İşsizlik Kanayan Yara Olmayı Sürdürüyor

Türkiye’de işsizlik tartışmaları uzun yıllardır gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Resmî veriler ile sahadaki gerçeklik arasındaki fark ise kamuoyunda soru işaretleri yaratmaya devam ediyor. Sokağa çıkıp günlük hayata bakıldığında işsizliğin etkileri açıkça hissedilirken, kurumların açıkladığı veriler arasındaki farklılıklar tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık 2025 Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 7,7 olarak açıklandı. Aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 28,6’ya ulaştı. Dar tanımlı işsiz sayısı 2 milyon

736 bin olarak kayıtlara geçti.

Öte yandan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) yayımladığı rapor, işsizliğin daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Rapora göre geniş tanımlı işsiz sayısı 11,6 milyona dayanırken, özellikle kadın işsizliğinde çarpıcı bir artış söz konusu. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 38,3 seviyesinde.

Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki farkın giderek açılması dikkat çekiyor. İki oran arasındaki puan farkı 20,9’a kadar yükselmiş durumda. Veriler, yalnızca işsizliği değil, eksik istihdam ve umutsuz işsizler gibi kategorilerin de büyüdüğünü ortaya koyuyor.
Son iki yıllık tabloya bakıldığında dar tanımlı işsiz sayısında kademeli bir düşüş görülürken, geniş tanımlı işsiz sayısında artış yaşanması önemli bir gösterge. Aralık 2023’te 9 milyon 668 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı, Aralık 2025’te 11 milyon 593 bine çıktı. Bu artışın temel nedenleri arasında zamana bağlı eksik istihdam ile potansiyel işgücündeki büyüme gösteriliyor.

Haftalık 40 saatten az çalıştığı halde daha fazla çalışmak isteyenlerin sayısı bir yılda 3 milyon 519 binden 3 milyon 675 bine yükseldi. Potansiyel işgücü ise 5,2 milyon kişiye yaklaştı. Ayrıca her 10 işsizden 8’inin işsizlik ödeneğinden yararlanamaması, sosyal koruma mekanizmalarının yeterliliğini de tartışmaya açıyor.

Genç işsizlik de alarm veriyor. Gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 14,1 iken genç kadınlarda bu oran yüzde 18,2’ye çıkıyor. Eğitimli genç nüfusun yurt dışına yönelmesi ise beyin göçü tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Artık yalnızca yeni mezunlar değil, evli ve çocuk sahibi bireyler de gelecek arayışıyla yurt dışı seçeneklerini değerlendiriyor.

İşsizlik meselesi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasal sonuçlar da doğuruyor. Yapılan bazı araştırmalar, işsiz seçmenlerin oy tercihlerinde belirgin kaymalar yaşandığını ortaya koyuyor. Bu durum, işsizliğin siyasal dengeler üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor.

Özetle; Evet, Türkiye’nin yumuşak karnı olan işsizlik artık sadece ekonomik sorun olmaktan çıkıp, siyasi ve sosyolojik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, işsizlerin siyasi parti oy tercihleri ocak 2026 itibariyle açık ara CHP’ye kaymış durumda. CHP’ye oy veririm diyen işsizleri oranı yüzde 33.2 olurken, AK Partiye oy veririm diyenlerin oranı yüzde 27.6 olmuş. Diğer tüm partilerin oy oranları yüzde 7’lerden yüzde 2’lere kadar geniş bir yelpaze çiziyor. Aynı durum diplomalı işsizlerde de görülüyor. Diplomalı işsizlerin yüzde 35.6’sı CHP’ye oy veririm derken AK Parti’yi tercih edenlerin oranı yüzde 25’lere kadar gerilemiş.
Görünen o ki, AK Parti 25 yıllık iktidarı döneminde işsizlik sorununu çözmek yerine, bu sorun karşısında olumlu tek bir adım dahi atmamış. Şimdi; işsizlik krizi içinde, geleceğe karamsar bakan geniş bir kitle, artık kalıcı çözümler bekliyor.

Gelinen noktada işsizlik, Türkiye’nin “yumuşak karnı” olmanın ötesine geçerek çok boyutlu bir toplumsal soruna dönüşmüş durumda. Kalıcı ve kapsayıcı istihdam politikalarına duyulan ihtiyaç her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor. Çünkü mesele yalnızca rakamlar değil; umutlarını başka ülkelerde arayan gençler ve geleceğe dair kaygıları büyüyen milyonlar.

Sözün özü, binlerce genç tüm zorluklara rağmen yurt dışında kalmayı tercih ediyorsa, bu durum üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir gerçeğe işaret ediyor