saldırıdır çünkü Türkiye Nahcıvan’ın garantörüdür!

Kronolojik olarak Nahçıvan ile ilgili gelişmeler şöyledir:

1918’de Mondros Mütarekesi sonrası Osmanlı ordusu Kafkasya’dan çekilince bölgede büyük bir güç boşluğu oluşmuştu.

Bölgede Ermenistan, Azerbaycan ve Sovyetler Birliği etkili olmaya çalışıyordu.

Ermenistan, Nahçıvan’ı kendi topraklarına katmak istiyordu. Bu durum bölgede ciddi çatışmalara yol açtı.

Atatürk’ün bu konudaki temel hedefleri ise şöyleydi:

1. Nahçıvan’ın Ermenistan’a bağlanmasını engellemek

2. Bölgenin Türk dünyasıyla bağlantısını korumak

3. Türkiye ile Kafkasya arasında bir temas noktası bırakmak

Bu nedenle Ankara Hükümeti, Sovyet Rusya ile yürütülen diplomatik görüşmelerde Nahçıvan konusunu özel bir madde olarak gündeme getirdi.

Moskova Antlaşması ile çözüm

Moskova Antlaşması 16 Mart 1921’de TBMM Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında imzalandı. Antlaşmanın 3. maddesi, Nahçıvan’ın statüsünü belirlemiştir.

Moskova Antlaşması görüşmeleri sırasında Atatürk’ün talimatıyla Türk heyeti şu prensibi savunmuştur:

· Nahçıvan Azerbaycan’a bağlı özerk bölge olacak.

· Hiçbir şekilde Ermenistan’a verilmeyecek.

· Statü uluslararası bir anlaşma ile korunacak.

Kabul edilen bu madde ile Nahçıvan’ın statüsü böylece belirlenmiş oldu.

Birkaç ay sonra imzalanan Kars Antlaşması Nahçıvan’ın statüsünü tekrar teyit etti.

Kars Antlaşması (1921)

Kars Antlaşması 13 Ekim 1921’de şu taraflar arasında imzalandı

Kars anlaşmasına göre: Türkiye, Azerbaycan (Sovyet Cumhuriyeti), Ermenistan (Sovyet Cumhuriyeti) ve Gürcistan (Sovyet Cumhuriyeti) Antlaşmanın 5. maddesi Nahçıvan’ı açık biçimde tanımladı, bu maddeye göre:

· Nahçıvan Azerbaycan himayesinde özerk bölge olacaktır.

· Başka bir devlete devredilemez.

· Türkiye bu düzenlemenin garantörlerinden biridir.

· Bu statü Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası bir garanti ile korunur. Bu anlaşmanın bu amir hükmü ile Türkiye, Nahçıvan’ın statüsünün değiştirilmesine veya başka bir ülkeye bırakılmasına karşı hukuki olarak söz sahibi taraflardan biri haline geldi.

Atatürk döneminde yapılan bu diplomatik hamle sayesinde:

· Türkiye ile Nahçıvan arasında 11 km’lik sınır oluştu.

· Bu sınır bugün Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kara bağlantısının tek noktasıdır.

Yani Atatürk’ün Nahçıvan konusundaki politikası 100 yıl sonra bile jeopolitik sonuç üretmeye ve değer taşımaya devam etmektedir.

Nahçıvan hakkında ileri geri konuşanların kaçı bu gerçekleri bilerek konuşuyor onu da ben bilmiyorum...