MAKAM SAHİPLERİ!

Bu memlekette “önemli” denince akla hep aynı tipler gelir: Makam odasında koltuğu büyük, kapısı ağır, sesi tok olanlar… Oysa hayat bize sessiz bir gerçeği fısıldar: Asıl önemli olanlar, önemli adamların etrafında sessizce duranlardır. Bakınız, makam şoförü… Direksiyon başında bir nevi kara kutudur. Ne konuşmalar dinlemiştir o direksiyon, ne sinirler, ne küfürler, ne umutlar… Arka koltukta ülke kurtarılır, şirket batırılır, ortak satılır, dost harcanır. Şoför öndedir, gözleri yoldadır ama kulakları tarihin içindedir. Bir gün susar, bin gün bilir. Şoförlük mesleği aslında bir tür sosyoloji yüksek lisansıdır. Kimin siniri trafikte bozulur, kimin vicdanı kırmızı ışıkta durur, kim arka koltukta ahkâm keserken önde hayatı kaçırır…

Hepsini bilir. Sorarsan “Benim işim direksiyon abi” der. Ama o direksiyon, nice kaderi çevirmiştir. Bar Tezgâhının Arkasındaki Filozof Bir de barmenler vardır. Onlar sadece içki vermez, dert dağıtır. Kadeh dolarken, hayat boşalır. “Abi bir viski koy…” Cümlenin devamı mutlaka gelir: “Zaten hayat da…” Barmen, müşterinin yüzüne bakar, hangi içkinin hangi yaraya iyi geleceğini bilir. Kim sarhoş olunca susar, kim ayılınca konuşur, kim ikinci kadehte eski sevgiliyi arar… Hepsi kayıt altındadır, ama arşiv asla açılmaz.

Barmenler dinlemekten büyük keyif alır denir. Doğrudur. Çünkü insan en çok başkasının dağınık hayatını dinlerken kendi düzenli felaketine şükreder. Odacılar: Makamın Sessiz Genel Müdürü Gelelim odacılara… Ah o odacılar… Makamın anahtarı onlardadır, ama kimse fark etmez. Kim ne zaman sinirli, kim kahveyi şekerli içerse yumuşar,kim çay soğuk gelirse ortalığı ayağa kaldırır… Hepsi bilinir. Odacı, makama girerken kapıyı açar ama asıl kapıyı kapatmayı bilir. Ne duyduysa içeride kalır. Ama bir bakmışsın, işler onun istediği gibi yürür.Çünkü bilgi güçtür,sessizlik ise nükleer silahtır. Bir genel müdür değişir, bir vekil gider,bir iş adamı düşer… Odacı kalır. Çünkü koltuk geçicidir,çay servisi süreklidir.

Kapıcılar: Apartmanın Devlet Arşivi. Kapıcıyı sakın küçümsemeyin. O, binanın resmi tarihçisidir. Kim kiminle yaşıyor, kim kiminle kavga etti,hangi dairede huzur var, hangisinde tabak uçuşuyor… Hepsi deftersiz, kalemsiz kayıtlıdır. Asansörde selam vermeyenlerin çöplerinin geç alınması tesadüf değildir. Aidatı geç ödeyenlerin su saatinde yaşadığı dram tamamen hayatın cilvesidir (!) Kapıcı bilir,ama konuşmaz. Konuşursa apartman yıkılır. Makasın Altındaki Sır Devleti Berber koltuğu, sıradan bir koltuk değildir. O koltuğa oturan insan sadece saçını değil, hayatını da teslim eder. Çünkü baş eğilmiştir… Ve insan başı eğikken daha çok konuşur. Berber sorar: “Nasıl keselim abi?” Cevap genelde şudur: “Ya işte… biraz kısa, ama çok da kısa olmasın.” Bu cümlenin devamı mutlaka gelir: “Zaten bu aralar kafam çok dolu…” İşte orada başlar seans. Psikolog pahalıdır, berber ekonomiktir. Psikolog not alır, berber saç alır. Hangisi daha kalıcı, tartışılır. Berberler bilir: Kimin evliliği yanlardan açılmıştır, kimin işi tepeden dökülmektedir, kimin özgüveni ense kökünden kırılmıştır. Makas sesleri arasında nice sırlar kesilir, ama asla yere düşmez.

