Konfor Alanı Dedikleri Şey

Konfor alanı… Kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi? Sanki içinde huzur var, güven var, insanın kendini iyi hissettiği bir yer var gibi. Ama gerçek çoğu zaman öyle değil. Konfor alanı dediğimiz şey her zaman rahat ettiğimiz yer değil, çoğu zaman sadece alıştığımız yer.

Hep aynı döngülerin içinde kalıyoruz. Aynı insanlarla aynı konuşmalar, aynı kırgınlıklar, aynı hayal kırıklıkları… Sadece günler değişiyor. Ama biz kalmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz. Ne zaman kırılacağımızı, neye üzüleceğimizi, hangi noktada susacağımızı biliyoruz. Garip bir şekilde insan, tanıdığı acıya daha az korkuyla bakıyor. Bilinmeyen bir ihtimal, tanıdık bir kırgınlıktan daha ürkütücü geliyor.

Bir süre sonra şaşırmamaya başlıyorsun. Seni üzen bir şey olduğunda bile içinden “zaten hep böyleydi” diyorsun. İşte tam o anda bir şey değişiyor. Artık sadece karşındakine değil, kendine de daha az alan tanıyorsun. Tepki vermemeyi öğreniyorsun. Görmezden gelmeyi, idare etmeyi öğreniyorsun. Ve fark etmeden kendinden biraz daha vazgeçiyorsun.

Konfor alanı bazen bir insan oluyor, bazen bir ilişki, bazen de seni sürekli aşağı çeken bir düzen. Ama sen orayı bırakmıyorsun. Çünkü gitmek zor geliyor. Gitmek demek yeniden başlamak demek. Belirsizlik demek. Boşluk demek. İnsan da en çok o boşluktan korkuyor zaten. O yüzden çoğu zaman şunu seçiyoruz: Tanıdık bir mutsuzluk, bilinmeyen bir ihtimalden daha kolay geliyor.

Kendimize sürekli bahaneler buluyoruz. “Şimdi gitsem ne değişecek”, “belki düzelir”, “bundan daha kötüsü olabilir” diye diye kendimizi o yerde tutuyoruz. Ama hiç şu soruyu sormuyoruz: Daha iyisi neden olmasın? Çünkü daha iyisini istemek bile cesaret istiyor. Daha iyisi ihtimal demek, risk demek, yeniden başlamak demek.

İnsan her şeye alışıyor. Sevilmemeye de alışıyor, anlaşılmamaya da, değer görmemeye de. Ve alıştıkça, gitmek daha da zorlaşıyor. Çünkü artık mesele o kişi ya da o ortam olmaktan çıkıyor, mesele senin o düzene bağlanman oluyor. Alışkanlık öyle bir şey ki, bazen sevgiden bile güçlü hale geliyor. Sevgi sorgulatır ama alışkanlık susturur.

Kimse konfor alanının bu tarafını anlatmıyor. Orada kalmanın bedelini. Her gün biraz daha eksilmek ama bunu fark etmemek. Bir bakıyorsun, eskiden seni rahatsız eden şeyler artık etmiyor. Ama bu güçlendiğin için değil, sadece alıştığın için.

Belki de artık kendimize dürüst olmamız gerekiyor. Biz çoğu zaman mutlu olduğumuz yerde kalmıyoruz. Sadece alıştığımız yerde kalıyoruz. Ve bazen en büyük konfor alanı dediğimiz şey, aslında çıkmaya cesaret edemediğimiz bir yer oluyor. Çünkü bazı yerler dışarıdan güvenli görünür ama içinde kaldıkça insanı yavaş yavaş tüketir.