KİMSENİN SİZE “YAPAMAZSIN” DEMESİNE İZİN VERMEYİN!

Sevgili Okurlar,

Fark ettim de, etrafta öyle bir tip insan çoğaldı ki hep başkalarını aşağı çekmek sanki onların asli vazifeleri olmuş gibi. Bu duruma o kadar sık şahit oluyorum ki, duyduğum rahatsızlık nedeniyle artık yazma ihtiyacı duyuyorum.

At gözlükleriyle hayata kısır bakanlar, gelişimi sevmeyenler, varlığını bir üst seviyeye çıkarma derdi olmayanlar, bu olmadığı gibi bir de etrafındakileri hep geriye, dibe doğru çekme derdi olanlar var ya, etrafımızda epey bulunur onlardan. “Hayır orayı kazanamazsın”, “hayır onu başaramazsın”, “boşuna zaman harcıyorsun”, “bu saatten sonra ona mı başlayacaksın”, “artık olmaz”, “artık yapamazsın”, “bu yaşta bunu mu yapacaksın”, “bu yaştan sonra ne gerek var”, “sen bunu yapamazsın boşuna uğraşma”, “hayır o enstrümanı çalamazsın”, “o kursu sen yapamazsın”, “bunu sen beceremezsin”, “o spor sana göre değil, boşa zaman kaybedersin”, “bu çok zor, sen bunu yapamazsın”, “başaramazsın” gibi bu negatif, kötücül örnekleri çoğaltmak mümkün. Patavatsızlık ile açık sözlülük arasında çok ince bir çizgi var elbette. Belki karşıdaki kişinin gerçekten yeteneği yok o konuda, ama bunun karar mercii sen misin? Kaldı ki denemeden bilinir mi? Ve hiçbir şeyden korkmuyorsan karmadan da mı korkmazsın?

Evet belki başarısız olacak ama deneyecek. Belki düşecek ama kalkmasını da bilecek. Belki de o alanda çok başarılı olacak. Bizler oturduğumuz yerlerde ahkam keserken, karşıdaki insanın geleceğine çomak sokmuyor muyuz? Sizin “yapamazsın” dediğiniz kişi gün gelir o alanda ismini altın harflerle yazdırabilir. Bilemezsiniz. Kimsenin bilmesine de lüzum yoktur zaten. Bu dünyada hiç kimse karar mercii değil çünkü. Görüşlerin, kavrayışların ve algıların ötesinde bir gerçeklik zuhur eder ki, bu alana kimse müdahale edemez. Ancak bir kimsenin motivasyonunu bozarak, onu dibe çekerek, onun çok istediği bir konuda hevesinin kırılmasına yol açarak, hatta ve hatta onu idealinden, belki de hayattaki tek hayali, tek arzusundan uzaklaştırarak büyük bir karmaya neden olabilir ve sonucunda çok büyük bir bedel ödeyebilirsiniz. Ve inanın bana, bunun vebalini hiçbir zaman ödeyemezsiniz. Atılan ok geri gelmez. Bir kere ok yaydan çıkmıştır artık ve geri dönüşü yoktur onun. O nedenle, yaptığınız bu davranışın sebep olabileceği kötücül sonuçları düşünerek sakın ola ki; “bir insanın hayalini, idealini, arzusunu, hatta ve hatta belki de hayattaki tek amacını elinden almaya kalkmayın!” Belki sesi çok çirkin ama o şarkı söylemek istiyor. Belki kötü resim yapıyor ama ressam olmak istiyor. Belki erkek çocuklarının futbol oynaması gerektiği dayatması taşıyan bir kültürde yaşıyor ama o balet olmak istiyor. Belki yaş olarak gecikti ama o içinde kalan ukde yüzünden üniversite okumak istiyor. Belki balerin olmasının istendiği bir ailede yaşayan bir kız çocuğu, ama o futbol oynamak istiyor. Belki spora göre uygun bir bedeni yok ama o sporcu olmak istiyor. Büyük resmi görüyor musunuz? İşte orada kocaman bir resim var. Tabloda çok fazla renk, çok fazla desen, çok fazla detay var. Ve orada herkes için yer var. “Herkes için yer var.” Anlıyor musunuz?

Lütfen ama lütfen, sakın ama sakın; “bir başkasının hayatını olumsuz etkileyecek, onun ömür boyu unutamayacağı o kötücül kişi siz olmayın!” Çünkü karşıdaki kişi ve evren bunu asla unutmayacak, sizi hep kötü anacak. Haksız yere attığınız bu çelmenin bedeli veya bedelleri elbet karşınıza çıkacak. Ayağınıza takılan taşların neden olduğunu anlayamayacaksınız belki ama evren onları sizin önünüze çıkartacak.

Bizler, o kimselerden olmayalım. Ve bize bu sözlerin söylenilmesine, bu şekilde davranılmasına, kendimize bu kötülüğün yapılmasına da izin vermeyelim. Demem o dur ki; “vicdan rahatlığı” dünyadaki en güzel konfordur. Muhteşem bir rahatlık ve müthiş bir huzurdur. Vicdan rahatlığını yaşamanın bir yolu da, işte bu sözünü ettiğim husustan geçer. Kötüyü, basiti seçmek çok kolaydır. Marifet iyiyi, güzeli, doğruyu seçmektedir. Çünkü zor olan yol budur.

Kimsenin kimseyi geriye, dibe doğru çekmeye çalışmayacağı, kimsenin bir başkasının parlamasından rahatsızlık duymayacağı, herkesin derdinin kendiyle olacağı ve kendi gelişimi için yaşamda yol alması gerektiği bilincine sahip o güzel, aydınlık günlere erişme temennisiyle… Güzel vicdan sahibi olan, bu evrene küçük veya büyük güzel katkı sunan her kıymetli cana en kalbi sevgilerimi gönderiyorum.