Kimliksiz Sokaklar: Suskunlukların İçinden Yükselen Bir Ses

Bazı eserler vardır; yazıldığı anla sınırlı kalmaz, zamanın içinden geçer, çoğalır ve her okuyanla yeniden yazılır. Kimliksiz Sokaklar da benim için böyle bir eserin adıdır. Bu kitap, yalnızca bir şiir kitabı değil; insanın kendini aradığı, kaybettiği ve yeniden bulmaya çalıştığı bir iç yolculuğun, bir yüzleşmenin, bir direnişin metnidir.

Ben bu kitabı yazarken aslında bir şehri yazmadım. Bir insanı da yazmadım. Bir dönemi, bir ruh hâlini, bir yalnızlaşma biçimini yazdım. Betonların arasında sıkışmış, kalabalıkların içinde görünmez olmuş, sesi duyulmayan insanların hikâyesini… Bugünün dünyasında en büyük yoksulluk, kimlik yoksulluğudur. İnsan artık yalnızca ekmek değil, anlam da arıyor. İşte Kimliksiz Sokaklar, tam da bu anlam arayışının kitabıdır.

Her şiir, bir sokağın gölgesinden doğdu. Her dize, bir insanın içindeki kırılmadan süzüldü. Bazen bir çocuğun suskunluğu oldu kalemimde, bazen bir annenin gözyaşı, bazen de bir gencin haykırışı… Çünkü bu kitapta anlatılan aslında hepimizin hikâyesidir. Kimliğini kaybetmiş bir zamanın, aynaya bakmaya cesaret edemeyen insanlarının hikâyesi…

Bu yolculukta tek başıma değildim elbette. Çünkü edebiyat, tek başına yürünmez. Her güçlü metnin arkasında, görünmeyen ama hissedilen bir emek, bir dayanışma, bir ortak ruh vardır. Kimliksiz Sokaklar da bu anlamda bir birlikteliğin, bir kültürel köprünün eseridir.

Kitabımın önsözünü kaleme alan Azerbaycan’ın değerli kalemlerinden, yazar, senarist ve kültürolog Sayın Hafiz Ataxanlı, bu eserin yalnızca bir okuyucusu değil; ruhunu anlayan, derinliğini hisseden ve onu kendi iç dünyasında yeniden yorumlayan kıymetli bir kalemdir. Onun yazdığı önsöz, benim şiirlerime yapılan bir yorumdan öte, bu çağın insanına tutulmuş bir projektördür. O satırlarda yalnızca şiirin değil, insanlığın kırılgan yapısının da izleri vardır.

Aynı şekilde, kitabımın Sonsöz’ünü yazan ve Azerbaycan Türkçesine çevrilmesi sürecinde büyük bir özveriyle çalışan, beni bu kitabı çıkarmam için teşvik eden Azerbaycan Yazarlar Birliği Sumgayıt Bölgesi Başkanı, şair Sayın Gülnare Cemaleddin, bu eseri sınırların ötesine taşıyan en önemli isimlerden biri olmuştur. Onun emeğiyle şiirlerim başka bir dile değil, başka bir yüreğe ulaştı. Çünkü dil değişse de acı değişmez, umut değişmez, insanın arayışı değişmez. Bu nedenle Kimliksiz Sokaklar, iki ülke arasında yalnızca edebî değil, duygusal bir köprüye dönüştü.

Kitabın arka kapağında yer alan yazıyı kaleme alan duayen müzisyenimiz Sayın Ferhat Livaneli ise bu eserin toplumsal boyutunu güçlü bir şekilde ortaya koydu. Onun sanat anlayışıyla benim şiirlerimin kesiştiği noktada, sanatın yalnızca bireysel bir ifade değil; toplumsal bir sorumluluk taşıdığı gerçeği bir kez daha belirginleşti. Çünkü sanat, yalnızca güzeli anlatmak değil; gerçeği de söyleyebilmektir.

Eserin görsel kimliği de en az içeriği kadar önemlidir. Kapak tasarımını üstlenen kızım, içmimar Damla Yalçın, kitabın ruhunu sade ama çarpıcı bir estetikle yansıttı. O kapakta görülen her detay, aslında bu kitabın sessiz bir önsözüdür. Okuyucu daha ilk bakışta, o çatlakların, o boşlukların, o sade ama derin yapının içinde bir hikâye olduğunu hisseder.

Editörlük sürecinde oğlum, senarist ve yönetmen Onur Akın’ın katkısı ise metnin omurgasını güçlendiren önemli bir unsur oldu. Onun bakış açısı, şiirlerin yalnızca okunmasını değil, adeta bir sahne gibi yaşanmasını sağladı. Her şiir, bir kareye; her dize, bir sahneye dönüştü. Bu da eserin anlatım gücünü daha da derinleştirdi.

Ve elbette, bu dizelerin ardında, yılların sessiz tanığı olan; beni her düşüşümde yeniden ayağa kaldıran, sabrını ve inancını hiç eksiltmeyen eşim, noter Fahriye Akın’ın emeği ve desteği, bu kitabın görünmeyen kalbidir.

Bugün geldiğimiz noktada, Kimliksiz Sokaklar benim için yalnızca bir kitap değildir. Bu eser, bir çağın tanıklığıdır. İnsanlığın içine düştüğü yalnızlığın, yabancılaşmanın ve kimlik arayışının şiirsel bir kaydıdır.

Bizler artık birbirimizi tanımıyoruz. Aynı sokakta yürüyor, aynı havayı soluyor, aynı şehirde yaşıyoruz; ama birbirimize dokunamıyoruz. İşte bu kopuş, bu mesafe, bu sessizlik… beni bu kitabı yazmaya itti. Çünkü inanıyorum ki, insan ancak kendine döndüğünde başkasını anlayabilir.

Kimliksiz Sokaklar şiir kitabım, bu dönüşün ilk adımıdır.

Bu kitap, bir çağrıdır.

Unutulanlara, susturulanlara, görmezden gelinenlere…

Bir hatırlatmadır: Hâlâ buradayız. Hâlâ hissediyoruz. Hâlâ insanız.

Ve belki de en önemlisi…Hâlâ yazıyoruz ve hâlâ direniyoruz.