Kuaförler: Dedikodunun Yüksek Lisansı Kuaför salonları ise bambaşka bir evrendir. Orası artık sadece saç değil, toplumun tamamı boyaya girer. Bir kuaför salonuna girin, iki dakika susun,üçüncü dakikada ülke gündemi açılır. Kim kiminle boşanıyor, kim kimi aldattı ama “şimdilik bilinmiyor”,hangi iş adamı iflas etti ama hâlâ lüks yaşıyor… Hepsi fön sırasına göre anlatılır. Kuaförler, özellikle kadın kuaförleri,birer canlı arşivdir. Hem de yedekli çalışırlar: Birinin bilmediğini diğeri mutlaka tamamlar. Kuaför aynası vardır ya… İnsan orada kendine bakar ama aslında kendini anlatır. “Ben eskisi gibi değilim.” “Beni biraz değiştirelim.” “Beni genç gösterir mi bu?” Kuaför dinler. Başını sallar. Ve genelde şu cümleyi kurar: “Senin yüzün her şeye gider.” Hayatta herkese söylenmeyen bir iltifattır bu. Ve etkisi çoğu terapi seansından güçlüdür. Berberler Neden Çok Tehlikelidir? Çünkü berber her kesimi görür. Zengin-fakir, güçlü-güçsüz, bakan da gelir, kapıcı da. Herkes aynıdır: Önüne beyaz örtü bağlanır. Berber bilir ki: Koltukta eşitlik vardır.

Makam dışarıda kalır, ense içeri girer. O yüzden berber konuşursa ortalık karışır,susarsa düzen yürür. Ve berberler genelde susar. Çünkü bilirler: Bir saç uzar, bir sır uzamaz. Büyük Resim: Sessizlerin İktidarı Şimdi sayalım tekrar: Makam şoförleri, barmenler,odacılar,kapıcılar, berberler,kuaförler… Hepsinin ortak özelliği ne? Dinlerler. Bakmazlar, görürler. Konuşmazlar, bilirler. Bu insanlar hiçbir zaman vitrine çıkmaz. Ama vitrindeki herkes, bir gün mutlaka onların önünden geçer. O yüzden bu ülkede asıl güç, yüksek sesle konuşanda değil;düşük sesle dinleyendedir. Ve şunu da unutmayalım: Bazı insanlar koltukta oturur,bazı insanlar koltuğu taşır,bazı insanlar da o koltuğa kimlerin oturduğunu asla unutmaz. Makas kapandı. Fön bitti. Ama hikâye bitmedi. Çünkü bu memlekette en çok şey bilenler hiçbir zaman “Ben biliyorum” demez. Güç Koltukta Değil, Kulaktadır Şimdi dönüp bakalım: Makam şoförü,barmen,odacı,kapıcı… berber, kuaför, Bunlar kim? Resmî sıfatı küçük, gayriresmî etkisi büyük insanlar. Onlar iktidarın gölgesinde değil, bilginin merkezindedir. O yüzden bu hayatta herkes bir yerlere gelmeye çalışırken, birileri de gelenleri tanır. Ve inanın,tanımak çoğu zaman gelmekten daha tehlikelidir.

Bu ülkede çok önemli adam vardır ama,en önemli insanlar genelde “abi bir şey soracağım” diye başlayan cümleleri dinleyenlerdir. Zülfikâr’a dokunduk mu? Biraz… Ama merak etmeyin,kimse üstüne alınmaz. Çünkü herkes kendini “önemli” sanır,kimse “bilen” olduğunu kabul etmez. Ve işte tam da bu yüzden… Asıl hikâyeler hep kulak hizasında yazılır.