İNSAN ve DOĞA

İnsan, doğanın bir parçası ama modern yaşamda bu bağı çoğu zamanunutuyoruz. Ama özellikle sanayi devrimi sonrası kurduğumuz sistemler bizi doğadan ayrı, hatta ona hükmeden bir konuma yerleştirmiş gibi hissettiriyor. Bu da hem zihinsel bir kopuşa hem de fiziksel olarak ciddi tahribata yol açtı.

Bugün karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği, biyolojik kaybı ve ekolojik ayak izi gibi kavramlar, aslında bu kopuşun sonuçlarını somutlaştırıyor. Modern yaşamın konforu olan şehirler, teknoloji, hızlı tüketim ve bize doğadan bağımsızmışız gibi bir yansıma sunuyor, ama gerçek şu ki hâlâ tamamen ona bağlıyız.

İlginç olan şu ki: Bu bağı unutmamız, onu ortadan kaldırmıyor. Aksine, doğaya verdiğimiz zarar dönüp dolaşıp insan yaşamını da etkiliyor, kuraklık, gıda krizi, hava kirliliği gibi yollarla bize nefret dolu bir dönüş yapıyor.

Bu noktada mesele sadece “doğayı korumak” değil, aynı zamanda insanın kendi varoluşunu sürdürülebilir kılmak. Belki de asıl soru şu: Modern yaşamla doğayla uyum arasında nasıl gerçekçi bir denge kurulabilir?

Doğaya hükmetmek ona zarar vermek bizim için kısa orta ve uzun vadede bir tahribat olacaktır. Bunun sonucuna biz ve bizim gibi gelecek nesillerde ne yazıkki bu tahribatın sonucuna katlanmak zorunda kalacak. Ne acı bu onlara revamı neden onlar dünyaya bizden sonra geldiler diye onların geleceklerini ellerinden almak mı lazım.

Az çok köy hayatı yaşayan veya senede bir kere olsun memleketini ziyarete giden kişiler görürler köylerin ortak alanı olan yerlerde bölgenin mevsim şartlarına göre yetişen meyvaları vardır buralarda herkes tüketir bunları neden bunlardan yiyorsunuz diyen çıkmaz çünki atalarımızın bize bıraktığı mirastır bunlar senin benim kavgası olmadan yesinler diye bırakılan ortak el emeğidir bunlar imecedir.

Doğayı öldürüyoruz ama farkında değiliz, sırf kendi çıkarlarımızı yerine getirmek uğruna nefsani ufak tefek arzularımız için üç günlük heves için yüzyıllarca kullanılacak ortamı çöp ediyoruz. Şehirleşme ve Metropol şehir kurma insanların dağınık olarak yaşaması ve binalaşma tarlalarımızı tamamen yok etti.

Biz yıkıcılar ne yazıkki hayata empati gözüyle bakmadıkça doğanın yok oluşunu seyretmeye devam edeceğiz. Vesselam