Sevgili okur,
Dünya güzellemesi yapmakla dünyayı rahatsız etmek arasında bir çizgideyim şu an. Yazı bizi nereye götürecek, ben de merak ediyorum.
Düşüncelerimi dengelemek için Seneca limanına sığınırken, Ruh Dinginliği Üzerine, Hoşgörü Üzerine kitabında Roma İmparatorluğu’ndaki poena cullei, yani çuval cezasına denk geldim. Suçlu bir çuvala konulur, içine köpek, yılan, maymun gibi hayvanlar eklenir ve denize ya da nehre atılır.
“Güzelim hayvanatın ne suçu vardı?” diye düşünülmesi de özgür bu arada.
Yine erken modern dönemde, özellikle 1500–1700 arasında cadı mahkemeleri adı altında on binlerce insan asıldı, yakıldı. İnsan, anlamlandıramadığı şeyi yok etmeye meyilli.
Gelelim ikinci dünya savaşına. Kısaca bilgiyi tazelemek için baktım; bilimsel aralık 70–85 milyon insanın öldüğü yönünde.
Yer gök kan…
Yakın tarihte de değişen bir şey yok. Savaşlar, katliamlar… İnsanlık tarihi kendi gölgesinden çıkamıyor.
Geçen haftalarda kulüp Asamblesi için bir etkinlikteydik. Farklı düşünen zihinler bir aradaydı. Okan Bayülgen’in olduğu, eşimle birlikte dinlediğimiz 8-10 kişilik bir söyleşide, sohbetin bir yerinde şu cümle masaya bırakıldı:
“Dünya her şeye rağmen düzlüğe çıkacak.”
Gerçekten çıkacak mı?
Gelelim bugüne. Bir yanda savaş. Diğer yanda Kahramanmaraş’ta okulda yaşanan vahşet. Tiyatrodaki komedi ve trajedi maskeleri gibi… Ama terazide ağırlık şu an trajedide.
İnsanlık değişmiyor.
Sadece sahne değişiyor.
Peki ne yapacağız?
Önce şunu unutmayacağız: Hasta bir zihin, sadece kendini değil dünyayı da bozar.
Sonra kusurları dile getireceğiz. Üzerini örtmeyeceğiz.
Veba’daki gibi… Hastalık yayılır, insanlar alışır, sonra toparlanır. Ama iz kalır.
İnsanlık da böyle.
Yara alır, unutur, tekrar yara alır.
Ama yine de ayağa kalkar.
Atakule’de, hayata karşı direncini hiç kaybetmemiş bir ağabeyim, Bülent Özer ile Ankara manzarasına bakarken bunu konuştuk. Onun cümleleri, yaşanmışlığın süzgecinden geçmiş bir dinginlik taşıyor. Oradan Halil İnalcık’a geldik. 90 yaşında ziyaretine gelenlere “Bunlar sıradaki kitaplar” diyebilen bir zihin… Ölümüne kadar üretmeye devam eden bir irade.
Demek ki mesele şu:
Dünya düzelir mi bilinmez.
İnsan düzelir mi, o da tartışılır.
Ama insan, her şeye rağmen yaşamayı seçebilir.
Ve bazen bütün mesele budur.
Her şeye rağmen yaşamak.
Sağlıcakla.