Kemal Kılıçdaroğlu, büyük bir tehdit altında mı kaldı, yoksa büyük ücretler karşılığında satın mı alındı, ya da aklını mı yitiriyor?.. Şu aşamada atacağı iki adım bulunduğunu, ilk adımının, kendisini siyaset sahnesinde kahraman yapacağını, diğerinin ise sokağa çıkamaz hale getireceğini göremeyecek kadar kör ve sağır mı oldu?..
Yıllardır tarafsız bir gazeteci ve gözlemci olarak ona inandım, yazılarımda arkasında durdum, “CHP’ye zarar verebilecek son kişidir,” dedim, mutlaka en kritik noktada sesini çıkartacak ve “Ben partimiz CHP’yi, iktidarın hak hukuk tanımaz ceberrut politikalarından korumak için bugüne kadar sustum,” diye haykıracağını sandım.
Mutlak Butlan oyunu ile CHP’nin Genel Merkezine oturduğu gün başlayan olaylar karşısında halen umutlarımı yitirmemiştim, iktidarın yeni oyunlar planlamasının önüne geçmek için böyle görünüyor, son anda “Hemen kurultaya gidiyoruz ve partimizi sahiplerine teslim edeceğim” demesini bekliyordum, grup toplantısı yerine partinin genel merkezinde yaptığı toplantıda konuşmasını adım adım izlerken ne kadar da yanıldığımı açıkça gördüm ve hayal kırıklığı yaşadım.
Mutlak Butlan yoluyla CHP Genel Başkanlığına atanan ve günlerdir çok önemli açıklamalar yapacağını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, adeta iktidardaki Cumhur İttifakı’nın sözcüsü gibi kısa bir konuşma yaptı, “CHP’yi arındıracağını, iktidara yürüyeceğini” tekrarladı, dişe dokunur hiç bir şey söylemedi.
“CHP’yi arındıracakmış, kirlileri partinin önüne koyacakmış. Kendisi Sarayın adamı değilmiş. Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan gelirken ayağa kalkmışmış, Normalleşme Yumuşama süreci başlatılmışmış, Fetöcülerle birlikte hareket ediyormuş... Ahlaklı erdemli kurultay yapacakmış, paralar havada savrulmayacakmış, iradesini parayla satanlar partide bırakılmayacakmış, barlarda pavyonlarda siyasal pazarlıklar yapılmayacakmış vs...”
Cumhur İttifakını da eleştiriyormuş gibi yapan Kılıçdaroğlu “İktidara geldiğimizde 24 yıllık Ak Parti iktidarından hesap soracağım” diyor, şunları ekliyor:
“İktidara geldiğimizde devlet mekanizmasını yıpratan Ak Parti iktidarından hesap soracağım. Beşli çetelerden hesap soracağım, faiz baronlarına, uyuşturucu baronlarına, kara para çetelerine hesap soracağım...”
İnsan, Kılıçdaroğlu’nu izlerken şaşkınlıklar yaşıyor. Sen 10 yıldan fazla zaman ana muhalefet partisinin CHP’nin genel başkanı değil miydin?.. 24 yıldan beri sarsılmadan ilerleyen, 2017 yılında Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemini getirerek tek adam rejimine dönüştüren Ak Parti iktidarı karşısında neler yapabildin? “Darbeler dönemine son veriyoruz, vesayet rejimini bitiriyoruz” denilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kolu kanadı kırılırken neredeydin, Kürt, Alevi, Roman, Ermeni açılımları yapılırken ne yapıyordun?.. 17-25 Aralık operasyonları sırasında, milyon dolarlar havalarda uçuşurken, Reza Zarrap verdiği milyon dolarlık rüşvetleri birer ikişer açıklarken sen ana muhalefet partisinin genel başkanı değil miydin? 2017 yılında Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilirken referandumda milyonlaca geçersiz oyun Evet hanesine yazıldığı günlerde neden varlığını gösteremedin?..
Yayınlarında CHP’nin en küçük haberlerine bile yer vermeyen iktidar yanlısı tüm medya organları, Mutlak Butlan operasyonunun başlatıldığı günden beri 24 saat CHP’deki parçalanmayı körükleyen haberlerle dolduruluyorlar. Son yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan, tüm büyükşehirleri kazanarak tek adam rejimi karşısındaki sosyal, siyasal, eonomik sıkıntılar içerisinde boğulan tüm muhalif kesimlerin umudu haline gelen CHP’ye vurulmak istenen darbeleri, farkedemiyor musun?..
Halen ne idiği anlaşılamayan iftira ve iddialarla cezaevlerinde tutulan belediye başkanlarını ve muhalif siyasetçieri, CHP’nin on beş milyon imza ile Cumhurbaşkanı Adayı gösterdiği İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na uygulanan işkenceleri göremiyor musun?.. Tam da Mutlak Butlan tartışmalarının orta yerinde Silivri Cezaevi’nden alınarak bir duruşma için Anadolu adliyesine götürülmekte iken 60 km. sonra “Cezaevi aracı bozuldu” denilerek geri çevrilen, ilgili hakimlerin de bu duruşmayı Eylül ayına ertelediği ağır işkence operasyonlarının farkına varamayacak kadar duyarsız mısın?..
Bu milletin kurtuluş savaşlarını veren, çağdaş, laik, demokratik, sosyal nukuk devletini kuran, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen ve “Elbet benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır” söylemi ile sonsuza kadar manevi liderliğini dünyanın hafızalarına nakşeden Büyük Atatürk karşısında, hak, hukuk, adalet tanımayan, “Ben gidersem bu devlet yıkılır” diyen” ve emri Hak vaki oluncaya kadar tek kişilik iktidarını sürdürmek isteyen, “Araplardan, Alevilerden ve Türklerden birer Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmalıdır” düşüncesini açıkça ifade eden Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni destekçisi olmaya mı hazırladın kendini?..
Tüm bu sorular, sadece benim değil, yıllardır tek adam rejiminden ve içerisinde bulunduğu ağır sıkıntılardan kurtulmak için umut peşinde koşan halk kesimlerinindir.
Toplumsal kesimler, “Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor?” diye soruyorlar.