Işık, Gölge ve İnsan

Kıymetli dostlar,
Bu hafta size biraz farklı bir heyecanla yazıyorum.
Uzun zamandır içimde taşıdığım, zaman zaman ertelediğim, bazen cesaret edemediğim ama hiçbir zaman tamamen vazgeçmediğim bir şey nihayet somutlaştı.
Kitap çıktı.


Bunu söylemek bile tuhaf geliyor. Çünkü bu süreç dışarıdan göründüğü gibi değildi. Bir anda olan bir şey hiç değildi. Aksine, içimde yıllardır biriken cümlelerin, bakışların, susuşların yavaş yavaş kendine yer bulmasıydı.
Aslında bu kitap sadece fotoğrafla ilgili değil.
Fotoğrafın bahanesiyle insana dair bir şey anlatıyor.
Nasıl gördüğümüzü…
Neye bakıp neyi kaçırdığımızı…
Bir anın içinde aslında ne kadar çok şey saklı olduğunu…
Çoğu zaman bir kareye bakıyoruz ama gerçekten görmüyoruz. Bu kitap biraz o görme meselesinin peşine düşüyor. Sadece kadrajı değil, bakışı konuşuyor. Işığı değil, onun içimizde bıraktığı hissi…
Bu yüzden bu kitap sadece fotoğraf çekenlere yazılmadı.
Fotoğrafla hiç ilgisi olmayan ama kendini, hayatı, zamanı anlamaya çalışan herkese yazıldı.
Belki bir sokakta yürürken durup etrafına farklı bakmak isteyenlere…
Belki uzun zamandır bir şey hissedemediğini düşünenlere…
Belki de sadece biraz yavaşlamak isteyenlere…
Bu süreçte şunu çok net gördüm;
Hayaller öyle bir anda gerçekleşmiyor.
Büyük, gürültülü anlarla gelmiyor.
Sessiz ilerliyor.
Gün gün…
Parça parça…
Bazen kimse fark etmeden…
Ama sen vazgeçmezsen, bir şekilde oluyor.
Bu kitap da öyle oldu.
Çok kez “hazır değil” dedim.
Çok kez geri çekildim.
Ama içimdeki o ses hiç susmadı.
Şimdi elimde tuttuğum şey sadece bir kitap değil.
Bir arayışın, bir birikimin, bazen de bir iç hesaplaşmanın izleri.
Yanımda olan, bir mesajıyla, bir sözüyle, bir varlığıyla bu sürece dokunan herkese gerçekten teşekkür ederim.
Umarım bu kitap bir gün seninle de karşılaşır.
Ve belki bir cümlesi, senin içinde zaten var olan bir şeyi hatırlatır.
Sevgilerimle.