KEFENİN CEBİ YOK

KEFEN: HER DÖNEM İKTİDARDA, CEBİ OLMAYAN TEK KIYAFET

Bu ülkede her şey değişiyor. İktidarlar değişiyor. Muhalefet şekil değiştiriyor. Sloganlar yenileniyor. Ama bir şey var ki hiç değişmiyor: kefen. Ne dar geliyor, Ne bol. Ne güncellenmesi gerekiyor, Ne revizyonu. Dört mevsim giyiliyor. Krize girmiyor, Zamdan etkilenmiyor. Üstelik çok önemli bir özelliği var: Cebi yok. Biz ise her şeyin cebine bakıyoruz. Kim ne götürdü, Kim ne sakladı, Kim hangi cebe koydu? Siyasette cepler çok önemli. Derin cepler, Geniş cepler, Görünmeyen cepler. Ama hayatın sonunda, O ceplerin hiçbiri işe yaramıyor. Kürsülerde bağırılıyor. Ekranlarda tartışılıyor.

Cümleler sert, yüzler gergin. Herkes “ben haklıyım” diyor. Herkes “ülkeyi ben kurtarırım” havasında. Ama kimse şunu söylemiyor: “Bir duralım.” Kefen orada devreye giriyor. Sessizce. Gösterişsizce. Diyor ki: “Bu kadar hırs niye?” “Bu kadar kavga kime?” Çünkü kefenin cebi yok. Oraya ne para sığar,ne unvan,ne de uzun uzun anlatılan başarı hikâyeleri.

Biz bir oy yüzünden dost siliyoruz. Bir fikir yüzünden akraba küstürüyoruz. Bir koltuk uğruna kırıcı cümleleri normalleştiriyoruz. Sonra bir gün, herkes eşitleniyor. Ne sağ, Ne sol, Ne yukarı, Ne aşağı. Aynı sadelikte. İşte bu yüzden bu espri hem komik hem can yakıcı. Güldürmüyor; düşündürüyor. Ve politik mizahın en iyi hali de bu zaten. Sonunda kimse alkışlamıyor. Kimse slogan atmıyor. Sadece şu cümle kalıyor akılda: Kefen dört mevsim giyilir. Ve cebinin olmaması tesadüf değildir.