Evet, saray tarafından kayyum olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu adeta bir intihar bombacısına dönüşmüş bulunmaktadır!
Elbette “teşbihte hata olmaz” ben Kemal Kılıçdaroğlu bir intihar bombacısına dönüştü derken mecazi bir anlam kullanıyorum yoksa beline dinamiti bağlayıp Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezini havaya uçurmaya çalıştığından falan bahsetmiyorum.
Fakat zaten beline bombayı bağlayıp Genel Merkezde pimini çekerek kendini patlatsa ve kendisi ile birlikte genel merkezi de toptan havaya uçursa bile zaten hızla büyüyen, kitleselleşen Türkiye’nin birinci partisi konumuna gelip iktidara yürüyen Cumhuriyet Halk Partisine bu kadar büyük bir zarar veremezdi...
Gördüğüm kadarı ile kayyum Kemal “bana yar olmayan kimseye yar olmasın” diyerek kendisi ile birlikte CHP’yi de berhava etmeyi hedeflemektedir.
Bakınız, İNTİHAR BOMBACILARI eylemden sonrasının hesabını yapmayan, cezalandırılmaktan korkmayan ve sonlarını hiç düşünmeyen son derecede radikal eylemcilerdir! Rasyonel düşünerek sonrasının hesabını yapıp cezalandırılmaktan ya da bedel ödemekten korkmayan gelecek hesabı yapmayan bu tip eylemcileri durdurmak ise çok ama çok zordur.
Kafaya İNTİHAR BOMBACISI olmayı koymuş eylemciler ile rasyonel bir zeminde konuşmak, müzakere ederek uzlaşmak ise asla mümkün olmaz.
Peki, kayyum Kemal bunu neden yapıyor?
Kayyum Kemal’in tek motivasyonu Genel Başkanlık koltuğunu kaybetmenin yarattığı kişisel bir hırs ve kıskançlık mı?
Ben bu yapılan işin kayyum Kemal’in kişisel girişimi ve bir seferlik istisnai bir eylem olduğunu düşünmüyorum.
Öncelikle şunu söyleyeyim; kayyum Kemal tek başına hareket etmemektedir bu yapılanlar tamamen organize bir iştir ve bu işin başını da iktidar çekmektedir.
İkinci olarak da şunu söylemem gerek; görüldüğü kadarı ile kayyum Kemal çok ama çok uzun bir zamandır iktidar ile işbirliği içindedir.
Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kazanamayacak adayları seçim sahasına sürerek, sahaya sürdüğü adayların arkasında durmayarak ve muhalefete oy kaybettirecek bilumum işleri yaparak Erdoğan’ın defalarca seçilebilmesini sağlamıştır.
Seçim diye bize seyrettirilen tiyatronun tam anlamı ile bir danışıklı dövüş olduğu artık ortadadır.
Bu noktada ortada dolanıp Cumhuriyet Halk Partisini bölmeyin, elde edilen başarılara yazık etmeyin diyerek kayyum Kemal ile uzlaşı aranmasını savunanlar korkunç bir yanılgı içindedirler.
Bu habis girişim en hızlı bir şekilde etkisiz hale getirilemezse mevcut TEK ADAM rejiminin TEK PARTİ rejimine dönüşmesi, iktidarın seçim ile değişmesini mümkün kılan çok partili siyasi yaşam ve milli iradenin ortadan kalkmasının önü açılacaktır!
Yani kapıda bekleyen bu gelişme sadece Cumhuriyet Halk Partisini değil Türk Milletinin tüm Egemenlik Hak ve Özgürlüklerini de tehdit etmektedir.
İşte tam da bu yüzden Türk Demokrasisi ve Türkiye Cumhuriyetinin bekası açısından çok ama çok büyük bir tehdittir.
Cumhuriyeti seven, demokrasiyi önemseyen herkes çok partili yaşamı yok etmeye yönelik bu habis girişime karşı durmalıdır.
Bakın buradan söylüyorum çok büyük kalabalıklar, tüm aydınlar, bütün sivil toplum örgütleri demokrasi ve çok partili yaşama sahip çıkmazsa Türkiye kontrollü muhalefetin bulunduğu ve göstermelik seçimlerin yapıldığı bir diktatörlüğe dönüşecektir.
Başta kayyum Kemal olmak üzere bu operasyona karşı çıkmayan ya da destek veren herkes de bu vebali ömrü boyunca taşıyacak ve hatta torunlarına miras bırakacaktır...