KÖYLÜ YİNE EN ÖNDE

En Önde Çalış, En Sonda Yaşa!

Köylü, alın terini toprağa akıtan, cesaretini her zorlukta gösteren gerçek kahramandır.

Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözü, sadece bir övgü değil, milletin sırtında yükseldiği emek sahibine verilen bir sözdü. Ama zaman geçti, düzen değişti, o söz kitaplarda kaldı, köylünün yükü ise katlanarak arttı.

Bugün hala bir yangın çıktığında, bir sel bastığında, yer gök sarsıldığında…
İlk koşan, ilk yetişen, ilk mücadele eden yine köylüdür. Elinde ne hortum vardır ne teçhizat… Ama yüreğinde cesaret, elinde emek, sırtında vatan sevgisi vardır.

Alev alev ormanlar yanarken, oraya ilk giden traktördür, köylüdür. Dağ başında bir kıvılcım alev olup yayılırken, daha siren sesleri duyulmadan, köylü traktörüne atlar, küreğini alır, su bidonunu omzuna koyar. O alevlerde sadece ormanı değil, kendi geçmişini, geleceğini, anılarını, çocukluğunu yanarken görür. Bir yangın çıktığında, evini değil önce komşusunun ağacını savunur.
Çünkü o bilir…
Bu topraklar birlikte korunur, birlikte yaşanır.

Selde, depremde devlet gelmeden, köylü oradadır. Yağmur taş gibi yağarken, dereler taşarken, yollar kapanırken, bir traktörün farı görünür karanlıkta, işte köylüdür o. Hayvanını, komşusunu, yaşlıyı, çocuğu omuzlar, çamura bata çıka can kurtarır. Depremde evi yıkılsa bile ilk battaniyeyi o getirir, ilk ekmeği o uzatır, “Ben iyiyim” diyerek kendi acısını en sona bırakır. Çünkü o bilir, hayat dayanışmayla ayakta kalır.

Toprak gerekince ilk onunkine göz dikilir. Baraj mı yapılacak, maden mi açılacak, otoyol mu geçecek? İlk kamulaştırma tebligatı köylünün evine gelir. O toprakta sadece buğday değil, anı, alınteri, geçmiş yatar.
Ama ona “kamu yararı” denir, elinden alınır.
Ev gider, mezar yeri gider, köy boşalır…
Ve kimse dönüp “Sen ne hissediyorsun?” diye sormaz.

Köylü susar, sineye çeker ama asla sıtını dönmez. Mazot zamlanır, gübre fiyatı uçar, ürün para etmez… Ama o sabah yine erkenden uyanır, tarlasına gider. Çünkü o bilir ki şehirdeki çocuğun süt içmesi, ekmek yemesi onun emeğine bağlıdır. Kendi yoksul yaşar ama bir lokma fazlasını paylaşır. Köylü aç kalır, ama tok olanı düşünüp dua eder. O susar, ama gönlüyle konuşur. O durur, ama dev gibi ayakta kalır.

Efendilik sözle değil, hakla olur. Köylüye “efendi” diyorsan, önce ona hak ettiği saygıyı vereceksin. Yolunu açacaksın, emeğini koruyacaksın, malını mülkünü gözeteceksin.
Çünkü bu ülkenin her yangınında, her savaşında, her felaketinde en önde koşan hep o oldu.

Bu toprakların kaderini yazan, alın terini toprağa akıtan, vatanın bekası için her zorluğa göğüs geren köylü, artık sadece zor günlerin değil, her günün kahramanı olarak anılmalıdır.
Sözde değil, özde “milletin efendisi” olduğunu göstermek, ona hakkını vermek devletin, toplumun ve bizlerin en büyük sorumluluğudur.
Çünkü bir milletin gerçek gücü, o milletin en mütevazı neferinin değerini bilmesindedir.

SONSÖZ
Köylü güçlü olursa, millet güçlenir.
Köylü hak ettiği değeri alırsa, vatan var olur.

Emek veren köylüye saygı, adalet ve hakkı teslim edilsin!
Milletin efendisi köylü, hak ettiği yere yükselsin!

Ne teşvik istedi ne alkış…
Ama artık vakit geldi!
O görünmeyen kahramanın emeği görünür olsun!
Köylü, bu milletin gerçekten efendisi olsun!