Sevgili Okurlar,
Daha önceki bir yazımda yorumları sıklıkla okumayı sevdiğimi söylemiştim. Beşeri iklimleri izlemeyi sevdiğimden olacak, bu alışkanlığım her iletide söz konusu oluyor. Sosyal medyada karşıma çıkan videolarda veya görsellerde yorumları okumadan edemiyorum. Hani kimi eski, güzel insanların sabah rutini çay veya kahveyle birlikte ilk önce gazeteleri okumaktır ya, işte benimki de mutlaka hemen parmağımı aşağıya kaydırarak neler yazıldığını görmek. Ancak itiraf etmeliyim ki, özellikle son yıllarda çok bariz görünen bir rahatsız edici durum beni fazlasıyla endişelendiriyor.
Özellikle dikkat ettim ki; mutluluk, sevgi, saygı, aşk gibi içinde güzel duygular barındıran videolara gelen yorumlarda inanılmaz bir linç etme eylemi var. Örneğin, masum ve mütevazi bir kız isteme merasiminde, alışılmış dışında ufak görünümlü bir çifte söylenilmeyen yorum bırakılmıyor. “Siz sakın çocuk yapmayın”, “Sakın üremeyin”, “Sizden bir tane daha olmasın” vs. Veya Afrika’da yaşamayı seçmiş, mutlu da olmuş, artık hayatının baharında bir emekli insana denilmeyen laf kalmıyor. “Maymundan pek farkın yok zaten”, “Yaşayacak başka yer mi bulamadın”, “Çok üzüldüm senin haline”, “Pis iğrenç bir yer, bu bir rezillik” vs. Ya da, birbirini seven çok mutlu bir evli çifte gelmeyen gereksiz yorum ve eleştiri yok. “Sen bu kızı bu kilo ile nasıl aldın abi!”, “Aynaya hiç mi bakmıyorsun abla?”, “Gözün kör müydü bunu alırken?”, “Sen ondan yaşlı duruyorsun” vs. Yani neden başkalarının mutluluğundan son derece mutsuz olan bir güruh var? Ve bu güruh gitgide neden büyüyor?
Anlamak mümkün değil gerçekten. Şahsen ben anlayamıyorum. Çünkü çok şükür ki; güzelliği, iyiliği ve mutluluğu hep takdir eden, yücelten, destekleyen tarafta oldum. Böyle yetiştim. Ne mutlu bana ki… Başarıyı kıskanmadım, taktir ettim. Güzelliği yermedim övdüm. İyiliğe fesat katmadım, yücelttim. Mutluluğu eleştirmedim, destekledim. Ne mutlu bana…
Şimdi soruyorum bu yorumların sahiplerine. Hangi ara bu denli kindar oldunuz? Bu denli kin ve nefret dolu. Hiç tanımadığınız bir insana kötü, hatta kimi zaman hakaret içerikli yorumlar yazacak kadar nasıl kötücül varlıklar olabildiniz? Kendinizden ve yaşantınızdan nasıl da bu kadar nefret edebiliyorsunuz ki aynalama yaparak bunu karşıya gösteriyorsunuz? Zehrinizi kusup insanları demoralize ederek bundan ne çeşit hastalıklı bir zevk alıyorsunuz? Soruyorum bu soruları onlara… Cevapları bilsem de soruyorum yine de…
Sevgili okurlarım, bizler onlar gibi olmayalım. Onlardan zaten çok fazla var. Bizler güzel, has, temiz kalanlardan olalım. Her daim güzel kalabilenlerden, güneşi ve ışığı seçenlerden… Etraftaki onca kötülüğe rağmen her zaman çiçek açanlardan olalım, çevremize ışık saçanlardan… Bizler güzelliği, iyiliği, mutluluğu, başarıyı taktir eden, destekleyen, yücelten ve aynı zamanda o hedeflere koşan kimseler olalım. Neden mi? Victor Hugo’nun dediği gibi: “Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz.”