Lafı eğip bükmeden peşin peşin söyleyeyim; şahane olur...
Şahane olur, çünkü; İran’da hüküm süren Rus taşeronu teokratik diktatörlük ve bu diktatörlük tarafından bölgemizde beslenen terör grupları ortadan kaldırılmadan bölgemize barış, huzur ve refah gelmeyecektir.
İran ile ilgili iki konuya açıklık getirmek istiyorum:
1. 1979’da olan bir devrim değil İslamcı bir darbedir.
Devrim en temelde “olumlu” bir anlam taşır, esas olarak toplumu ileri götüren, halkın hak ve özgürlüklerini genişleten toplumsal olaylara devrim denir.
İran’da olan ise iktidar gücünün bir hanedandan din adamları sınıfına yani mollalara geçmesi ve bir molla cuntasının kurulması ile sonuçlanan bir darbedir.
Bu olayın halkın hak ve özgürlüklerini genişletmediği ve toplumu ileri götürmediği ise aşikardır. 50 yıla yakındır süren bu rejimin aslında çok zengin olması gereken bir ülkeyi sefalete sürüklediği de açıkça gözlemlenen bir gerçektir.
2. İran bir cumhuriyet değil, teokratik diktatörlüktür.
Cumhuriyet, demokrasi ve republic halkın egemen olduğu rejimleri tarif eden eş anlamlı kavramlardır. İran’da ise halkın değil din adamları sınıfının egemenliği vardır bu yüzden de tabelada her ne yazarsa yazsın kavramsal olarak değerlendirdiğimizde İran bir cumhuriyet değil teokrasidir.
Ülkemizde özellikle Avrasyacı ve şeriatçı taife İran’da mevcut teokratik diktatörlük rejiminin sürmesi için olağanüstü bir propaganda faaliyeti içindeler. Bunların halkı ikna etmek için kullandığı en önemli slogan ise “İran çökerse Türkiye de çöker” iddiasıdır. Bakınız bu içi tamamen boş ve temelsiz bir iddiadır; İran bir teokratik diktatörlüktür ve her diktatörlük eninde sonunda çöker. Tarihin gördüğü en katı diktatörlüklerden biri olan SSCB bile çökmedi mi? Hitler ve Mussolini tarafından kurulan diktatörlükler yıkılıp gitmedi mi?
Peki, Türkiye bir diktatörlük mü?
Elbette hayır!
Tamam, iktidar oldukça otokrasi heveslisi falan ama Türkiye fiili olarak oldukça otokrat bir rejime sahip olsa da anayasal olarak bir diktatörlük değildir!
Bir ülkenin diktatörlük olabilmesi için yasal muhalefetin tamamen ortadan kaldırılmış olması gerekir ki Türkiye’de muhalefet oldukça ağır bir baskı altında olsa bile hem sokakta ve hem de mecliste oldukça güçlüdür.
Ayrıca Türkiye özgür dünyanın önemli bir bileşeni, NATO üyesi bir demokrasidir...
Tarihte bu güne kadar bölünmüş parçalanmış hiçbir demokrasi hiç görülmemiştir.
Dahası NATO üyeliği bir dış gücün Türkiye’ye müdahale edip, bölüp parçalamasının önündeki en büyük güvencedir.
Dolayısı ile Suriye ya da İran çökerse Türkiye’de çöker iddiası koskoca bir safsatadan ibarettir.
Bu safsatayı Avrasyacılar, İslamcılar ve Amerikan düşmanı eski tüfek komünistler ile bazı entel dantel takımı haricinde yutan da yoktur.
Tam tersine İran’da hüküm süren teokratik diktatörlük rejimi çöker molla cuntası iktidardan indirilir ve İran’da demokratik bir rejim kurulursa doğu sınırımızda zengin ve müreffeh bir komşumuz olur. Bu komşu ile yapılacak ekonomik işbirlikleri her iki tarafında kalkınıp, zenginleşmesine katkı sağlar.
Dahası Molla Cuntasının beslediği terör örgütleri ortadan kalkınca oluşacak güvenli bölge sayesinde bölge ülkelerinin terör ile mücadeleye ayırmak zorunda kaldığı kaynaklar da halkın refahını artırmak için kullanılır ve kalkınma desteklenir.
Diğer yandan Molla Cuntasının yayılmacı politikaları sona erince bölgedeki Siyasi İslamcı ideolojiler de zayıflar ve demokratik gelişmelerin önü açılır.
Son olarak şunu da söyleyeyim “dış müdahale ile, hele hele Amerikan müdahalesi ile demokrasi gelir mi?” Sorusu da kafaları epeyce karıştırıyor ve özellikle de Irak ve Suriye gibi örnekler gösterilerek “hani Amerika demokrasi getirecekti?” Sorusu çok soruluyor.
Unutanlar için buradan sorayım:
Herkes ve özellikle de solcular Amerika’yı şeytanlaştırıyor ama İkinci Dünya savaşında; Hitleri yenip Almanya’ya, Mussolini’yi yenip İtalya’ya ve Hideki Tōjō’yu yenip Japonya’ya demokrasiyi Amerika getirmedi mi?
Bu ülkeler bu gün dünyanın en demokratik ve gelişmiş ülkeleri arasında değil mi?